Skoonheid (Beauty) film eleştirisi

Skoonheid (Beauty) film eleştirisiyle karşınızdayız. Skoonheid (Beauty) filmi hakkında detaylı bilgiye bu yazıdan ulaşabilirsiniz…

İlk filmi Shirley Adams’ın ardından, kırklı yaşlarındaki örtük bir eşcinselin karanlık hikâyesini anlattığı yeni filmi Skoonheid (Beauty), geçtiğimiz Cannes Film Festivali’nde gösterilmiş ve Queer Palm ödülünün sahibi olmuştu. Geçtiğimiz ay İstanbul Film Festivali’nin misafiri de olan Güney Afrikalı yönetmen Oliver Hermanus’un toplumsal kabullerin doğurduğu kişisel felaketlere kafasını uzattığı filmi, kahramanı François’nın bir tutku gibi başlayıp, gittikçe dallanıp budaklanan yasak aşkının izini sürüyor. Aşk dediysek de masum ve karşılıklı bir aşk anlaşılmasın bu sözden. Zira evli, çocuklu ve homofobik François, neredeyse yeğeni kadar yakını ve kızının gizli flörtü olan Christian’a abayı yakıyor. Zamanla içinde kavrulduğu bu arzu tüm bedenini ele geçirip, onu karanlık bir sona doğru yolculuğa çıkarıyor. Erkek egemen toplumlar ve geleneksel aile yapısı içerisinde eşcinsel kimliğe bakışın köhne ve karanlık yüzünün, çıkışsız bir noktaya terk ettiği François, varoluşsal bir sorgulamaya girişmekten çok, derin bir tahrik ve ilkel bir kaygının içine yuvarlanırken, biz de kendimizi gerilim dozu gittikçe artan bir girdabın ortasında buluyoruz. Tartışmaya açtığı konular ve değerleri tespitten ileriye gidemediği anlarda, hikâyesi ve kahramanının gerçekliğinden beslenen Hermanus, bir anlamda, salonda oturan fili görünür kıldığı bu ikinci filmiyle, bazı zaaflarına rağmen, eli yüzü düzgün bir seyirlik çıkarmayı başarıyor.

Bir önceki yazımız olan Comvex İstanbul fuarı açıldı başlıklı makalemizde Comvex İstanbul fuarı, hafif ticari araç ve Ticari araş fuarı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *