Star TV’nin ‘Kim O’ programını anlattılar

Yirmibeşfilm yapımcılığında, Türkiye’de ilk kez yapılan yarı sit-com, yarı talk show “Kim O?“da; bir taraftan “Kazım”, “Hatçe” ve “Ferhat”ın maceralarını izlerken diğer taraftan kendilerini bu maceranın içinde bulan ünlülerin şaşkınlıklarını görüyoruz. “Hıyarlı Baba” Şahin Irmak, “Havuçlu Anne” Büşra Pekin ve “Kayınço Ferhat” Sadi Celil Cengiz her cumartesi Star TV izleyicilerini güldürmeye devam ediyor.

Talk show fikri ilk kimden çıktı?

Büşra Pekin: Projenin komple fikri yapımcımız Fırat Parlak’tan çıktı. Bugüne kadar zaten biz de bu karakterlerle ilgili bir şeyler yapmayı çok istiyorduk. Böyle bir talep vardı. Oynamaktan keyif aldığımız karakterler bunlar. Bugüne kadar ne düşündüysek hep erteledik, vazgeçtik. Fakat proje teklif edildiği zaman gerçekten bu karakterlerle çok eğleneceğimizi düşündük. Uzun süre üzerinde tartıştık. Sonra yapmaya karar verdik.
Sadi Celil Cengiz: Ben Abbasağa’da kahvede oturuyordum, Şahin geldi. “Böyle bir proje var, sen de olursan iyi olur” dedi, geldim. Büşra’yla da zaten “İşler Güçler”den beri tanışıyorduk. İlk günden beri bir uyum yakalamıştık. Büşra’nın hikayesi 13 bölümdü ve o bölümlerde çok iyi bir uyum yakaladık. Şahin’le de tanışıyorduk.
Hem konsept hoşuma gitti hem de bir yazılı metni kesip, biçmeden seyircinin önünde oynamak beni heyecanlandırdı. Zaten karakterler herkesin tanıdığı, bildiği, komik karakterler.

Benim için çalıştığım kişilerle yakaladığım uyum işin içeriğinden bir tık daha önde. Böyle bir uyum görünce işin içinde olmaya karar verdim. Sağ olsunlar onlar da yıllardır oynadıkları karakterlerin içine benim oynadığım “Ferhat”ı kabul ettiler.
Şahin Irmak: Bunun üzerine televizyonda bir şeyler yapmayı hiç düşünmemiştik aslında. Daha çok fikrimiz sinema filmi üzerineydi. Onu da “Nasıl bir hikaye yapalım?” diyerek, tam içimize sindiremediğimiz için bekledik. Ama format gelince “Tam bize uygun” dedik. Büşra’yla kafamıza yattı, Sadi de işin içine girdi. Kanal da “Aaa, çok güzel olur” deyince, başladık.

‘Yılmaz Erdoğan’dan fikir aldık’

“Ferhat”ı anlatabilir misiniz?
S.C.C. : Biraz beleşçi biri. Eniştesinin evine çöküp orada bedavadan yiyip, içen, baş belası, ama ablası kıyamıyor.
B. P. : Aslında yer yer ablası da hoşlanmıyor. (Gülerek)
S.C.C. : Aslında ailede kimse birbirinden hoşlanmıyor ama aynı çatı altında. Ailenin birbirlerine karşı refleksleri oluyor ama dışarıdan bir şey olduğunda kenetleniyorlar. Birbirlerine bağlılar da. “Ferhat” cansız mankenlik yaparken birden talk show yapma fikrine tutuluyor. Bir şekilde eniştesi ve ablası sayesinde kanala projeyi kabul ettiriyor. Kanal “Senin ailen enteresan tipler. Onlar olursa olur” diyor. O da mecbur onlarla program yapıyor.

Proje için Yılmaz Erdoğan’ın fikrini aldınız mı?
Ş.I. : Tabii canım. Her işe başlarken Yılmaz Ağabey’den fikir alıyoruz.
B.P. : Zaten Yılmaz Ağabey’in bu projeye çok heyecanlı bakması bizi de heyecanlandırdı.

Televizyon programından sonra nasıl tepkiler aldınız?
Ş.I. : “Allah belanızı versin böyle program mı olur?” (Gülerek) Şaka bir yana genel olarak çok güzel tepkiler alıyoruz. Durduk yere “Şu iki karaktere bir şeyler yapalım” diyerek çıkmadık işe. Ama yolda, gittiğimiz yerlerde “Hadi şunlarla ilgili bir şeyler yapın” tepkisini çok aldığımız için girdik bu yola. Bu tepkiler bizi heveslendirdi. Sokaktaki insanların zaten sevdikleri karakterlerdi. Yeniden karakterleri ekranda görmek onları mutlu etti. Bunu da dile getiriyorlar.
B.P. : Gelen tepkiler bizi memnun ediyor. Hedefimiz hep daha iyiye gitmek ve içeriği zenginleştirmek. Hedefimiz bu yönde. Gelen eleştiriler memnun etse de hâlâ “Daha neler yapabiliriz?”in peşindeyiz.
S.C.C. : Yeni bir şey deniyoruz ve tepkiler genelde olumlu. İnsanların kafasının ne yaptığımızdan dolayı biraz karışık olduğunu düşünüyorum ama eğlendiklerinden eminim. Zamanla daha da iyi olacağız.

Dizi ve sinemadan sonra sizi biraz daha seyirciyle iç içe gördük. Bunun verdiği bir heyecan var mı?

S.C.C. : Tabii ki var. Uzun bir aradan sonra geçen yıl bir tiyatro oyunu yapmıştık. Onun için seyircili duruma alışkınım. Benim alışık olmadığım durum; gerçekten senaryoyla ilgili çok kısıtlı bir vaktimiz var. Olabilecek aksaklıkları toparlayabilmek adına zamana ihtiyacım var.

Ünlü konuklar neye göre belirleniyor?

Ş.I. : Kim gelirse yiyoruz. (Gülerek) Şaka bir yana televizyonda sevilen yüzler olmasına önem gösteriyoruz. Tabii böyle “Şu gelsin, bu gelsin” gibi düşünmüyoruz. Uzun soluklu işlerde “Şu gelsin” gibi durumlar çok zor oluyor. İnsanların işi oluyor. Şarkıcıysa turnesi oluyor ya da albümün çıkmasını bekliyor gibi durumlar oluyor sadece.
S.C.C. : Formatımız gereği daha kendiyle barışık isimleri tercih ediyoruz. Çünkü onları bir oyun içerisine dahil ettiğimiz için karakterler onlara sosyal hayatlarında duyduklarında tepki göstermeleri gereken şeyler bazen olabiliyor. Konukların bizim kafalara daha yakın olması elbette işimize gelir.

‘3 Adam’ın şovumuza gelmesini çok istiyoruz’

Üçünüzünde programda ağırlamayı çok istediği ortak bir isim var mı?
Ş.I. : Bunu çok fazla konuşmadık.
B.P. : Gelen konukların hepsi işin içerisine o kadar iyi adapte oluyor ki bu bizi mutlu ediyor. Aslında Eser Yenenler, İbrahim Büyükak ve Oğuzhan Koç’un gelmesini çok istiyoruz. Çünkü onlar bizim birlikte yola çıktığımız karakterler. Bir gün onların gelmesini mutlaka istiyoruz.
S.C.C. : Daha gelip de eğlenmeyen konuk olmadı. Potansiyel konuklarımıza bu mesajı verebiliriz. Geldiğinde karakterler patavatsız olduğu için biraz tereddüt edenler oldu ama çıkışta onlardan eser kalmamıştı.

İleride ekibe dahil olacak karakterler var mı?

Ş.I. : Şimdilik kadro bu kadar. Böyle güzel gidiyor. “Şu dahil olsun” dediğimiz yok.
B.P. : Henüz daha çok başındayız. Zaten her bölümde mutlaka bir konuğumuz oluyor. Yardımcı oyuncularımız oluyor. Biz de sizinle beraber göreceğiz.

ABDULLAH MALKOÇ

Bir önceki yazımız olan Çiğdem Batur yazdı: Mış gibi başlıklı makalemizde Çiğdem Batur ve Çiğdem Batur kimdir hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *