Ya Gezi’nin arkasında CHP olsaydı

Olaylar direnişçilerin çadırının yakıldığı sabaha karşı değil, çadır söndürüldükten 18 saat sonra ancak başlardı.
– Eğer Gezi’nin arkasında CHP olsaydı direnişin başladığı yer Gezi Parkı değil, Gazi Parkı olurdu. (İdeolojik sebepler ve yanlış anlaşılmalar bir araya gelince…)
– Eğer Gezi direnişini CHP örgütleseydi, TGB’lilerle BDP’liler parkta yan yana çadır kurmaz, ulusalcı CHP’liler ile özgürlükçü CHP’liler birbirlerinin çadır iplerini keser, ha bire hır çıkardı.
– Eğer Gezi bir CHP işi; Taksim Dayanışması da CHP’nin kontrolünde olsaydı Mustafa Sarıgül direniş boyunca ortadan kaybolmaz, Dayanışma’ya belediye binasında oda tahsis ederdi.
– Gezi bir CHP organizasyonu olsaydı duvarlarda “kahrolsun bağzı şeyler” yerine “çağre Sarıgül” yazıları görürdük.
– Eğer Gezi CHP patentli bir eylem olsaydı, birkaç gün sonra parti, eylemin adının “Yeni Gezi” olarak değiştiğini ilan ederdi.
– Eğer Gezi bir CHP fikri olsaydı Deniz Baykal her sabah parktaki havuzda yüzerdi.
– Eğer Gezi CHP patentli olsaydı park gece gündüz Kürt grupların halaylarıyla değil, CHP kurultaylarının değişmez fon sesi, elektro bağlamayla çalınan İç Anadolu yöresinden türkülerle inlerdi.
– Eğer CHP birikimi Gezi’nin arkasında olsaydı tez vakitte “Biz ayrı direneceğiz”ciler ortaya çıkar, yakınlarda direnişe uygun bir park bulamayıp Gezi’nin eteğine geri dönerlerdi.
– Eğer Gezi bir CHP kalkışması olsaydı direniş haftalarca değil üç gün filan sürerdi sonra da sabun köpüğü gibi dağılırdı.
– Eğer Gezi’nin arkasında CHP olsaydı, bugün “Hakikaten ya Gezi diye bi şey vardı, neydi o” diyor olurduk.
– Eğer CHP Gezi gibi organik ve birleştirici bir direnişi örgütleme kapasitesine sahip bir parti olsaydı, üyeleri bugün anayasa komisyonunda diğer partilerin önünde birbirine giren ve çözüm için Meclis başkanına giden bir parti olmazdı. O yüzden Başbakan’ın “Gezi’nin arkasında CHP var” sözünü itiraz etmeden sahiplenmelerinde kendileri için fayda var.

Devede kulak

“Böl ve yönet”i yüzlerce yıldır biliyoruz; iktidar mücadelelerinin her çağa uygun, kadim ve sinsi yöntemlerinden biridir. “Vur, kır, parçala, kazan”ı statlarda öğrendik; bu da kazanmak için her şeyi mubah gören bir başka gözü dönmüşlüğün sloganı.
“Çarpıt, küçümse, uydur” ise dinleyenlerde, tahtaya tırnak sürtme etkisi yaratan yeni bir formül. Örnekse şöyle yapılıyor: Suriye’deki iç savaşı, Taksim’deki sivil direnişle karşılaştır (çarpıt), ülkende ölenleri sayılara indirge ve görmezden gel (küçümse), uluslararası medyanın Suriye’yi hiç görmediğini Taksim’de ise aralıksız yayın yaptığını her yerde anlat (uydur). Meşrebinizin genişliğine, yakın vadeli siyasi ihtiraslarınızın yakıcılığına göre bu formüldeki insani hassasiyetleri daha da azaltırsanız, sonuç alma ihtimaliniz (belediyede adaylık şansınız) yükselir.

Bize bir isim lazım
İki kız çocuğunun dönüşümlü olarak yaşadığı (uzun hikaye, sonra anlatırım) evimize birkaç hafta sonra bir de oğlan çocuğu geliyor. “Hayatımızı daha fazla nasıl zorlaştırırız” diye konkur açsak ancak bu kadar zor koşul bir araya getirilebilirdi, biz bu arada bunu da başardık: Ev değişikliği, yurtdışında doğum hazırlıkları, bakıcı cambazlıkları vs günlük mesaimizin ve enerjimizin önemli bir bölümünü emiyor. Bu arada en yakıcı meselemize hala çözüm bulamadık: Bu çocuğun adı ne olacak?
Karım kod adı olarak uzun süredir “junior”ı kullanıyor. Allahtan bu, “Daha iyisini bulamadık, buna da alıştık, böyle koyalım gitsin” diyebileceğimiz bir isim değil de bu ucubeyi çocuğun başına musallat etme ihtimalimiz yok. “O ismi” henüz bulamasak da arama sürecinde öğrendiğim birkaç şey var:
– Erkek ismi koymak kız ismi koymaktan daha zor (tecrübeyle sabit).
– İnternette isim sözlükleri var ama hepsi kopyala yapıştırla çoğaltılmış (isimlerin anlamları diye karşılaştığınız zırvaların ha bire tekrarlanmasından anlıyorsunuz).
– Sonu -can ile biten isimler çocuklara artık pek konulmuyor.
– Kuzey, Güney, Ege, Toprak ratingi yüksek isimler ama galiba onlarda da doyum noktasına ulaşılmış.
– Klasik isimler güzel ama onların da o kadar çok çağrışımı var ki eliniz pek gitmiyor.
– Adı Mirgün olan birinin, beğenmediği isim önerilerine “Böyle abuk isim mi olur” tepkisi vermesi saçma oluyor.
– Çocuğunuza yakın arkadaşlarınızdan birinin adını verip karşılığında eğitim vs masraflarını çıkarabilirsiniz, (böyle bir teklif de aldım.)
– Bu ara karşılaştığım herkesin yüzüne bir müddet boş bakmam o kişiyi çıkaramadığımdan değil; “Bu adamın ismi bizim oğlana olur mu” diye tartmamdan.
Şu ana kadar kesinleşen, elimizde şimdilik bir kısa liste olduğu ve ailedeki iki isimlilere bir yenisinin ekleneceği. Sonucu yakında açıklarım.

Bir önceki yazımız olan CHP, Ak Parti ve “kalekol” başlıklı makalemizde aydın doğan, başbakan ve beşli çete kimdir hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *