Türkan Şoray Kadınlar da Vardır diyecek!

Türk sinemasının Sultan’ı Türkan Şoray, çocukluğunda bayram sabahlarında bambaşka bir mutlulukla uyandığını ve büyüklerin yerine başka bir hevesle koştuklarını söylüyor. Mümkün olduğunca eski bayramları yaşatmaya çalıştığını belirten Şoray, “Yağmur’un elimi öperek bayram kutlamasının verdiği duygu tarifsiz” diyor… Önümüzdeki aylarda çekimine başlanacak, yönetmenliğini yapacağı “Kadınlar da Vardır” filmi için çok heyecanlandığını belirten Sultan, seyircilerine anı olması için bir albüm çıkaracağını söylüyor.

Bayramı size ne ifade ediyor?

Sadece Kurban Bayramı’nın değil bütün bayramların huzur, barış ve mutluluk getirmesini diliyorum. Ülkemizde ne yazık ki bayramla eşanlamlıymış gibi deneyimlemek zorunda kaldığımız trafik kazalarının yaşanmamasını; herkesin sağlık dolu, sevdikleriyle kucaklaştığı bir bayram hayal ediyorum.

Eski bayram geleneklerini sürdürür müsünüz?
Çocukluğumun bayramlarını mümkün olduğunca yaşatmaya çalışıyorum tabii ama bütün gelenekleri her zaman harfiyen yerine getirdiğimi söyleyemem.

Çocukken bayramınız nasıl geçerdi?
Anneannem ve dedemlerle hemen her gün görüştüğümüz halde bayramlar hep çok özel olmuştur bizim için. Bambaşka bir mutlulukla uyanırdık bayram sabahlarına, yepyeni bir hevesle koşardık büyüklerin yanına. Her zaman en yeni olmasa da en güzel, tertemiz kıyafetlerimizi giyerek el öpmeye giderdik. Dedemin bize ikram ettiği badem şekerlerinin tadı hâlâ damağımda diyebilirim. Anneannemin hediye ettiği kenarı dantelli mendiller ise bizim için bayramın olmazsa olmaz heyecanıydı.

Bu bayram ne yapacaksınız?
50’nci Antalya Altın Portakal Film Festivali’ndeki
jüri başkanlığı görevimden ötürü çok verimli, ama doğrusunu söylemek gerekirse biraz da yorucu bir dönem geçirdim. Bu bayramda sevdiklerime ve kendime gönlümce vakit ayırıp dinlenme fırsatı bulacağımı umuyorum.

Peki yoğun festival programı nasıl geçti?
Güzel yorgunluklardı. Yorgunum ama mutluyum. Yorgunluk bana yarıyor. Kendimi zinde hissediyorum.

Yorgunluğunuzu nasıl attınız?
Jüri görevi üstlendiğim için sorumluluk duygusu var. O sizi zinde ve ayakta tutuyor. Günde üç film izlediğimiz oldu. Onun temposundan dolayı, iç motivasyon da zinde yapıyor.

“Jüri olmak daha zor”

Bu yılki Altın Portakal Film Festivali’ni nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yine her zamanki gibi Türk sinemasının kalbi burada attı. Her yıl tekrarlanan şölen oldu. Bütün sinemacılar kaynaşıyor. Herkes birbirini görüyor. Sanat alışverişi yaşanıyor. Her şey çok iyi gidiyor.

Jüri başkanı olmak mı zor, yoksa filmde oynamak mı?
Jüri olmak zor… Sinema emek verilerek yapılan bir sanat dalı… Yürek, emek, heyecan ve umut var. Genç sinemacıların filmleri çok önemli. Bütün jürideki arkadaşlarımla filmleri, büyük hassasiyetle değerlendirdik.

İzlediğiniz filmleri nasıl buldunuz?
İlk filmlerini çeken sinemacıların filmleri gösteriliyor genelde… Biz de o gözle bakıyoruz. Tamamen özgün ve bireysel filmler izledik. Yeni sinemacılar umut veriyor. Biz de onları festival ve jüri olarak desteklemek istiyoruz.

Geçen sene jüri başkanı olan Hülya Avşar’ın, “Antalya’da sadece sanatsal filmler değil, gişe filmleri de yarışsın” sözlerine katılıyor musunuz?
Sanat filmi ve gişe filmini gibi ayrım yapmamak gerekiyor. Sinema kitlelere yapılıyor. Hiçbir sinemacı zannetmiyorum ki, festivalde göstersin diye film yapıyor. Tüm sinemacıların derdi, anlatmak istediği bir şeyler vardır. Toplumsal ya da kendi içindeki duygusal meselesini insanla paylaşmaktır sinemacının derdi… Onun için en iyi filmi yapmaya çalışıyor. Filmi de seyirci değerlendirip gişe yapıyor. Bunları birbirinden ayıramazsınız.

“Kadınlar da Vardır” filmi üç ay sonra motor diyor

32 yıl sonra yönetmenlik koltuğuna oturacaksınız. Çalışmalarınız nasıl gidiyor?
Senaryo çalışmaları hızla devam ediyor. Zannediyorum üç ay sonra yönetmen koltuğuna oturacağım.

Filminizde kimler oynayacak?
Kimlerin oynayacağına daha karar verilmedi. Birkaç kişi düşünüyorum. Filmin adı “Kadınlar da Vardır”. Çok değerli yazar Eren Atasun’un eserinden uyarlanacak. İki kadının dayanışmasını anlatan ve annelere adanan bir film olacak. Bu filmi tüm kadınlara ve annelere ithaf edeceğim.

Herhalde kime teklif götürürseniz seve seve oynar…
Her şeyden önce rolü sevecekleri için kabul edeceklerdir. Hatır için olmaz böyle şeyler. Teklif ettiğimiz oyuncu rolü seveceği için kabul edecektir.

Yönetmenler sert olur. Türkan Şoray sette nasıl olacak?

Sette göreceğiz… Ne gerekiyorsa o… Tatlı sert.

YENİ OYUNCULAR BİZDEN DAHA BİLİNÇLİ OYNUYOR

Türk sinemasına bir Türkan Şoray daha gelmedi. Sizin beğendiğiniz oyuncular var mı?
Yeni oyuncuların hepsi dehşet… Dehşet dediğim olumlu anlamda. Oyunculuğun eğitimini aldıkları için bilinçli ve ölçülü oynuyorlar. Abartısız, doğal, sade ve inandırıcılar. Yeni oyuncuların hepsini mükemmel buluyorum. Ayırt edemiyorum. Genç oyuncuların çoğunu seviyorum. Onların da beni sevdiğini biliyorum. Çalışmasak bile dostluklarımız devam ediyor. Bizim eve gelirler, dertleşiriz. Onlara sinema deneyimlerimi anlatırım.

Yanınıza gelemeyen oyuncular da, yazdığınız “Sinemam ve Ben” kitabından yararlanıyorlardır belki.
Kitabı da o amaçla yazdım. Okuyorlarsa çok mutlu olurum. Kitabı Türk sinemasına tanıklık ettiğim yılların belgesi olsun
diye yazdım. Biz o filmleri çekerken neler yaşandı, o koşullar nelerdi?
Yeni nesil bunları bilmiyor. Onlara bunu bırakmayı görev bildiğim için yazdım. İyi ki yazdım, çok mutluyum. O kitabın başka örneği yok.

“TAZI GiBi YÜRÜYORUM”

Temmuz ayında dizinizden geçireceğiniz operasyonu Altın Portakal yüzünde ertelediniz. Sağlık durumunuz şimdi nasıl?
Tazı gibi yürüyorum. 40 derece ateşli olduğum zaman sete gittiğimde ateşim kalmıyordu. Set bittiğinde eve gidince yeniden ateşim çıkıyordu. Bu meslekle ilgili bir şey. Bir iç enerjisi ve motivasyon oluyor. Yağmur’la çok futbol oynadığım için menüsküs oldum. (Gülüyor) Doktorlar ameliyat olmamı söyledi. Bu süre içinde doktorum, “Tedavi edelim, belki ameliyata gerek kalmaz” demişti. Galiba dediği çıkıyor. Koruma arkadaşlarımız ilk günlerde beni tutup arabadan indiriyorlardı. Şimdi rahatça yürüyorum. Bu süreçte sinemayı solukladığım içinde dizimi de unuttum aslında…

Genç kalmanızın sırrı nedir?

Genç kalacağım diye bir gayretim yok. Hayat devam ediyor.

 

ANNELiK BAŞKA BiR ŞEY

Bir hafta boyunca her filmden sonra kızınız Yağmur’u aradınız…
Annelik başka bir şey. Allah’ın insanlara verdiği en güçlü duygu. Ben de o duyguyu yaşıyorum.

Kızınız Yağmur’un bayramda elinizi öpmesi size ne hissettirir?

Anneliğe ilişkin her an ve anı yeryüzünün en tarifsiz duygularını yaşatır. Yağmur’un elimi öperek bayram kutlamasının verdiği duygu da tarifsiz…

‘TÜRKAN ARTIK YETER” DEDiM’

Albüm için tarih verebilir miyiz?

Sürpriz… 15-20 yıldır niyetim vardı. Bu sene, “Türkan artık yeter” dedim. Seyircilerime anı olarak kalsın diye yapacağım.

Bir önceki yazımız olan Etleri nasıl saklamalıyız? başlıklı makalemizde Etleri nasıl saklamalıyız, Kırmızı Et ve kırmızı et tüketmek hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *