Taksim alt geçidindeki kazanın nedeni proje hatası

Uzmanlar uyardı, ama dinleyen yok! Taksim’in yeni alt geçidinde ilk ölümlü kaza meydana geldi. Korhan Gümüş’e göre nedeni, “Çok ciddi proje hatası”

Birkaç gün önce “Taksim Yayalaştırma Projesi“ kapsamında yeni yapılan alt geçitte korkunç bir kaza oldu. Virajı alamayarak kaldırıma çarpan motosiklet sürücüsü Oğuzhan Bövelek (24) hayatını kaybetti.
Mimar Korhan Gümüş, iki hafta önce alt geçit açıldığında “Burada kaza riski çok yüksek” diye uyarmıştı.
Gümüş, “Sanki özel olarak, en ufak bir kullanıcı hatasını affetmeyen ve en ağır şekilde cezalandıran bir düzenek yapılmış. Sürat yapılmayan servis yollarına bile otoyol bariyeri koyan belediye, burada virajla kolonların arasına yalnızca parmaklık koymuş!” diyor.

Kaza için özel tasarlanmış gibi
Çevre yoluna 100 metre kala sapma işareti koymaktan tutun, ters eğimli virajlara kadar, İstanbul’un pek çok yolu hata ve tuzaklarla dolu…
Taksim’i yayalaştırma projesi, uzman olmayan bir gözün bile görebileceği felaket hatalara rağmen yapıldı.

Otobüslere bindirme riski
Gümüş, geçitte bordüre takılan aracın, -motosiklet, otomobil, otobüs, ne olursa olsun- önce yol hakimiyetini kaybedeceğini, sonra doğrudan kolonun ön yüzüne dik olarak, darbe etkisiyle çarpacağını anlatıyor:
“Sürtünme yüzeyi yok. Tam tersine, tekerleği kolonun ön yüzüne yönlendiren bir kapan yapılmış, kenarına döşenen bordürlerle. Küçük bir ihmali ölümcül bir kazaya dönüştürmek için özellikle tasarlanmış gibi!”
Kısacası bu kaza, göz göre göre oldu. Ne yazık ki alel acele, plansız ve usülsuz yapılan alt geçit, başka kazalara da davetiye çıkarmaya aday!
“Çok ciddi bir proje hatası. Anlamak mümkün değil!” diyen Gümüş, Taksim alt geçitinin diğer tehlikelerine dikkat çekiyor:
“Otobüs durakları kademelendirilmediği için son gelen otobüslerin arkası açıkta kalıyor. Virajda bunu görmeden süratle gelen araçların bindirme olasılığı çok yüksek.”
Gencecik bir can gitti. Yarın başka kazalar da yaşanabilir. Medeni bir ülkede böyle bir hatanın cezası ağır olur. Bu projeyi yapan, izin veren, denetleyen her kimse, hesap vermeli ve hataları bir an evvel düzeltmeli.

UÇURAN ÇiLLERLER

“Kafası gidip gelen” insanların kendini kral ilan ettiği bir yerde yaşıyoruz. Bakınız, Özer Uçuran Çiller. 2008’de “alternatif tıp ve metafizik uzmanı, Hz. Mevlana’nın torunu” olduğunu ve Secret’tan daha önemli bir kitap yazdığını iddia eden Özer Uçuran Çiller, geçenlerde yine Hürriyet’te çıkan röportajında repertuarını genişletti:

* Hazreti Ebubekir, 30. göbekten benim büyük dedem.
* Tanrısal sistemin bilimselliğini kanıtladım.
* CERN’dekilerin bana gelmesi lazım.
En hafif tabiriyle “çoklu kişilik” sorunu yaşayan Özer Bey’in hanımı, Türkiye’nin en kanlı döneminin eski Başbakanı Tansu Çiller de az değil. 28 Şubat davasında verdiği yazılı beyanat şöyle:
“Türkiye’nin önünü açmak, askeri vesayetten kurtarmak ve demokrasinin yerleşmesi için başbakanlıktan dahi vazgeçtim. Sadece askeri vesayetin kaldırılması ile değil, iktidar olmak için her şeyi mubah gören siyasetçiler ve istediklerini almak için her türlü iftirayı atan demokrasi düşmanları ile mücadele ettim.”
Ne tatlı bir çift değil mi?

MEHVEŞ EVİN

Bir önceki yazımız olan Türkiye radara yakalanmayan füzeleri 'yakalayacak' başlıklı makalemizde FD-2000 füze, HQ-9 füze savunma sistemi ve radara yakalanmayan füze hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *