Ünlü isimler ve sade düğünler

 

Yaratıcılığa bayılıyorum. Sadeliğe daha çok bayılıyorum. Hele de imkanlı ve şöhretli insanların küçük şeylerden kocaman şeyler yaratmasını çok ama çok seviyorum.

Televizyon camiasında iki düğün vardı geçen hafta…
Oyuncu Nehir Erdoğan Kandilli’de eşine ait evde sade bir törenle; tiyatrocu Doğa Rutkay ise Bahar Country’de karnaval havasında bir düğünle attı imzayı. Nehir Erdoğan nikah şekeri yerine her davetli için hayvan barınağına mama bağışı yaptı. Rutkay ise tohum bombası dağıttı davetlilere…
Tekil şahıs kullanıyorum çünkü hepimiz biliriz ki düğündeki her detayla kadın ilgilenir.
Şimdi bana diyebilirsiniz ki “Konuşulmak için yapmışlardır…”
Olsun… Sonuçta yaptıkları işin birilerine faydası var mı? Var!
Tabii burada tek mesele oyuncu, yaratıcı olmak falan değil; yaşın çok önemi var…
30, hatta 35 yaşından sonra evlenen insanların düğünleri daha sıra dışı oluyor sanki. Çünkü bu yaşlarda herşeyin keyfini çıkarmak istiyor insan…
Anne-baba egemenliğinden çoktan kurtulmuş; eli ekmek tutunca da özgürce veriyor kararlarını!
Varlıklı ailelerden gelen 25’inde bir kızla, 27’sinde bir oğlan Bahar Country’de evlenip; nikah şekeri yerine hayvan maması bağışı yapmak istese…
“Şaşırdınız mı siz, Sadri Bey’ler güler valla”, “Babaannen çok kızar yavrucuğum”, “Elaleme maskara mı olalım oğlum?” gibisinden sınırsız diyalogla karşılaşıp; tıpış tıpış seçerler nikah şekerlerini gümüşler arasından… Beş yıldızlı otellerden birinde de atarlar imzayı. Düğün gecesinin yarısını yaşlı amca ve teyzeleri öperek geçirir; gece birbirlerine dokunacak halleri kalmaz.
Davetliler asla gittikleri düğünü beğenmez; düğün sahipleri ise kendi düğünlerinin tarihin en iyisi olduğuna inanır; bu masal böyle sürer.

KUMBURGAZ TERLİKLERİ GERİ DÖNÜYOR!

70’li, 80’li yıllarda hatta daha öncesinde çocuk olanlar bilir, Kumburgaz’ın önemli yazlık bölgesi olduğu zamanları… Missoni plaj kıyafetlerinin rüyalara bile girmediği, erkeklerin parmak arası terlik giyme ihtimalinin olmadığı seneler…
Kapıların çatkapı gelen misafirlere sahte sevinç çığlıklarıyla açıldığı; evin hanımının yemek ve temizlik yapmaktan denize giremediği tatil şekliydi o yılların yazlık yaşamları.
Akşamları balkonlarda köfte, patates kızartması üstüne de bolca karpuz yenilirdi; “Beşten sonra karbonhidrat yasak” diyen de yoktu!
Tarih dersi vermek değil amacım. Büyük bir tehlike yaklaşıyor haber vereyim istedim…
Yazın son demlerinde yanınıza gelen bir yakışıklıda,  şu resimdeki plastik terliklerden görürseniz; kendisi Kumburgazlı amcanın torunu değil, New York’lu bir trendsetter olabilir. Söylemeye utanıyorum ama içine çorap giymiş bile olabilir!
Şuan New York’ta herkes bu terliklerle şıpıdık şıpıdık dolaşıyorlarmış sokaklarda.
Allah kimseyi bu terliklerden giyen bir erkekle mutahap etmesin ayrı ama kapınızı ihtimallere açık tutun!

GREYFURT KOKUSU 5 YAŞ GENÇLEŞTiRiYOR

Pişerken yaydığı koku yüzünden yemek yapmayı sevmiyorum. Hoşuma gitmeyen bir kokunun olduğu ortamda agresifleşiyorum. Yazılarımı yoğun kahve kokusu arasında yazıyorum, kitap kokusu eşliğinde kitap okumak istiyorum.
Meğer sorun bende değilmiş! Sağlık editörü Esra Öz’ün ‘Kokuyla Keşfet’ adlı kitabında tüm cevaplar var.
Koku 24 saat boyunca kapatılmayan tek duyuymuş. Parmak izi gibiymiş. Kokuyla doğru eş seçilebilirmiş.
En can alıcı noktaya geldim! Greyfurt kokusu insanın olduğundan beş-altı yaş daha genç algılanmasına yol açıyormuş!

NESLiHAN ÖZYÜKSELER TANIŞ

Bir önceki yazımız olan Ali Sunal'dan samimi röportaj başlıklı makalemizde Ali Sunal ve Ali Sunal röportaj hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *