Soframızdaki altın tahıl ve tarihi

Yazın her köşe başında karşımıza çıkan ve dünyada yaklaşık 70 milyon çiftçinin ektiği mısır, binlerce yıl önce de önemli bir besin maddesiydi. Tarihçiler, mısır olmasaydı Aztek, Maya ve İnka medeniyetleri var olamazdı diye düşünüyor.

NTV’nin son zamanlarda Yeşil Ekran çerçevesinde yürüttüğü bir kampanyayı çok beğeniyorum. ‘Atalık tohumlara yok olmadan sahip çık’ diyen bu kampanyada Osmanlı çileği, pembe domates gibi hepimizce malum olan ürünlerin yanı sıra Zonguldak Alaplı’nın mısırı da var. Çiftçilerin atalık tohum olarak saklayıp her yıl yeniden ektikleri kırmızı mısır, diğer patlamalık mısır çeşitlerinden daha tatlı imiş. Alaplı mısırını bilmiyordum ama genel olarak, uzun zaman dayanacak ve bire bin verecek mantığıyla, genetiği ile oynanmış mısırlara maruz kalmaktan çok rahatsızım. Yıllar boyu kaygısızca tükettiğimiz, yazın haşlanmışıyla da közlenmişiyle de her köşe başında karşımıza çıkan ve her kesimden insanın ortak besini olan mısırın da tadını kaçırmayı becerdiler. Önce ekmeklerin bozulduğu doğru ama arkası da çorap söküğü gibi geldi. Bugün dünya üzerinde yaklaşık 70 milyon çiftçinin ekip biçtiği mısır, bundan binlerce yıl önce de çok önemli bir besin maddesiydi. Adını Taino dilindeki ‘mahiz’den alan ve birçok ülkede ‘maize’ olarak bilinen mısır, domates, patates gibi, Amerika kıtasından dünyaya yayılmış bitkilerden. Kendini dölleme yeteneğine sahip olmayan ve yetişmek için insanoğluna ihtiyaç duyan bu bitkinin yabani halini bilen yok. Ama Orta Amerika’da boy gösterdiği biliniyor. Tarihçiler, mısır olmasaydı Aztek, Maya ve İnka medeniyetleri var olamazdı diye düşünüyor. Meksika’daki mağaralarda M.Ö. 6600 yılına ait kalıntılarının bulunduğu bu tahıl, Avrupa’nın büyük kıtlıklarla boğuştuğu yıllarda, Orta Amerika ülkelerinde yol kenarlarında bile büyüyen, halkı sorunsuzca besleyen bir kaynak olmayı sürdürdü. Bugün hem insanları hem de hayvanları bonkörce beslemenin dışında kozmetikten sanayiye yararlanılmadığı bir alan neredeyse yok.

Yaz gelmeden nasıl zayıflayabiliriz?

Türk tahılı

Akdeniz yoluyla Ortadoğu ve Afrika’ya ulaşan bu bitkinin bize Mısır üzerinden gelmesi ‘Mısır tahılı’ olarak bilinmesine, Osmanlı fetihleriyle Balkanlar’a yayılırken de ‘Türk tahılı’ olarak ünlenmesine yol açtı. Avrupa’ya ilk gelişi İspanyollar aracılığı ile olsa da, mısırı İtalyanlar kadar benimseyen bir ülke pek yok. Ünlü lapaları ‘polenta’yı daha önceleri diğer tahıllarla yaparken, bu bitkinin topraklarında yetişmesiyle birlikte bir daha onu sofralarından ayırmadılar. Yapıldığı bölgeye göre içine farklı maddeler katılabilen ya da kıvamı değişen polenta, aslında birçok ülkede benzeri olan bir yiyecek. Gürcistan’daki ‘gomi’, Sırbistan ve Bulgaristan’daki ‘kachamak’, Makedonya’daki ‘bakrdan’, Romanya ve Moldovya’daki ‘mamaliga’ hep polenta türevi yiyecekler. Aynı tertip Avusturya’da sütlü kahveyle yenen tatlı bir yiyecek olarak yapılıyor.

karamelli patlamış mısır

Sadece Avrupa’da değil, Haiti’den Zambia’ya kadar her yerde ana malzemesi su, mısır unu ve tuz veya şeker olan bu karışım mutfak kültürünün ve özellikle de sınırlı bütçelerle yemek üretilen evlerin sofrasında yer buluyor kendine. En ilginç örneklerden biri olan ve Barbados civarında tüketilen ‘cou-cou’da bu karışıma tereyağ ve doğranmış bamya eklenerek soslu bir balıkla birlikte yeniyor. Avrupa’da çok farklı sos ve yiyeceklere eşlik edebilen, kıvamı sert olarak pişirilenlerin dilimlenip yağda kızartılmaktan peynirle karıştırılıp fırınlanmaya kadar farklı uygulamaları olan mısır lapalarının Amerika kıtasındaki tüketilişi ise genellikle bir deniz mahsulüyle birlikte oluyor. Patlamış mısır ise çok eski bir kurutulmuş mısır tüketme yöntemi olmasına rağmen ABD’nin ününe ün kattığı, Hollywood filmlerine katık ettiği bir -artık karamellisinden acı biberlisine binbir- lezzet.

Orta Amerika’nın altını’ da denen ve hakkında sayısız efsane üretilen mısır ve mısır unu bugün hâlâ Meksika’nın baş tacı. Lavaş benzeri mısır ekmekleri ‘tortilla’, mısır lapası ve ilave malzemeleri mısır yaprağına sararak yaptıkları ‘tamale’ler, tatlı bir içeceğe dönüşmüş hali ‘atole’ bu mutfağın temel lezzetleri. Mısırın zararlarını azaltıp faydasını artıran bir yöntem olarak kireçli suda beklettikten sonra kurutmak da o toprakların icadı.

Doğu Karadeniz’in demirbaşı

Bizde de bu tahıla Meksikalılar kadar bağlı olan Karadenizliler, özellikle Doğu Karadeniz’in coğrafi dayatmasıyla da mutfaklarının demirbaşı haline gelen mısırı ve mısır ununu sayısız tarifte kullanıyorlar. Bunlardan ‘polenta’ya en yakın sayılabilecekler, kuymak ya da muhlama denen, bir hayli de yağlı bir tarif. Mısır ununa sadece yağ değil peynir de ekleniyor ve lezzetle birlikte kaloriler de ikiye katlanıyor. Bunların dışında hamsili mısır ekmeğinden pekmezli, cevizli mısır tatlısına, etli, fasulyeli yemeğinden çeşit çeşit çorbalarına kadar hakkını veriyorlar mısırın. Mısır ekmeği ve yoğurt ise bir Doğu Karadenizlinin en klasik kahvaltılarından. Kadınların bir araya gelip şarkı türkü söyleyerek mısır soydukları Mısır Meclisi gibi geleneklerden, kurutulan püsküllerin tütüne sarılıp içilmesi gibi keyiflere kadar bu yörenin folkloruna da damga vurmuş bir ürün mısır.

Mısırı taze tüketmek kuşkusuz hakkını vermenin en kolay yolu. Amerikalı yemek yazarı Waverly Root, mısırın tarladan kopmasıyla tencereye girmesi arasındaki mesafenin çok kısa olması gerektiğine inanıyor. Mısır tarlalarının ortasında ateş yakıp mısır kaynatanların bir bildiği olduğuna inandığı için, bahçesinde mutfak kapısının yanına mısır dikmiş. Bir tencerede su kaynatıp, kopardığı mısırı saniyeler içinde tencereye atıp pişirmiş. Lezzetinin bambaşka olduğunu iddia ediyor. Bu bilgiden sonra, mutfak balkonumda bir saksıya mısır diksem mi diye düşünüyorum doğrusu! Tazelik konusunda bu denli iddialı olmak kolay değil belki ama eski ağza yeni taamlar katmak her zaman mümkün. Aşağıdaki tarif bir Güney Amerika ülkesinden. Mısırların genleriyle değil, sadece lezzetleriyle ilgilendiğimiz mutlu günlerden…

guyana mısır tarifi

 

Guyana usulü mısır tarifi

Malzemesi:
6 adet taze süt mısır
1 su bardağı Hindistan cevizi sütü
1 su bardağı su
4 dal doğranmış taze kekik
Birer çay kaşığı kırmızı ve karabiber

Tuz Yapılışı: Mısır hariç tüm malzemeyi geniş bir tencereye koyup karıştırın. Ateşi açın. Isınınca ikiye böldüğünüz mısırları ekleyin ve kapağını kapayıp kaynama noktasına getirin. Kapağı açın ve bütün sıvıyı çekene kadar, orta ateşte pişirin. Gerekirse tuz ekleyerek ılık servis edin.

Bir önceki yazımız olan Dişlere uygulanan ball ataşman nedir? başlıklı makalemizde ball ataşman nedir, ball ataşman uygulaması ve implant nedir hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *