Son Adım kitap eleştirisi – Ayhan Geçgin

24 July 2013 Wednesday, 11:59

Son dönemde çıkmış, varoluşsal soruları ve siyaseti kör göze parmak yapmadan harmanlayan nadide bir roman. Her an her ortamda okunabilecek cinsten değil. Hazmı için zaman ve dikkat gerekiyor.

Üslûbunun Türkiye edebiyatı açısından ilginç bir özelliği, anlatının pek de denenmeyen “ikinci tekil şahıs modunda, yani “sen…” diye akıp gitmesi. Bu tavır somut bir kişiye, kahramana konuşuyor gibi dursa da, okuma sürecinde okuyucu-yazar-kahraman, hattâ toplum arasındaki öznesel farkları sıfırlayıcı bir etki yaratıyor.

Raskolnikov ve Zebercet kadar felsefî bir hâleye sahip kahraman, İstanbul’un kuzeyinde, sonradan apartmanlaşacak ve bir nebze orta sınıflaşacak eski bir gecekondu mahallesinde yaşar. Hizmet sektörünün alelâde bu çalışanı, yazar tarafından hiçbir kent nostaljisine-methiyesine kapılmadan, tüm çıplaklığıyla kent mekânı ve yaşamına yerleştirilir. Bu yaşamın çıplak-varoluşsal hâli, kahramanın beraber yaşadığı babaannesinin, onu hızla öldürecek bir hastalığa tutulmasıyla iyice berraklaşır. Apartmandaki dul komşu ile yaşanan ilişkinin ele alınışını da hesaba kattığımızda, bir Zeki Demirkubuz senaryosunun saydamlığına sahip bir varoluş anlatısı ortaya çıkar. Ancak babaannenin cesedinin köye götürülmesi için çıkılan yolculuk bu anlatıyı siyasî sonuçlarına bağlayacaktır. Böylece kişisel ve toplumsal drama bu anlatıda yetkince buluşur.

 

Bir önceki yazımız olan Türkiye Eskisi Gibi Olmayacak'tan Türkiye analizi başlıklı makalemizde Osman Ulugay ve Türkiye Eskisi Gibi Olmayacak hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz