Tören

Atatürk, Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim 1923 günü Fransız yazarı Maurice Perno’ya verdiği demeçte şöyle diyor:
– Türkler hep garba (Batıya) doğru gitti. Avrupa Türkiye’si daha doğrusu garba teveccüh etmiş bir Türkiye istiyoruz. Memleketimizi asrileştirmek istiyoruz.
Mustafa Kemal, Türkiye’nin ne bilim, ne sanat, ne sanayi, ne uygarlıkta Ortadoğu’dan alacağı bir şey olmadığını görmüştü. O yüzden genç Türkiye hayata Batı kulvarında başlamıştı. Türkiye’nin dış politika ilkeleri şöyle saptanmıştı:
–  Diğer ülkelerin içişlerine karışmamak ve yabancı devletleri Türkiye’nin içişlerine hiçbir surette karıştırmamak
–  Dış politikada Türkiye devletinin milli çıkarlarının emrettiği yolu izlemek ve hiçbir şekilde macera yoluna sapmamak.
–  “Yurtta barış cihanda barış” formülü gereği daima barıştan yana olmak…
Zamanın Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ın bir Romen diplomatına söylediği sözler halen Romanya arşivlerinde bulunuyor:
– Bizce bir devletin dış politikası sağlam bir plana göre yürütülmelidir; bu politikayı tam bağımsızlıkla uygulamalıdır; büyük müttefiklerden emir bekler gibi bir tavır takınmamalıdır; büyük devletler küçük müttefiklere öğüt verdikleri zaman bile ön planda daima kendi çıkarlarını tutarlar, büyük devletler sevdikleri veya sevmedikleri küçük dostlarına her zaman hakimiyet politikalarını yürütmeye hizmet sağlayacak bir alet gözü ile bakarlar…
* * *
Atatürk ve arkadaşları ülkeyi daha sonra yönetecek olanlara her türlü gerekli nasihatı vermişler yukarda görüldüğü gibi… “ABD çıkarları için ülkeyi Ortadoğu’da maceraya sürükleyin” dememiş tam tersi yönde uyarmışlar…

 

Yugoslav Kralı…
Muhafazakar yazar Yavuz Bülent Bakiler’in “Tabuları Yıkmak” adlı kitabında rasladık bu öyküye…
Kendileri Atatürk’e tabu olarak bakmayanlardan olduğu için öykü özellikle dikkatimizi çekti.
Atatürk 1934 yılında yeni bir yurt gezisine çıkar. Yozgat Valisi Bekir Sami Baran’ın evine misafir iner. Gecenin bir vaktinde Genel Sekreteri Atatürk’e şifreli bir telgraf uzatır. Şifre Hariciye Vekilimiz Tevfik Rüştü Aras’tan gelmektedir:
“Bütün ısrara rağmen Yugoslavya Hariciye Vekili Balkan Paktı’na girmeyi kabul etmemektedir.”
Atatürk o gece Tevfik Rüştü Aras’a cevap yazdırır:
“Yugoslavya Hariciye Vekili’yle ve Başbakan’la görüşmeleri kesiniz. Doğruca Yugoslavya Kralı’na çıkınız, bu pakt derhal imzalanmazsa tacını tahtını başına geçireceğimizi söyleyiniz.”
Atatürk’ün yanında bulunan Bayındırlık Bakanı şifredeki üsluptan endişelenir… Etrafındakiler: “Efendim ertesi günü bekleyelim konuyu yeniden inceleyelim”, derler.
Atatürk gülümser:
– Merak etmeyin ben ne söylediğimi çok iyi biliyorum, diye konuşur.
Birkaç gün sonra Hariciye Vekili’nden Atatürk’e yeni bir şifre gelir:
“Emriniz üzerine Yugoslavya Kralı’na çıktım. Meseleyi hiç uzatmadan elimdeki Balkan Paktı protokolunu alıp imzaladılar. Selam ve hürmetlerini size ulaştırmaya beni memur ettiler.”
* * *
Tevfik Rüştü çok muhtemeldir ki Atatürk’ün sözlerini Kral’a aynen yansıtmamıştır.
Bu öykü Atatürk’ün kararlılığını; zamanında çok nazik olduğu gibi yerine ve adamına göre nezaketi elden bıraktığını da gösteriyor… Günümüzde de etrafa posta atan bazı liderler görüyoruz.. Ancak onlar kendisine ve ordusuna değil ABD ve NATO ordusuna güvenip posta attığı için pek inandırıcı olamıyor.

 

Eczane
Geçenlerde bir ilaç yaptırmamız gerekti. Moda’da hangi eczaneye sorduksa “Bunu ancak Melih Bey yapar” dediler… Uzandık Melih Bey’in Yeni Moda Eczanesi’ne… Seksen yaşını devirmiş olan Melih Ziya Sezer, onca işi arasında bizim ilacı da hazırladı. Bu eczanenin resimleri zaman zaman bir gazete köşesinde çıkar. Aynı zamanda bir müzedir orası. Kapısından geçen yüzyılların eczanelerine girilir…
Bu arada Melih Bey aynı zamanda şairmiş. Bilmiyorduk. Bize “Bütün  Şiirler” adlı kitabını imzalayıp verince öğrendik. İlk kitabı “Üç Yeşil Zeytin” 1954 yılında yayımlanmış. Sayfaları çevirince karşınıza duygulu, aşk dolu, kalender bir adam çıkıyor… Aynen kendisi gibi… Mesela:
Deniz pul pul üstümüze yürüyor Ali
Çatanamızın yöresinde yunus balıkları
Sanadır attıkları takla sanadır selamları
Denizin kumları dipte serili
Denizkızları çamaşır yıkıyor
Bu köpükler onların köpükleri
* * *
At şu takkeni biraz geri
Dümeni sıkı tut bırakma
Hey on sekiz aylık çocuk kaptan
Aydedeyi yakalamaya gidiyoruz
Gözlerini ufuktan ayırma.

 

TRT Arapça’da program yapan Mısırlı spiker Beşir Abdülfettah, canlı yayında Başbakan Erdoğan’ın Mısır politikasını sert sözlerle eleştirdikten sonra istifa etmiş.
İktidarı eleştirenin Türkiye’de çalışamayacağını yabancılar bile öğrendi!
* * *
BOP ile Ortadoğu yeniden taksim ediliyor. BOP Eşbaşkanı için Ortadoğu’da
“Her yer taksim, her yer bölüşüm”…
Akif Kökçe

 

Tören
Anıtkabir’de yapılan 30 Ağustos törenine tek katılmayan parti BDP…
Geçen yıl da katılmamışlar…
Dikkat ettik… Çanakkale Savaşları’nın yıldönümünde de sesleri sedaları çıkmadı. En ufak kutlamada bulunmadılar.
Anayasada kendilerine eşit yer istiyorlar.
Kendilerini kurucu unsur olarak tanımlıyorlar.
Kurtuluş Savaşı’nda Türklerle omuz omuza savaştıklarını söylüyorlar.
Elbet doğrudur… Doğrudur da…
Kazanılan zaferlerin kutlamasına neden katılmazlar?
Cumhuriyet’in coşkusuna neden ortak olmazlar…

Bir önceki yazımız olan “Ben bir kadınım, o kadın aslında yok” başlıklı makalemizde doping, dopingli sporcu ve hürrem sultan hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *