Yine Ömer Tuğrul İnançer yine olay

Ömer Tuğrul İnançer, önceki gün TRT’de yayınlanan “Ömer Tuğrul İnançer İle Gönül Dünyamız” isimli programda kadınların ekonomik özgürlüğüyle ilgili şöyle konuştu:
Evlilik kurumunun bugünkü empoze edilen, ‘Ben kendi ayaklarımın üzerinde dururum’, ‘Kadının ekonomik hürriyeti’ gibi aldatmacalardan vazgeçilmesi lazımdır. İstatistikle meşgul olanlar boşanmaların kimler arasında olduğunu bir istatistiki anket yapıversinler. Çalışan kadından bahsediyorum. ‘Ben kocama muhtaç değilim’ diye evvela ailesini dağıtıyor. Kocasına muhtaç değil ama elin adamının patronunun hizmetinde olmayı haysiyetine uygun buluyor. Kocasının emrinde olmayı haysiyetine uygun bulmuyor. Ben eş demem. Eş yoktur, eşitlik yoktur. Ben karımla, çocuğumla eşit değilim. Eşim değil, zevcem olur. Karı da kurumsallığı anlatmak için kullanılır.”
İnançer’in bu sözlerine kadınlar şu tepkiyi gösterdi:

‘Kadınlar farkında değil’
– Aydeniz Alisbah Tuskan (İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü): Türkiye bir yandan uluslararası sözleşmelerde ‘Devlet ayrımcılığı gidermek için önlem alır’ diye imza atıyor, bir yandan bunlar yokmuş gibi kadınların aleyhine ayrımcılık içeren beyanlarda bulunuyor. Diyanet İşleri de bunu yaptı. Siyasetçilerin uluslararası imzaladığımız sözleşmelere uygun hareket etmesi gerekiyor. Ben bu durumu kınıyorum. Bütün kadınların da ayağa kalkıp bu söylemleri kınaması, protesto ederek reddetmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama kadınların yüzde 18’inin okuma yazma bilmediği bir ülkede kadınlar bu söylemin farkında değil.

‘Medya ortak oluyor’
– Doç. Dr. Hülya Uğur Tanrıöver (Medya İzleme Grubu): Bu ırkçı, ayrımcı, nefret söyleminden beslenen sözleri ülkemiz kadınlarının yükselen eşitlik mücadelesine ve erkek zihniyetine karşı yazmakta oldukları tarihe havale etmek en doğrusu. Kölelik sisteminden öteye geçememiş bir kişinin kadınları ille de birilerinin ‘emrinde’ olarak algılaması zaten genel düşünce yapısını sergiliyor. İnançer’in kadınların eşitlik konumuna ilişkin bu infial, öfke yüklü söylemi aslında nasıl bir korku ve endişenin pençesinde olduğunu dile getiriyor. Ama benim asıl sözüm medyaya. Bu tür nefret söylemi yayan kişilere özel yayın yaptırmak, doğrudan o yanlışa ortak olmaktır.

‘Kota konulmalı’
Funda Ekin (Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Gönüllüsü): Bu programın adı ‘Ömer Tuğrul İnançer ile erkek dünyamız’ olarak değişebilir. Sözlerin tamamı daha öncekiler gibi ayrımcı, cinsiyet eşitliğine aykırı. Bu söylemlere hamilelik izni gibi kadınlarla ilgili yasalarda düzenleme yaparken kadınlara sormayan hükümetin zemin hazırladığını düşünüyorum. İsyerlerinde cinsiyet kotası mutlaka konulmalı, yasal olarak düzenlenmelidir. Aileyi öne çıkarıp kadını ikincil konumlandıran tüm açıklamalara, düzenlemelere son verilmelidir.

‘Eşitliğe aykırı’
Melek Özmen (Filmmor Kadın Kooperatifi yönetmeni): ‘Tasavvuf düşünürü’ denen birinin haddi ve alanı olmayan kadınlarla ilgili süregelen beyanları, anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Bunları devlet televizyonunda söyleyebiliyor olması oldukça vahim. 6 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz edene iyi hal indirimi uygulayabilen bir yargının ‘anayasanın eşitlik ilkesi’ne aykırı bu tür beyanlarda bir adım attığını göremedik. Bu tür beyanların sahipleri ile buna engel olamayan tüm merci ve yetkililer, sadece boşanmak istediği için kocası tarafından öldürülen binlerce kadının katilleriyle suç ortağıdır.

Bir önceki yazımız olan İlber Ortaylı'dan 'Ben Onu Çok Sevdim' dizisine ayar! başlıklı makalemizde Adnan Menderes, Ben Onu Çok Sevdim ve Ben Onu Çok Sevdim İlber Ortaylı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *