Suriye Türkiye ve ABD üçgeni

Üzerimize kalacak!
Amerikalı emekli ordu ve istihbarat mensuplarından oluşan bir uzmanlar heyeti, Başkan Obama’ya bir “muhtıra” verdi…
Bu muhtırada heyet:
“Suriye’de 21 Ağustos’taki kimyasal gaz saldırısını Beşar Esad’ın düzenlediğini bizim kaynaklarımız doğrulamıyor” diyor… Peki kim tezgahladı bu olayı?
Amerikalı heyet, kimyasal gaz saldırısını “Suriye muhalefeti, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin ortaklaşa düzenlediği”ni iddia ediyor (muhtıranın tam metni: consortium news’da)…
Amaç: ABD’yi savaşa sürükleyecek bir olay yaratmakmış… Nitekim 21 Ağustos olayının ardından ABD’nin Suriye’ye en azından sınırlı bir cezalandırma operasyonu düzenlemesi gündeme geldi.

Bu arada… Adana’da, Suriye’deki El Kaide örgütüne bağlı Ahrar-ı Şam ve El Nusra Cephesi’ne kimyasal silah hammaddesi temin ettiği ileri sürülen Suriyeli 35 yaşındaki Hytham Qassap ile ona yardım ettiği ileri sürülen 5 Türk vatandaşıyla ilgili iddianame açıklandı. El Kaide uzantısı örgütlerin Türkiye’den büyük miktarlarda “sinir sistemini bozan” sarin gazı ile yakıcı kimyasal madde yapımında kullanılan kimyasal madde temin etmeye çalıştığı belirtildi.
Sonunda Suriye işinde El Kaide ile başbaşa ve yapayalnız kalabiliriz… Gidiş o yönde…

Gazeteci Soner Yalçın’ın çektiği, (arada o hapse girdiği için arkadaşlarının tamamladığı) “Menekşe’den önce” adlı filmin galası yapıldı dün… Filmi gözleri yaşlanmadan izleyebilen oldu mu? Sanmıyoruz… Öylesine etkiliydi…
Sivas katliamının 20. yılındayız… 20 yıldır Madımak Oteli’nde yakılan insanların dramını okuyoruz, kurtulanları dinliyoruz… Ancak dün filmi izleyince gördük ki… Okumak ve dinlemek yetmiyor… Sivas’ta gerçekte neler olup bittiğini anlamak için bu filmi görmek gerekiyor.
Konusuna gelince; Sivas katliamında 12 yaşındaki oğlu Koray ile 15 yaşındaki kızı Menekşe’yi kaybeden Hüsne Kaya, hayata tutunabilmek için bir evlat daha dünyaya getirir, adını yine Menekşe koyar. Artık kocaman bir kız olan Menekşe, filmde Sivas’ın tanıklarını tek tek ziyaret edip, onların anılarını kaydediyor… Arada otelin nasıl yakıldığını görüyoruz. Tarihin içine giriyoruz. Yangında kendimizi alevlerin arasında hissediyoruz…
Sivas olayları “laik cumhuriyet”e karşı bir kalkışmaydı… Oteli yakanların konuşmaları ve sloganları da bu gerçeği en açık biçimde ortaya koyuyor…
Film 20 Eylül’de vizyona giriyor…
Yaşadığımız ülkeyi ve toplumu tanımak için, bu filmi izlemek gerekiyor…

CHP Mustafa Sarıgül’ü aday göstermez de yerel seçimlerde yenilgi alırsa çevrenin: “Sarıgül’ü koysaydınız kazanırdık” diye kafa şişireceği hesap ediliyor.
Bu yüzden Sarıgül’le seçime girmek eğilimi ağır basıyor. Ancak o takdirde de Sarıgül’ün seçim sonrası alınacak sonuca göre genel başkanlığa oynaması ihtimalinden endişe ediliyor.
Seçimde hangi sonuç Kemal Kılıçdaroğlu için başarısızlık sayılabilir…
Kemal Bey geçen ay bir TV programında “yerel seçimde yüzde 23’ün altına düşerse bunu kendisi için başarısızlık sayacağını” bildirdi… Çıtayı hayli emniyetli bir yere koydu…

Başbakan’ın dünkü konuşmasından bir cümle:
“28 Şubat’ta sermayenin, bazı gazetecilerin katkısı yok muydu? Bunlar neden yargılanmıyor ben merak ediyorum.”
Yargı bu sözlerden elbet vazife çıkaracaktır…
Başbakan ve bakanları ise “Biz yargıya karışmıyoruz, yargı bağımsızdır” demeye devam edecekler…

Mısır’dan dönen CHP heyeti:
– 500’e yakın Türk firması Mısır’da faaliyet gösteriyor. 2 milyar dolar yatırım var. Aileleriyle birlikte 200 – 300 bin kişiye ekmek sağlayan bir Türk iş varlığı mevcut” dedi…
Bizim hükümet ise bu varlığı değil Mursi’yi kurtarmanın peşinde…

 

Bir önceki yazımız olan Bu soruların cevabı yok başlıklı makalemizde aslı perker ve TOMA hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *