Süleyman Şah türbesinin tarihi

Süleyman Şah Türbesi ve müştemilatının bulunduğu alan, Türkiye’nin kendi sınırları dışında sahip olduğu tek toprak parçası olma özelliğini taşıyor. Türk devletleri bu türbeye hem Osmanlı öncesi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde hep özel bir önem verdi.

Türbenin, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesi olan Süleyman Şah’a ait olduğu kabul ediliyor. Bazı kaynaklarda ise türbede yatan Süleyman Şah’ın, I. Kılıçarslan’ın babası Kutalmışoğlu Süleyman olabileceği de dile getiriliyor. Ancak Kutalmışoğlu Süleyman’ın mezarının Halep Kapısı’nda olduğu ve öldüğünde Caber Kalesi’nin Selçukluların eline geçmediği de bilindiği için bu görüş pek taraftar bulamıyor.

Süleyman Şah, 1200’lü yıllarda Moğol istilası üzerine yaklaşık 50 bini bulan tebaasıyla Anadolu’ya gelmiş ve Fırat kıyısına yerleşmiştir. Osmanlı tarihçilerine göre, Haçlı Seferlerine karşı Filistin’e gitmek isterken, bugünkü Suriye’de, 1227 yılında Fırat Nehri’nde boğulmuştur. Süleyman Şah ve iki muhafızı, bugünkü sınıra takriben 100 km mesafede olan Caber Kalesi eteklerine defnedilmiştir.

Önemli Osmanlı tarihçisi Aşıkpaşazade, Süleyman Şah’ı Osman Gazi’nin dedesi olarak göstermiştir. Süleyman Şah’ın Sungur Tekin, Gündoğdu, Dündar Bey ve Ertuğrul Bey adında dört oğlu vardı.

I. Kılıçarslan’ın babası Kutalmışoğlu Süleyman ise Anadolu’yu fetheden Selçuklu hükümdarı Alparslan’ın ikincil ya da üçüncül komutanlarındandı. Alp Arslan’ın 1072’de ölmesinin ardından Anadolu’ya gelmişti ve Anadolu’nun fethini tamamlamakla görevlendirilen komutanlardan biriydi. Kimi kaynakda İznik emiri, kimi kaynaklara göre de Antakya hükümdarı olarak anıldı.

Süleyman Şah, eski silah arkadaşlarıyla güç mücadelesine girdi. 1086’da Halep’te Artuk ve Tutuş adlı iki Selçuklu beyi ile çarpıştı. Tutuş, Büyük Selçuklu Sultanı Melihşah’ın kardeşiydi. Yenilgiye uğrayan Süleyman Şah, savaş meydanında hayatını kaybetti, boğulan kişi ise oğluydu.

SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİNİN TARİHÇESİ

Türbe üçüncü kez taşındı

Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesi olarak bilinen Süleyman Şah’ın Caber Kalesi eleklerindeki türbesi, ilk kez 1939’da taşındı. 1975’te ise Tabka Barajı nedeniyle sular altında kalma tehlikesi üzerine yeri değiştirilmişti

1200’ün başları: Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin dedesi olan Süleyman Şah, 1200’lü yıllarda Moğol istilası üzerine 50 bini bulan tebaasıyla Anadolu’ya geldi ve Fırat kıyısına yerleşti.

1227-1260: Haçlı Seferlerine karşı Filistin’e gitmek isterken bugünkü Suriye’de, Fırat Nehri’nde boğularak ölen Süleyman Şah ve iki muhafızı, bugünkü Türkiye sınırına 100 km mesafedeki Caber Kalesi’ne defnedildi. Halep Emiri Zengi Atabek döneminde başlanan Caber Kalesi’ndeki eski türbenin inşası oğlu Nureddin tarafından tamamlandı. Selahaddin Eyyubi döneminde, türbe koruma altına alındı.

1260: Türbe Moğollar tarafından yıkıldı.

1500’ün başları: Yavuz Sultan Selim, mezarın bulunduğu alanı ve türbeyi restorasyondan geçirdi.

1700: Rakka Valisi Kadı Hüseyin Paşa, Süleyman Şah’ın mezarına bir türbe inşa etti.

1882: Sultan Abdulhamid döneminde mezarın bir türbe olarak yeniden inşası için keşifler yaptırıldı ve inşasına karar verildi. Türbeye ek olarak kuyu, ambar ve muhafızlar için bir koğuş yaptırıldı. Türbeye bir onbaşı kumandasında bir takım ve maaşlı bir türbedar atandı.

1910: Sultan Mehmed Reşad türbenin tamirine karar verdi ama 1. Dünya Savaşı’ndan dolayı tamirat mümkün olmadı.

1921: Türkiye ile Fransa arasında 20 Ekim’de imzalanan Ankara Antlaşması uyarınca, bölge Türk toprağı sayıldı ve Türkiye’ye türbede muhafız bulundurma ve bayrak çekme hakkı tanındı. Bu hak, Lozan Antlaşmasında da teyit edildi. Halife Abdülmecid Efendi, TBMM Başkanlığına kendi el yazısıyla bir mektup gönderdi ve Caber Kalesi’nin Türk toprağı olarak kalmasını Fransa’ya kabul ettiren Mustafa Kemal’i tebrik etti.

1924: Urfa Müftülüğü Mahalli Evkaf İdaresi kayıtlarında türbede, imamlık, müezzinlik ve hizmetçilik görevleri yürüten Şeyh Süleyman Efendi’ye 1924 yılında 7 lira ödendiği bilgisi yer aldı.

1927: Devrim kanunları kapsamında, türbenin zaviye olduğu gerekçesiyle, Şeyh Abdullah Efendi’nin statüsünü indirilip maaşı kesildi.

1929: Refik Halit Karay’ın türbenin harabeye döndüğünü dile getirdiği “Türk Mezarı” isimli yazısı üzerine Ankara harekete geçtiği ve tadilat işlemlerine başladı.

1931: Mustafa Kemal’in talimatıyla türbe, elden geçirildi ve bir jandarma karakolu yapıldı. Geniş kapsamlı bir tamirat yapıldı ve daha önce kaldırılan imamlık kadrosu da ihdas edildi.

1936: Maarif Vekâleti tarafından tamir gören Türbe’nin muhafazasını sağlamakla Jandarma İhtiram Kıtası görevlendirildi.

1938: Türbede modern bir karakol yaptırıldı.

1939: Eski türbenin tamiri imkânsız hale geldiği için karakolun yanında eski özelliklerine uygun olarak yeni bir türbe yapıldı ve mezar buraya taşındı.

1951: Caber Kalesi’ni ve Halep ile Şam’daki şehitliklerin durumunu inceleyen Konya Milletvekili Saffet Gürol’un hazırladığı raporlar çerçevesinde konu tekrar gündeme geldi ama Suriye ile ilişkilerde yaşanan sorunlardan dolayı adım atılamadı.

1956: Suriye ile imzalanan Halep Protokolü ile türbenin Türkiye’ye ait olduğu konusunda bir ihtilafın bulunmadığı kayda geçirildi.

1973: Suriye’de yapımına başlanan Tabka Barajı’nın Caber Kalesi’ni tamamen sular altında bırakması riskine karşı türbenin nakli amaçlı görüşmeler başladı. Görüşmelere katılan Türk heyetine “Süleyman Şah Felsefesi’ne göre hareket edilmesi” talimatı verilmişti.

1975: Türbe, Caber Kalesi’nden, sınırın 37 km güneyindeki Karakozak köyü mıntıkasındaki 10 dönümlük araziye taşındı ve yeni bir türbe inşa edildi. Arazide; 3 sandukanın bulunduğu türbe, müştemilat ve Saygı Karakolu yer alıyordu.

1995: Suriye, başka bir barajdan dolayı suyun yükselmesi riskini gerekçe göstererek türbenin tekrar taşınmasını gündeme getirdi.

2001: Suriye rejimi tarafından taşınma talebi tekrar gündeme getirildi ve müzakerelere konu oldu. Taşıma talepleri Türkiye-Suriye ilişkilerinde krizlere yol açtı.

2003: Ankara’da imzalanan “Süleyman Şah Türbesi Tahkimat Projesinin Uygulanmasına İlişkin Ana Tutanak” çerçevesinde, türbenin yerinde kalması konusunda Suriye ile mutabakata varıldı. Arazi sınırları tahkim edildi, kapsamlı bir onarım yapıldı, karakol binası yeniden inşa edilerek türbe yeniden ziyarete açıldı.

2008: Teşrin Barajı’nın yükselen su seviyesinin türbeyi yeniden tehdit etmesi üzerine, Cumhuriyet tarihinin en geniş kapsamlı tadilatına gidildi. Türbenin çevresine beton duvar örüldü ve iki bayrak direği dikildi. Ayrıca, karakoldan çıkan atık suların Fırat Nehri’ni kirletmemesi için karakol binasının arka bölümünde paket arıtma sistemi kuruldu ve türbenin etrafı, Türkiye’den gönderilen ağaçlar ve hazır çim ile yeşil alan haline getirildi.

2012: Suriye’nin İstanbul Başkonsolosluğu’ndan alınan bir notada, Suriye’nin 1921 Ankara Anlaşması’na ve 1956 Halep Protokolü’ne bağlı olduğu bir kez daha teyit edildi. 2014’te ise türbenin etrafı IŞİD tarafından kontrol altına alındı. Türkiye, IŞİD’in olası bir saldırısına karşı operasyon yapmak üzere ilk günden hazırlık yaptı.

Bir önceki yazımız olan BMW 218i özellikleri ve fiyatı başlıklı makalemizde 218i Active Tourer, BMW 218i ve BMW 218i fiyatı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *