Youtube’da yapılan sahtekarlık hakkında!

Aslında niyet çok insancıl: “Benim şarkımı da milyonlar görsün. Benim de Cem Yılmaz kadar takipçim olsun, beni de ciddiye alsınlar, benim de ekonomi, dış politika ve muhalefet hakkında fikirlerim var. Açılım sürecini yorumlamak istiyorum, zaten doğuştan futbol uzmanıyım…” Küçük bir sorun var; bu amaca yani insanlara, onların zihnine ya da kalbine ulaşmak için önce çalışmak, öğrenmek, bilmek, ter dökmek lazım. Yetmez şans da lazım. Nice “hak eden” unutulmuş, nice “hak etmeyen” baştacı edilmiş. Kısmet. “Hiçbir şey yapmayayım ama benim de olsun” İnsan başarı garantisi olmayan bir yola hayatını adamaya çekinir mi, çekinir (bu bakış açısındaysa zaten çekinir). “Hiçbir şey yapmayayım ama benim de olsun” en güzel kafa. Kolayı var, karşınıza bir kısa yol çıkıyor. Şu programı bilgisayara yükle, bütün gün klibini tıklasın, “like” edip dursun. Sonra git havanı at, geliri de cabası. Sosyal medya uzmanı bir dostuma telefon açtım, “Youtube’da doping nasıl yapılıyor?” diye sordum. “Sen de çok safsın, bunlar hep bilinen şeyler” dedi. Millet birbirine doğum gününde Twitter takipçisi hediye ediyormuş. Bir sabah kalkıyorsun 100 bin takipçin var. Sevgilin sana kıyak yapmış. “Aşkım çok tatlısınnnn…”

Takipçi satanların söylediğine bakılırsa satın alınanın yüzde 10’u kalıcı oluyormuş. Güzel bir oran. Neticede bir adet “hiç kimse”sin. Birkaç yüz lira harcıyorsun ve binlerce, onbinlerce kalıcı takipçin olabiliyor. Sabah sabah “sucuklu yumurta keyfi”ni yazabiliyor, sana çakan arkadaşa, asabını bozan komşuya ya da eski sevgiline ağızlarının payını (“anlayana” diye diye) sen de ziyadesiyle verebiliyor, polemiğe bile girebiliyorsun. Madem böyle bir imkan var… Madem Twitter, Facebook, Instagram’da “on binlerce takipçi” sloganıyla mevcut siteler var, madem bu sitelerde “arayın, görüşelim” şeklinde iletişim telefonları dahi verilmiş, madem her türlü manipülasyonu alenen yapıyoruz, kimse karışmıyor, zor yoldan gitmek niye? Sosyal medyada yolsuzluk dediğimiz şeyi bugün herkesin önünde iş olarak yapanlar var ve en çok da sosyal medya işindekiler bu durumdan rahatsız. Sanırım bu yazıdan sonra ses vereceklerdir.

Geçen yıl 45 milyon dolar kazanan DJ

Ne DavId Guetta’nın İbiza havalarını, ne Tiesto’nun birbirinin aynı “yükselme/düşme” numaralarını ve tekdüzeliğini (bir süre sonra kimsenin umrunda olmuyor zaten), ne DeadMau5’ın fazla renksiz ve düz bulduğum müziğini beğenip zevk alabildim bugüne kadar. Skrillex’te dâhice bir şeyler var ama fazla kafa ütülüyor. Avicii, Swedish House Mafia gibi şeyler dinleyeceğime “DJ müziğinde ne varsa 90’larda var” deyip kendimi Armand Van Helden’a teslim etmeyi tercih eden eski kafalı bir elektronik dans müziği dinleyicisiyim zaten. Armin Van Buuren? Aman Allah korusun. Global Underground muhabbetinden de hiç hoşlanamadım. Alameti farikasını anlamadım. Forbes açıkladı, müzikte en fazla DJ’ler kazanıyor. Ve gördüğünüz gibi listeki neredeyse herkese bir kulp takmayı bildim. Bir numara hariç. Geçen yıl yaklaşık 45 milyon dolar kazanmış. Ben hakkımı helal ettim. Yeni nesil DJ’ler arasında sıkılmadan dinleyebildiğim ve çok eğlendiğim tek isim o; Calvin Harris. Siz yine de para için şöhretlere yaptığı remikslere pek itimat etmeyin. Albümlerine bir göz atın ilgilendiyseniz. (Not: Listedeki ikinci favori ismim Diplo. Hakkını yemeyelim değerli bir DJ kendileri.) n

NASIL YAPILIYOR?

Twitter: Size “tıkla takipçi kazan” diye linkler yolluyorlar ya ara ara. Tıklıyorsunuz ya. İşte bu tıklamayla hesabınızı ele geçirmelerine izin veriyorsunuz ve pazarlanan takipçiler arasında yerinizi alıyorsunuz. Sizi zombi hesap haline getiriyor, sonra da sizi parayla satıyorlar. Kendi hesabınızı bile satın alıyor olabilirsiniz. Follow, unfollow, RT, favorileri hatta doğrudan mesajları bile teslim etmiş oluyorsunuz. Buna razıysanız buyrun yapın. Bu şekilde çakma hesaplarla trending topic’ler belirleniyor. Siyasilerin de ağzını sulandıran bir iş bu. Seçimler yakın, takipçi atılımı yapan siyasetçilerimizi göreceğiz hep birlikte.

Youtube:
Yazılımlar bir videoyu farklı bilgisayarlardan girilmiş gibi göstererek milyonlarca kez tıklayabiliyor. Mesela realtakipci.com diye bir site var. Bu alanda “yardımcı” olan onlarca siteden biri. “Yüzde yüz Türk, gerçek ve aktif kullanıcılar” sloganıyla kullanıcı satıyor. Girdim baktım, cep telefonlarını bile yazmışlar yardım isteyene. “Nasıl takipçi alırız, nasıl tıklanırız hacı?” diye arıyorsun, gerekeni yapıyorlar…

Facebook:
Facebook’ta farklı sistemler var. Trafiği çok olan internet sitelerine html kodlar yerleştiriliyor. Bu siteye girenler doğrudan Facebook’la giriş yaptırılmak için yönlendiriliyor. Giriş yaptığınızda yönlendirilmiş olan Facebook sayfasını da beğenmiş hatta paylaşmış oluyorsunuz. Bazen arkadaşlarınızdan durduk yere gelen anlam veremediğiniz “beğenme” duyurularının nedeni bu. Muhtelif oyunlar ise en büyük Truva atı. Bu oyunları oynamak için açılan pencerelere tıklaya tıklaya hiç haberiniz olmadan tanımadığınız birinin klibini tıklamaya kadar gidiyor işin sonu.

Haftanın albümü – “Right Thoughts Right Words Right Action”

Dört yıldan bu yana yayımlanan ilk albümünüz… Öncesinde o kadar başarılı olmuşsunuz ki 2000’lerin en iyi 10 disco-rock şarkısı listesine en az üç şarkınız girer. Yani yeni albüm ya daha rock-dans olacak ya da adına “olgunluk” denen akustik kafalara gireceksiniz. 27 Ağustos’ta resmi olarak yayımlanacak yeni Franz Ferdinand albümü internette dinlemeye açıldı. Dinledik, ziyadesiyle memnun kaldık. Franz Ferdinand her iki yola da başvurmamış. Aradan ilerlemiş. “Love Illumination” gibi eski usul gaz şarkılar yanında (aman illuminati falan olmasın bu işin arkasında) “Stand On The Horizon” gibi daha yeni ritimler üzerine inşa edilen dans müziği fikirleri var. Dans-rock dengesinde ibre dansa kaymış. “Fresh Strawberries”deki Beatles vurgusuna da bayıldım. Güzel melodiler, insanda yeniden dinleme hissi yaratan gitar riff’leri ve eskisine göre daha net ve garaj sound’ndan biraz daha uzak bu albümü muhakkak dinleyin.

Mehmet Tez

Bir önceki yazımız olan Çimlere basmayınız! başlıklı makalemizde aslı perker ve çimlere basmayınız hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *