Tutuklu gazetecilerde son halka

Sadece akademide yaşanmıyor bu baskılar ve çarpıklıklar. Basın sektörü, gazeteciler mezarlığına dönüşmüş durumda. Hayat, iktidar yanlısı medyada çalışanlara tatlı. Kalanlar ise yılmış vaziyette; ne zaman atılacağını veya emekliliğini hesaplıyor.
Yine de “dışarıdaki gazeteci”ler şanslı. Tutuklu gazeteciler halkasına en son Yurt Gazetesi Yayın Yönetmeni katıldı. Merdan Yanardağ, “Ergenekon üyeliği ve hükümeti yıkmaya teşebbüs”ten 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Öğretmenler atanamıyor, mesleklerini yapamıyor. Sendikal haklarını savunanlar suçlu muamelesi görüyor. “Başbakan’a facebook’ta hakaret” eden öğretmen, valilik oluruyla işinden oluyor.
Ama en acıklı manzara, yargıda yaşanıyor. Tecrübeli avukatlardan hep aynı şikayeti duyuyorum; hukuğun ABC’sini bilen savcı ve hakimlerin sayısı hızla azalıyor.

Kopyala kızım!
Gezi gösterilerine katıldığı için yargılanan iki şüphelinin davasında hakim, cebinden flaş disk çıkarıp katibe “kararı” yazdırabiliyor. Karar ne mi? “Kopyala kızım: Tutukluluk halinin devamına…”
Avukatlar mesleklerini yaptığı için hapse atılıyor bu ülkede! Öcalan’ın avukatları dahil olmak üzere, toplam 28 avukat tutuklu yargılanıyor. ÇHD davasında 22 avukat yargılanıyor, dokuzu tutuklu. İlk duruşma, tutuklamadan 11 ay sonra, yani aralıkta.
Hal böyleyken Türkiye’de kalifiye, meslek etiğine sahip çıkan, ilkelerinden ödün vermeyen çalışan kesim, gittikçe köşeye kıstırılıyor.
Kaçmak ya da kaçmamak, artık tüm mesele bu…

BU UTANÇ HEPİMİZİN

Hrant Dink cinayeti davası yeniden başladı. Ortaya konan tüm belgelere rağmen bugüne kadar kapağı açılmayan dosyaları üst üste koysanız kule olur…

Siyasi iradenin nelere göz yumduğuna dair mide bulandırıcı bir örnek: Dink öldürüldüğünde Emniyet İstihbarat Müdürü olan ve Erhan Tuncel’le ilişkisi kanıtlanan Engin Dinç, bugün aynı birimin Daire Başkanı.

OdaTV’nin dünkü haberine göre Dinç’in “kalem müdürlüğü”ne Muhittin Zenit atandı. Zenit, cinayetten sonra Tuncel’le yaptığı telefon konuşmasında aynen şöyle demişti: “Gebermişse gebermiş, yapanın eline koluna sağlık.”

Avukat Fethiye Çetin, boşuna kitabının adını “Utanç Duyuyorum” koymadı. Utanmayanların arasında utanmak, ölesiye utanmak… Bizim payımıza düşen bu.

Kaçmak ya da kaçmamak

Dün sabah bir akademisyen dostumla karşılaştım. Hoş beş derken “Dayanılacak gibi değil. Bir süreliğine akademik kariyer yapmak için yurtdışındaki üniversitelere başvurdum” dedi.
Türkiye’nin birkaç iyi üniversitesi kaldı. Ne var ki hala darbe anayasasının ürünü YÖK’ün atadığı, hükümetten ödü patlayan ve akademik özgürlüğü hiçe sayan rektörler sayesinde çoğu ciddi bir çıkmaza girmiş durumda. Saygın, başarılı, üretken öğretim üyeleri birer birer sistem dışına itiliyor.
Baksanıza… Marmara Üniversitesi’nde 11 araştırma görevlisine Gezi gösterileri sırasında iki gün iş bıraktıkları için soruşturma açıldı.
Öğrencilerin durumu daha beter. ODTÜ’den 45 öğrenci, aralıkta Başbakan’ı protesto ettikleri için 6 yılla yargılanıyor. Aralarında, gaz bombası fişeğiyle başından yaralanıp beyin kanaması geçiren bir öğrenci de bulunuyor…

Bir önceki yazımız olan Concordia ayağa kalktı! başlıklı makalemizde Concordia, Costa Concordia ve gemi hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *