Uğur Yücel Zorba oyunu ile tiyatroya dönüyor

Usta oyuncu Uğur Yücel, 26 sene sonra ilk göz ağrısı tiyatroya dönüyor. Uğur Yücel, “Sahneye çıkmak hep basamak atlatır insan ruhuna… Ben de bir havalandım, sahneye konayım…” diyor

‘Muhsin Bey’, ‘Eşkıya’, ‘Balalayka’… Türk sinemasının en önemli isimlerinden Uğur Yücel, Nikos Kazancakis’in aynı adlı romanından uyarladığı ‘Zorba’ ile tiyatro sahnelerine dönüyor. Usta oyuncuyla tiyatroya dönüşü ve yeni projeleri üzerine konuştuk.

Yıllar sonra sahnelere dönmek neler hissettiriyor?
Sahne kenarında ölü bir ışıkta antre yapmayı beklemek ve o an… Sonra ışığın içine kendini bırakmak… Yüksek bir yerden boşluğa atlamak gibi. Çok uzun sürüyor bu atlayış. En az 1.5 saat… Bu duyguyu hayatta çok az yerde bulur insan…
Yeni nesiller bilmez ben tiyatro okudum ve oynadım; kökenim orası.

Uzun süredir dizi ve sinema filmleriyle karşımıza çıkıyordunuz. Sıkıldınız mı?
Sıkılmadım. Sinema pek yapamıyorum zaten. Geçmişime bakınca az filmde oynadım ya da yönettim.
Diziler de benim şansım mı, ben mi yaratıyorum bu şansı bilmiyorum ama hep çok iyi bir arkadaşlık ve set ortamı oluyor. Eğlenerek yapıyorum işimi.

SAHNEDE KENDİMİ HİÇ KOMİK BULMADIM
Sizi tiyatro sahnesine döndüren ne oldu?

Eskiden tek kişilik gösteriler yapardım tiyatro sahnelerinde. O tür bir talep var hâlâ. Fakat doğrusu ben sahnede kendimi komik bulmadım hiç. Bir gösteri adamı olarak çıkmak istemiyorum artık sahneye. İmitasyondu her şey…
Diziler her ne kadar yoğun olsa da, bir tek düzelik oluyor hayatınızda. Neredeyse yapışıp kalıyorsunuz bir daireye. Sahneye çıkmak hep basamak atlatır insan ruhuna… Ben de bir havalandım, sahneye konayım… Doğduğum yere dönüyorum.

‘Zorba’yı neden seçtiniz?
Yıllardır arkadaşlarım söylenip duruyor; ‘Yahu bir sahneye çıksana, tiyatro yapsana’ diye… Şaşkın şaşkın sırıtıyorum… Oyun aradım. Folklorik olarak tabiatıma uygun oyun bulamıyorum. Benim için değerli bu arayış. Enstrümanımı alıp, klasik ya da batıl bir müzik yapmak istemiyorum. Bu toprakların havalarını çalmak istiyorum.
Zorba’ da buralı. Benim amcam gibi, babam gibi, ben gibi. Geriye baktığımda ortak anılarımız var ‘Zorba’yla. Neredeyse aynı sularda yüzmüşüz, aynı şeylere kederlenip, aynı yerden dansa kalkmışız… Aynı nedenle içmişiz şarabımızı.

Karakter size birebir benziyor aslında…
Evet, bir karakter oynamayacağım.
Göz boyamayacağım. ‘Zorba’yı oynayacağımı duyan herkesin söylediği gibi ben kendimi çıkaracağım sahnenin üstüne.
Roman ve filme 30 yıl sonra tekrar baktığımda daha anlamlandı. Çünkü neredeyse anılarımı okur gibi benzerlikler var…
Okulda ‘Orman Cini Puck’ı oynamıştım. ‘Zorba’ onun yaşlanmış hali. ‘Dionisos’ gibi rengarenk adam. Hiçbir şeyden korkmamak, hayata gönülden bağlı olmak, her türlü acıya rağmen ayakta durmak… Kazancakis’in mezar taşı gibi hayatım; “Hiçbir şey ummuyorum, bir şeyden korkmuyorum. Özgürüm!”
Tıpkı ‘Zorba’ gibi ihtiyarladıkça yabanileşiyorum, azıyorum, boyun eğmiyor, dünyayı yemek istiyorum.
Fırtınanın içinde tek başıma dalgalara böğürüyorum.
Oyunculuğun en neşeli tarafı, kendini oynadığın karakter zannetmektir. Bu kendini aldatma yalan övgülerle aldatılmaktan yeğdir.

Bu oyunda kimler size eşlik edecek?
Erol’la (Avcı) iki alternatifli kast yapıyoruz. Biraz zorlanıyoruz çünkü benim tarihlerime uyabilecek bir kadro olmalı.

Gençlerin tiyatroya olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tiyatroya ilgi son yıllarda çok arttı. Ben umutluyum. Genç tiyatrocular fokur fokur kaynıyor. Herkes bir oyun oynama telaşında…
Şaşkınlıkla ve güleryüzle izliyorum bu arzuyu.

BiZ iSTEMESEK BiTiREMEZLERDi

Çevirmen Kosta Sarıoğlu ile bir projeniz daha olacak sanırım…
Oyunu sahneledikten sonra yine Kosta’nın Türkçeye çevirdiği ve hem Yunanistan’da hem de ülkemizde çok okunan romanlarından biri olan ‘Kızıla Boyalı Saçlar’ı film yapacağız.

Başka projeleriniz var mı?
İki senaryo öne çıkıyor seneye. Çalışıyoruz. 2015 eğlenceli olacak bizim için.

‘Aramızda Kalsın’ın bitişiyle ilgili bir şey söylemek ister misiniz?
Bu dizi kaldırılmıyor! Yazar 52 bölümlük hikaye kurdu, bunu da hepimize söyledi işin başında. Sanırım baştan planlandığı gibi bitirilmesi en doğrusu. Dizi bitiyor diye çok üzülüyoruz ama asıl üzüntümüz setin bitmesi…
‘Aramızda Kalsın’la kurduğumuz bağdan daha değerlisi koskoca bir ekibin birbirinden ayrılmak istememesi. Bu nadir bulunan bir durum. Bu işi kaldırılıyor diye anons etmesinler lütfen. Bitiyor. Bayılıyorlar infaza… Biz istemeden kimsenin ortadan kaldırmaya gücü yetmez
böyle bir orkestrayı…
Bitiyor, o kadar! Bu iki kelime arasında büyük fark var. 52’inci bölümle final yapıp, seyircimizin önünde eğilip, alkışımızı alıp gideceğiz.

 

SENEM AYDIN – CADDE

Bir önceki yazımız olan Merve Boluğur kırmızı iç çamaşırını hatırlayınca... başlıklı makalemizde Merve Boluğur, Merve Boluğur iç çamaşırı ve Murat Dalkılıç hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *