TÜSEV ve filantropi danışmanlığı

Yardıma ihtiyaç duyan birini gördüğünüzde yardım etmek ya da birilerini, bir şeyleri desteklemek istiyor ama nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız “filantropi danışmanlığı” hizmeti de veren Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’ndan (TÜSEV) destek alabilirsiniz

Soma’daki maden faciasında yakınlarını kaybedenler, İsrail’in Gazze’ye saldırıları nedeniyle ölümün kıyısında yaşayanlar, IŞİD zulmünden canını zor kurtaranlar,
her gün ayrı bir sorunla karşılaşan Suriyeli sığınmacılar… Dünya son aylarda çok zor günler geçirdi. Yaşadığı felaket yüzünden yardıma ihtiyaç duyan birini görmediğimiz tek bir gün yok. Gün içinde defalarca “Keşke bir şeyler yapabilsek” diyoruz. Aslında yapılabilecek çok şey var.
Var da… Ne yardımı olacak bu? Kimin aracılığıyla yapılacak? O yardım yerine ulaşacak mı?
Tam bu noktada Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) yetişiyor imdada. TÜSEV, 1993’te kurulmuş, vakıf ve derneklerin üye olduğu
bir çatı kuruluş. Sivil toplum kuruluşlarının daha elverişli bir ortamda faaliyet gösterebilmesi için çalışıyor. Verdiği hizmetlerden filantropi yani bağışçılık danışmanlığını vakıftan Sevda Kılıçalp ve Liana Varon’la konuştuk.

 Kavramlarla başlayalım. Nedir üçüncü sektör, filantropi?

Liana Varon: Kamu birinci sektör. Özel sektör ikinci sektör. Sivil toplum da üçüncü sektör…
Sevda Kılıçalp: Filantropi de kamusal yarar sağlamak için bir kişinin, kuruluşun veya topluluğun kaynaklarını gönüllü olarak vermesi. Türkçe karşılığı olmadığı için bağışçılık da diyoruz. Ama kastedilen sadece maddi bağış değil, içinde gönüllülük de var, aktivizm de…

 Kimlere filantropi danışmanlığı veriyorsunuz?

Sevda K.: Dört grupla çalışıyoruz; şirketler, vakıflar, bireyler ve yerel topluluklar.

“Artık insanlar parayı ödeyip kenara çekilmiyor”

 Yardım yapmadan önce bir filantropi danışmanıyla görüşmek neden önemli?

Sevda K.: Bir finansal yatırım yapmadan önce nasıl finans danışmanınıza, avukatınıza danışıyorsanız yardım yapmadan önce de bu işin uzmanına danışmalısınız. Çünkü alacağınız kararlarla bir sosyal etki yaratacaksınız. Yurt dışında filantropi danışmanlığı diye bir meslek var. Ama bildiğim kadarıyla bunu Türkiye’de kurumsal olarak bizden başka yapan yok.

 Diyelim ki bir filantropi danışmanıyla görüşmeye geldim, ilk adım ne oluyor?

Sevda K.: Birlikte neye yardım etmek istediğinizi tespit ediyoruz. “Geçmişinizde sizi etkileyen kişiler, olaylar neler? Toplumsal olarak nelerden heyecanlanır, nelerden rahatsız olursunuz?” diye soruyoruz.

“Bu hazzı başka hiçbir şeyden almıyorum”

 Daha çok hangi alanda yardım yapılmak isteniyor?

Sevda K.: Eğitim. Vakıflar da daha çok eğitim, sağlık, çevre alanlarında hibe programı açmak istiyor. Bunlara yeni yeni sanat, gençlik, kadın, kültürlerarası öğrenmeyle ilgili programlar ekleniyor.

 İkinci adım?

Sevda K.: Ayırabilecekleri kaynaklara bakıyoruz; evini mi bağışlamak istiyor, para verirken zaman da ayırabilir mi? Gözlemlediğim kadarıyla son bir-iki yıldır insanlar parayı ödeyip kenara çekilmiyor, yardım yaptıkları şeyle ilgili faaliyetlere de katılmak istiyorlar. Bu seçimleri yaptıktan sonra onlara uygun sivil toplum kuruluşları hangileri onları araştırıyoruz.
Liana V.: Tarafsızlığımız açısından
“Şu kuruma gidin” demiyoruz ama
bu araştırmayı yaparken nelere dikkat etmeniz gerektiğini söylüyoruz.
Sevda K.: Faaliyet raporlarını yayımlıyorlar mı? Şeffaflar mı? Uzmanlıkları ne? Telefonla görüşme talep edebilirler, kurumu ziyaret edebilirler. Bu aşamalarda nelere dikkat etmeleri gerektiğini söylüyoruz.

 Yardımları sivil toplum kuruluşu üzerinden yapmak neden önemli?

Sevda K.: Bireyden bireye yapılan yardımlar da önemli. Bir yoksul gördüğünüzde ona para vermek mesela… Ama bu konuda çalışan kuruluşları düzenli olarak desteklerseniz sosyal değişim yaratma konusunda daha etkili olursunuz.

 Kimler geliyor filantropi danışmanlığı için?

Liana V.: Heyecanlı gençler de geliyor, vakıf kurmak isteyen, yaşı ilerlemiş, maddi olarak kendini stabil hissedenler de…
Sevda K.: Bir bursla eğitimini tamamlamış, şimdi bir anlamda
o borcu geri ödemek istediği için burs fonu kurmak istiyor ya da ailesinden birini bir hastalık yüzünden kaybetmiş biri o hastalığın araştırılması üzerine bir projeyi desteklemek istiyor…

 Bağışçılardan ne gibi geri dönüşler alıyorsunuz?

Sevda K.: “Bundan aldığım hazzı başka hiçbir şeyden almıyorum” diyorlar. Bunları diyenler de dünyanın her yerine seyahat etmiş, şirketini sıfırdan kurmuş, çok büyük iş başarıları kazanmış kişiler…
Liana V.: Şikayet etmek yerine bir şey yapıyor olmanın verdiği bir haz da var, benzer öncelikleri paylaşanlarla bir araya gelmenin verdiği haz da… n

“Afet bölgesine kamyonu dayayıp doğrudan bir şeyler dağıtmak doğru değil”

Bağışçı olmak için illa “çok zengin” olmak mı lazım?

Liana V.: Herkes bağışçı olabilir. Küçük katkılarla da fark yaratmak mümkün. Ya da gönüllülük yaparak katkı sağlamak mümkün. Diyelim ki iletişim öğrencisisiniz, bir sivil toplum kuruluşunda bu konuda uzmanlığınızı paylaşmak
çok ciddi fark yaratır.

 Bir afet durumunda nasıl yardım yapmak lazım?

Sevda K.: Bir sivil toplum kuruluşuyla işbirliği çok önemli. Çok hızlı bir şekilde nakit bağış yapılmalı. Küçük bir yardımla başlamak, yardımın makbuzunun zamanında gelip gelmediğine dikkat etmek gerek. Afet döneminde yapılan ayni yardımın çok etkili olmadığını düşünüyoruz. Çünkü bu lojistik bir sorun olabiliyor, dağıtım sırasında gerginlikler yaşanabiliyor. Şirketler de ürünlerinden göndermek istiyor ama onlara da kamyonu dayayıp insanlara doğrudan bir şey vermenin doğru olmadığını söylüyoruz. Sivil toplum kuruluşları gerçek ihtiyaç sahiplerini belirledikten sonra, tek tek dağıtır çünkü. Felaket olunca duygusallaşıp yardım yağdırıyoruz. Bu çok güzel ama bu yardımların sürekliliğini sağlamak önemli.

Güliz Arslan

Bir önceki yazımız olan istanbuldaki en iyi kırtasiyeler başlıklı makalemizde istanbuldaki en iyi kırtasiyeler ve kırtasiye hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *