Yavuz Bingöl Öykü Gürman ve Serkan Çağrı birarada

Yavuz Bingöl, Öykü Gürman ve Serkan Çağrı, 18 Ağustos’ta Harbiye Açıkhava’da verecekleri konser için bir araya geldi. Çağrı, “Aynı sahnede buluştuk, kahve gibi üçü bir arada olduk” diyor…

18 Ağustos’ta Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde senfonik orkestra eşliğinde verecekleri konser için bir araya gelen Yavuz Bingöl, Öykü Gürman ve Serkan Çağrı, seyircilerine unutulmaz bir müzik şöleni yaşatmaya hazırlanıyor. Harbiye sahnesinde ilk defa üçlü olarak sahne alacak sanatçılar, hem müzik sektörünün gelişimi hakkındaki düşüncelerini dile getirdi, hem de projelerinden bahsetti.

Üçlü olarak ilk defa mı sahneye çıkacaksınız?
Öykü Gürman: Serkan Çağrı’yla konservatuvar yıllarımızdan itibaren çok güzel bir dostluğumuz var. Yavuz Bey ve Serkan’la Harbiye’de sahneye çıkacak olmak benim için bir ilk ama Serkan’ın düzenlemiş olduğu klarnet festivalinde daha önce üçümüz sahneye çıkmıştık. Bu konser de klarnet festivalinden sonra yapmayı düşündüğümüz bir şeydi.
Serkan Çağrı: Üç kişinin aynı sahnede buluştuğu ortak ve bireysel repertuvarların olduğu, senfonik orkestranın da eşlik edeceği güzel ve farklı bir konser hazırladık. Hepimizin albümünde olan eserlerin senfonik düzenlemeleriyle seyircilerin karşısına çıkacağız. Kahve gibi üçü bir arada olduk.
Yavuz Bingöl: Harbiye çok özel bir sahne. Daha önce Harbiye’de yedi defa konserim oldu ama Öykü ve Serkan’la ilk defa çıkacağım. Çok güzel bir gece olacağını düşünüyorum. Çünkü Serkan’la uzun süre te-levizyon programında kendi yaptığımız müziğin ortak paydalarını bulup, hoş bir ikili olduk. Öykü’nün de kuvvetli ve önemli bir sesi var. Çok ciddi bir yorumcu. Onunda aramıza katılmasıyla küçük sürprizleri olan, hüzünlendiğimiz, hoş bir konser olacak.

Bu konserin diğer konserlerinizden farkı ne olacak?

Y.B: Çolpan Abla (İlhan) ve Murat Göğebakan’ı kaybetmemizin
üzerine bir konserde bir araya geldik. Bu yüzden onlar içinde bir şeyler yapacağız ve onlar için söyleyeceğiz. Bütün müzisyenler için Harbiye Açıkhava çok özel bir yer olmuştur. O açıdan diğer konserlere nazaran çok özenle hazırlandığımız bir konser.
Ö.G: Benim için üniversite ve belediye konserleri de ayrı ama bu konser mesleki anlamda tatmin duygusunu yaşatan bir sahne. Gerek seyirci, gerek tam donanımlı bir orkestrayla konser vermek çok güzel.
S.Ç: Beraber çalıştığımız özel müzisyenlerin olduğu orkestramız, Orhan Şallıel tarafından yönetilecek.

Farklı isimlerin aynı sahnede buluşmasını yeni bir trend ya da yeni bir akım olarak adlandırabilir miyiz?

Y.B: Müzik adına, farklı müzik türleri yapan kişilerin bir araya gelmesi çok güzel bir şey. Müzisyenlerin ortak projelerde çalışmalarını önemli buluyorum.
Ö.G: Üreten insanın varlığını gösterebildiği bir zaman diliminde yaşıyoruz. Çünkü öbür türlüsü sabun köpüğü gibi. Müzik adına gerçekten emek sarf eden insanların kaldığı ve kalması gereken yıllarda yaşıyoruz. Eğlenmekle müzik yapmak birbirinden farklı şeyler. O yüzden farklı isimlerin müzik üretimi için bir araya geldiklerini görmek mutluluk verici. Sanatçıların ortak bir şey yapmaları müziğin evrensel olduğunun bir kanıtıdır.

DAHA YARATICI OLMALI
S.Ç: Dünyada düet çalışmaları albümlere kadar yansıyan bir şey. Türkiye’de buna geciktiğimizi düşünüyorum. Son anda bunu yakalar gibi olduk ama o noktada dünya bambaşka bir trende dönmeye başladı. Amerika ve Avrupa’daki en top isimlere baktığınızda sahne şovları ve beraber çalıştıkları diğer isimlerle seyirciyi ve kendilerini heyecanlandıran işler yaptılar. Bizim yaptıklarımız ise sadece onları andıran işler oldu. Keşke daha özünde, daha gerçekçi ve yaratıcı işler ve buluşmalar olabilse ama son yıllarda birçok kalıbı kırdık. Farklı müzik türlerini özümsedik.

TUTSUN DiYE iŞ YAPILMAZ

Müzikte Batı’dan aldığımız örnekler var. Sizce batı, Anadolu’yu müzik konusunda örnek almıyor mu?

Ö.G: Eğer söz konusu olan müzikse, bu coğrafyanın dünyaya anlatacak çok önemli cümleleri ve dersleri var. Biz sahip olduğumuz müzik kültürüyle dünyaya ders veriyoruz. O yüzden Anadolu müziğini diğer müzik türleri arasında hep ayrı bir yere koyarım.
Y.B: Anadolu, müzik kültürü açısından çok zengin. Bütün dünya müzisyenleri bu coğrafyadan besleniyor. Biz bunun farkındayız ama farkında olmayan çok insan var. Mesela yedi yüz yıl önce yapılan bir türkü sizi içine alıyor, sizi sarıp sarmalıyor ve bir duygu yoğunluğu yaşatıyor. Çünkü yaşanmış bir şeyden yola çıkıyor.

Türkiye’deki müzik sektörünün geldiği noktadan memnun musunuz?

Ö.G: Müzik şirketini mutlu etmek adına müzik yapmakla, gerçekten istediğin bir şeyi yapmak arasında ciddi bir fark var. Mesela ben tutan bir türküm oldu diye, tekrar tutan bir türkü yapma isteğiyle karşılaştım. Müzik tutsun diye yapılmaz.

DURAKSAMA VAR, ÜRETiM YOK

Serkan Çağrı: Müzik sektörü güçlenmeli. Bu tip buluşmaları, biz kendi kafamızda kurgulasak bile bunları bir yere taşıyacak kişiler olmadığından seyirciye sunamıyoruz.
Halbuki, seyirci önünde bir şey sunup, beğeni toplandığında tekrarını yapmak çok kolay oluyor. İşte buna inanan kişilerin önceden çıkıp, teklif etmesi çok önemli. Açıkçası günümüzde çok da zengin konserler olduğu söylenemez.
Müzik kültüründe bir duraksama var, üretim yok. Kültürel yozlaşmanın önünü cover müzikler açmaya başladı.

KALBiMiZ MUZiK iÇiN ATIYOR

Birlikte başka pro­je­le­ri­niz var mı?

S.Ç: Bir­bi­ri­mi­zin yap­tı­ğı ça­lış­ma­la­ra her za­man des­tek olu­yo­ruz. Özel­lik­le or­tak nok­ta­la­rı­mı­zın bir ara­da ola­ca­ğı özel iş­ler yap­mak istiyoruz. O yüz­den Ya­vuz Ağa­be­y’­le te­le­viz­yon­da mü­zik prog­ra­mı ya­pı­yo­ruz. Me­se­la bir­çok te­le­viz­yon prog­ra­mına Öy­kü­’y­le be­ni ay­nı an­da ko­nuk ola­rak da­vet edi­yorlar. Bu üç kalp, ömür yet­ti­ği sü­re­ce gü­zel pay­la­şım­lar ya­pa­cak­tır.

Oyun­cu­luk­la il­gi­li ye­ni pro­je­le­ri­niz var mı?

Y.B: Ye­ni se­zon­da ‘Ka­ra­gü­l’ de­vam ede­cek. Onun dı­şın­da bir­kaç ta­ne si­ne­ma fil­mi pro­je­si var.
Ö.G: Bu ko­nu­da ben çok he­ye­can­lı­yım. Çün­kü ‘Ur­fa­lı­yam Ezel­de­n’ di­zi­sin­de ‘Cey­la­n’ ka­rak­te­ri­ni can­lan­dı­ra­ca­ğım. Do­lu­nay Soy­sert ve Bü­lent İna­l’­ın ya­nı sı­ra bir­çok de­ğer­li isim­le baş­ro­lü pay­la­şı­yo­rum. Ka­rak­te­rimin şar­kı söy­le­yen bi­ri ol­ma­sı be­ni ra­hat­la­tı­yor ama he­ye­ca­nı­mı bir tür­lü ye­ne­mi­yo­rum.

MELiS GÜVENÇ

Bir önceki yazımız olan Murat Dalkılıç ile Merve Boloğur evleniyor mu? başlıklı makalemizde Merve Boloğur ve Murat Dalkılıç hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *