Ürdün’de gezilecek görülecek yerler

Terörün hedefinde Ürdün de var. Bakalım dünya ama asıl önemlisi Arap dünyası ve ülkemiz bu konuda Ürdün’ü ne kadar destekleyecek, himaye edecek?

Bugünlerde IŞİD tarafından rehin alınıp maalesef katledilen Ürdünlü pilot dolayısıyla bu ülkenin ismi gündeme geldi. Ürdün, Arap dünyası içinde benim en çok ısındığım, hem mazinin izlerini hem modern dünyayı çok dengeli bir şekilde taşıyan hem de iki dünyayı birbirine çok iyi bağlayan bir ülkedir.

Nüfusuna baktığımız takdirde
(6.5 milyon) yüzde 95’i Müslüman olarak görünür ama bu Müslümanların içinde önemli miktarda Filistinli göçmen, daha ilginci Osmanlı döneminden kalma Çerkezler ve her şeye rağmen ülkenin ve kraliyetin belkemiği sayılan Bedeviler vardır. Ürdün ordusunun temelini ve kraliyetin muhafız kıtalarını Çerkezler
ve Bedeviler üstlenmiştir.

Hicaz demiryolu hattı bugün bile kullanılıyor
1922’de siyasal kimliği tanınan ve 1946’dan itibaren de Haşimi Ürdün Krallığı olarak bağımsızlığını İngiliz mandasının bitimiyle edinen bu genç ülkenin binlerce yıllık tarihi ve ananesi bir askeri resmigeçitte bile görülür. Civardaki birçok Arap ülkesinin aksine küçük Ürdün ordusu 1948 ve 1967 savaşlarında daha başarılı oldu. Bu ülkenin yeraltı zenginlikleri de çok cömert değildir. Geniş fosfat kaynakları vardır ama petrol yoktur ve sanayiden gelir getirecek madenler çok bulunmaz.
Bununla birlikte Ürdün’ün dış sermaye açılışı ve işletmecilik zihniyetindeki farklılık özellikle 1990’lardan sonra sağlıklı bir gelir artışına ve bölüşümüne neden olmuştur. İstatistiklere ve sınıflamalara göre Ürdün üst-orta gelir grubunda yer alan ülkelerdendir. Gayrimüslim nüfusa baktığımız zaman sayıları az bile olsa, Hıristiyan Ortodoks Araplar, Hazreti İbrahim öğretisini takip eden 5 bin kadar Hanif, az miktarda Yahudi bulunur. Ermeniler ve Kürtler az sayıdaki muhacir gruplardır.
Bu ülkeyi ilk defa 1967 martında görmüştüm. Tek hatta işleyen eski model lokomotif ve sürüklediği vagonlar beni Hicaz demiryolunun anılarına götürdü. Gerçektir, Şam’dan başlayan Hicaz demiryolu hattı Ürdün’de bugün bile kullanılıyor ve lokomotifin düdüğü ile Osmanlı medeniyetinin bu son kalıntısı “Ben buradayım” diyor. Ürdün’den sonra bu hat artık yok. Arap isyanında tahrip edilen hatlar hâlâ onarılmadı.
Arap isyanı Birinci Cihan Savaşı içindeki Şerif Hüseyin isyanıdır. Yazın dahi ortalama sıcaklığın 30’lu dereceleri nadiren geçtiği bu kuru iklimli bölgenin geceleri nefistir. Çölden çok bozkırın hâkim olduğu bu ülkede çöl mehtabı unutulmayacak bir görünümdedir. Kıyıları ise (Akabe) balık ve bitki örtüsü itibariyle dalgıçların cennetidir.
Ürdün bildiğimiz klasik Arapça öncesi Nabati dilinin ve yazısının hükmettiği bir medeniyet merkezidir. Çölün pembe kayalıkları üzerine kazınmış Petra şehri Roma ve Ortadoğu medeniyetinin birlikte nasıl güzellikler yaratmaya kadir olduğunu gösterir.
Ben Ürdün’e ilk gittiğimde henüz 1948 sınırları söz konusuydu. Surlar içindeki Eski Kudüs, surların hemen dışındaki Eyyübi Caddesi ve Rockefeller Müzesi, Zeytindağı, Silvan gibi yerleşimler, Halilürrahman, Şeria Vadisi, Ölüdeniz ve Jericho Ürdün’e aitti. Bugün olduğu gibi o zaman da Ceraş (Gerasa) harabeleri Roma medeniyetinin satvetini gösteriyordu. Ürdün, Roma medeniyetinin bütün satvetiyle yaşadığı bir topraktır. Aynı şey dört asırlık Osmanlı medeniyeti için de geçerlidir.
Yeni kurulan, 20’nci yüzyılın Birinci Cihan Savaşı sonrası ürünü olan bu krallık bazı yönleriyle sanki 1000 yıllık bir devleti anlatıyor. Arap dünyasının iddialı cumhuriyetlerinde görülmeyecek şekilde kanun ve anane hâkimiyeti vardır. Kraliyetin despotizmini bunlar sınırlar. Oysa anayasal monarşi yani meşrutiyetle yönetilen bu ülkede, meclisin kudreti Ürdün melikinin şahsi yetkileri kadar güçlü değildir. Yargı ise tıpkı 19’uncu yüzyıl Osmanlı hukuku gibi özel hukuk alanında şeriata, borçlar hukuku alanında Mecelle’ye, ceza hukuku alanında karma bir sisteme dayanır. Yargının bu yapısı ve dini azınlıkların kendi içlerindeki hukuki örgütlenmeleri dolayısıyla da ihlali bazı Ortadoğu ülkelerinin aksine kolay değildir.

Ürdünlüler Arap dünyasından farklılar
Benim 1960’larda gördüğüm ve hayranlıkla gezdiğim Ürdün bugün kısmen yok. Lut Gölü’nün batısı, Jericho, Kudüs’ün tamamı artık Ürdün’ün değil. Ama doğusundaki Ürdün’ün iktisadi yönden kalkındığı, eğitimin geliştiği görülüyor. Kanunların ötesinde, ananenin kadınlara birtakım haklar verdiği anlaşılıyor. Bir taraftan da doğa hâlâ bütün güzelliğiyle korunuyor, tarihi merkezler tahripten uzak.
Bazı dallarda Ürdünlülerin Arap dünyasından farklı olduğu anlaşılıyor. Eğitim ve kültür, plastik sanatlar geleneksel müzik kadar Batı musikisinin klasik eğitimi, arkeoloji, tarih gibi dallar arasında bilhassa Osmanlı döneminin
bu küçük ülkeden beklenmeyecek
kadar ciddi ve ilmi şekilde öğretilmesi
ve öğrenilmesi söz konusu. Ama sulhsever küçük ülkenin taciz
edilmesi de kaçınılmaz. Bugün pilotun kaçırılıp katledilmesi gibi vaka da gösteriyor ki terörün hedefinde Ürdün var. Bakalım dünya ama asıl önemlisi Arap dünyası ve bizim ülkemiz bu konuda Ürdün’ü ne kadar destekleyecek; himaye edecek?

İLBER ORTAYLI

 

Bir önceki yazımız olan BMW 218i özellikleri ve fiyatı başlıklı makalemizde 218i Active Tourer, BMW 218i ve BMW 218i fiyatı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *