Yürüdükçe katılanların sayısı da giderek arttı

29 August 2013 Thursday, 23:34

Siz niye yürüyorsunuz evladım?” Halil Savda’nın 1 Eylül 2012’de, Uludere’de öldürülen 34 kişinin mezarının başından Ankara’ya doğru barış için çıktığı, 50 gün süren, 1400 kilometrelik yürüyüşü boyunca en çok duyduğu sorulardan biriydi bu.

Yürüdükçe katılanların sayısı da giderek arttı
Srebrenitsa’daki insan hakları savunucularının her yıl gerçekleştirdiği yürüyüşten esinlenen Savda, Dünya Barış Günü’nde Uludere’den yola çıktığında yolda kendisini nelerin beklediğini ve yürüyüşünün nasıl karşılanacağını bilmiyordu. Sadece tek bir isteği vardı: “Bu topraklarda artık insanlar ölmesin.”
Savda’nın yürüyüşü beklediğinden büyük yankı uyandırdı. Önce yanında onunla birlikte yürüyenlerin sayısı giderek arttı, sonra ülkenin dört bir yanında özellikle sosyal medyada anbean takip edilmeye başlandı. Adana’ya vardıklarında Deniz Şengenç de kamerasıyla onlara katıldı. Uludere’de çocuklarının mezarı başındaki yaslı ailelerin iyi dilekleriyle başlayan yolculuk böylece milyonlara ulaşacak bir belgesel projesine de dönüştü.
Savda her ilde, ilçede, köyde Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, herkesten barış için destek gördüklerini gözleri parlayarak anlatıyor. Savda ve Şengenç geçtikleri yollardan hikayeler biriktirmişler. Suruç’tan geçtikleri sırada PKK’lı yakınlarının cenazesine giderken yollarını kesip sarılanların, polisin
“O köyde sıkıntı yaşayabilirsiniz, sizi biz koruyalım” dediği Gülek’te karınlarını doyursunlar diye yedi koyunlarından birini onlar için kesen bir amcanın, PKK’ya esir düşmüş bir askerin kardeşinin ve komandoyken PKK’ya esir düşünce savaş karşıtlığını savunmaya başlayan İbrahim Yayalalı ile yol boyunca Savda’ya zaman zaman yoldaşlık eden 500 kişinin hikayelerini…

“Barışın ütopik bir şey olmadığını fark ettiler”
“İnsanlar barış talebinin ütopik olmadığını fark ettiler” diyen Şengenç, bu yürüyüş sayesinde barışa inananların yalnız olmadıklarını fark ettiklerini vurguluyor. Ardından ekliyor:
“Savaş insan öldürmektir. İnsanların ömürleri bir defa var.”
Savda’ya Adana’dan itibaren eşlik eden Şengenç için esas macera ise yoldan döndükten sonra başlamış. Evine gelip kayıtlarını önüne koyduğunda 70 saatlik görüntü ile karşı karşıya kalmış. Şengenç ve belgeselin editörü Didem Pekün, bir yıl boyunca tekrar tekrar bu görüntüleri izledikten sonra, yürüyüşün mesajının önüne geçmeyecek, yönlendirmeye neden olmayacak şekilde günlerce kurgusunu yapmak için uğraşmışlar.

“Hayata, acılara mizahla direniyorlar”
Belgeselin galasına katılanlardan biri gösterimin ardından, “İzlerken
bizi duygudan duyguya aktardı”
deyince Şengenç “İşte bu” demiş, “Hayat da zaten bu değil mi?”
Gösterim sırasında 1 saat boyunca Şengenç’in deyimiyle salondan ‘kıkırdama’ eksik olmamış. “Gittiğimiz her yerde de mizah vardı” diyen Savda ve Şengenç, yol boyunca kendilerinin de sık sık güldüklerini söylüyor. “Bizim hayatımızda mizah her yerde var. Bu coğrafyada yaşayan her insanın genlerine bu topraklarda bin yıllardır devam eden katliamlar bir şekilde işlemiş. İnsanlar pratik zekalarını kullanarak, mizah yoluyla bu acılara, hayata karşı direniyor. Bu dikkatimizi en çok çeken şeylerden biriydi” diyen Şengenç, bunun belgesele de yansıdığını anlatıyor. Savda için bu yürüyüş henüz başlangıç. Şimdi Suriye’de barışa katkı sağlamak için oradan gelecek bir davet bekliyor.

“Yürümek”

Savda’nın 1 Eylül 2012’de Uludere’den başlayıp 20 Ekim’de Ankara’da sonlanan Barış ve Adalet Yürüyüşü’nün hikayesinin anlatıldığı “Yürümek” adlı belgesel, 2012’de Çiğdem Mater ve Nesra Gürbüz tarafından kurulan Ret Film’in de ilk filmi… Yönetmenliğini Deniz Şengenç’in, yapımcılığını Melek Ulagay’ın üstlendiği belgesel bu hafta izleyicilerle buluşmaya başladı.

Halil Savda: “Zor ama güzeldi”

Gülek’te bir evden çıktık, yürürken bir evin avlusunda oturan bir anne bizi gördü. “Nereye gidiyorsunuz?” dedi. Bir arkadaş da, “Barış için yürüyoruz. Kimse ölmesin bu topraklarda” dedi. Anne ağlamaya başladı.
Ne askerde oğlu vardı
ne de bir yakınını bu çatışmalarda kaybetmişti. Sadece dedi ki: “Ben televizyonlarda asker cenazeleri görmekten bıktım, bu savaş bitsin.” Bunu söylerken ağlıyordu. Biz de onunla birlikte ağladık. Kimi zaman güldük kimi zaman ağladık… Bu yürüyüş
zordu ama güzeldi.

Bir önceki yazımız olan Hande Yener Youtube sahtekarlığı mı yaptı? başlıklı makalemizde atiye, Barbaros ve Bedük hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz