‘Şizofrenik” bir durum’

04 September 2013 Wednesday, 17:43

Mali önlemler kapsamında kapatma kararı alınan Yunan devlet televizyonu ve radyosu ERT’nin binasından ayrılmayan gazeteciler internetten yayına devam ediyor. Gazeteciler, kararın ekonomik olmadığını kanalın solcu kimliğinin yok edilmek istendiğini belirtiyor

Mali önlemler kapsamında kapatma kararı alınan Yunan devlet televizyonu ve radyosu ERT’nin binasından ayrılmayan gazeteciler internetten yayına devam ediyor. Gazeteciler, kararın ekonomik olmadığını kanalın solcu kimliğinin yok edilmek istendiğini belirtiyor

Avrupa Birliği’ni sarsan ekonomik krizin en ağır bedelini ödeyen Yunanistan için ekonomik veriler eskisine nazaran daha iyi rakamlara işaret etse de, krizin Yunanlar üzerindeki etkilerini hala görmek mümkün. Atina sokaklarında dolaşırken herhangi bir Avrupa başkentinden farklı bir yerde olmadığınızı düşünseniz bile kesintiye uğrayan emekli ve işçi maaşlarını, yarın işini kaybedebilecek olmanın kaygısını Yunanlardan dinleyebilirsiniz. Üniversite mezunu, birden fazla dil konuşan birçok genç, iş bulabildiği takdirde yarı zamanlı ve sigortasız işlerde ya da cafelerde garson olarak çalışmak zorunda kalıyor.
“Troyka” olarak anılan Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nun verdiği yardım paketinin zorunlu kıldığı kemer sıkma politikalarının mağdur ettiği kurumların başında gelen devlet televizyonu ve radyosu ERT ise bir sembole dönüşmüş durumda. Yunan hükümetinin ERT’yi kapatacağını duyurmasıyla 11 Haziran’da televizyon ekranı bir anda kararınca kurum çalışanı gazeteciler binayı terk etmeyip yayına devam etme kararı almıştı. Başkent Atina’nın dört bir yanından gelen on binlerce vatandaş, bu karara güçlü bir destek vererek ERT binasının bahçesi ve koridorlarını doldurdu.
Her an polisler gelebilir
Sıcak yaz günlerinin rehavetiyle işgalin ilk günlerindeki şaşaalı ve kalabalık görüntüden eser olmasa da, pankartlarla kaplı ERT’nin binasına adım attığınızda hala canla başla çalışan gazetecilere rastlıyorsunuz. ERT’nin eski çalışanı Alexandra Christakaki, kanalın koridorlarında ve stüdyolarında gezerken her bir köşede duraklayıp anılarından, duvarlara resimleri asılan ve kanala emeği geçmiş sanatçılardan bahsediyor. Rast geldiğimiz çalışanlardan biri ise son görüntüleri kaydetmemize sevindiğini belirtiyor: “Her an savcı ve polisler gelerek sahip olduğumuz her şeye el koyabilir.”
ERT Yunan kültürü demek
ERT’deki gazetecilerin en büyük korkusu, Yunan kültürüne tanıklık eden televizyon ve radyo arşivlerinin devlet tarafından yok edilmesi. Akşam 9 haberlerinin ekran yüzü, gazeteci Yiannis Darras, “ERT sadece haber merkezi değil, bütün Yunan kültürü demek. Dünyanın dört bir yanında yaşayan Yunanları ve Yunanistan’ı birbirine bağlayan onlarca radyo kanalı, televizyon kanalları, orkestralar… 1960’lardan beri Yunan kimliği burada oluştu” diyor. “Sadece internet üzerinden yaptığımız yayınla bütün özel kanalların sinyal sayısını aşıyoruz” diyen Darras, kanalın kapatılmasının kemer sıkma politikalarıyla ilgisi olmadığını vurguluyor.
‘Şizofrenik” bir durum’
Darras, ERT’de çalışan çoğu kişinin sol görüşlü olduğuna dikkat çekerek hükümetin yaşatılan ideolojiyi yok etmeyi amaçladığını aktarıyor. Ancak Darras’a göre atamalar, Troyka’yı mazaret ederek ERT’yi yok etmeye çalışan hükümet tarafından yapıldığından bu durum “şizofrenik.” Darras, Yunanların verdiği inanılmaz desteğin işinden edilen 2600 gazeteci için olmadığını düşünüyor. Hükümetin verdiği kararın demokratik değerlere aykırı olmasının oynadığı role dikkati çekiyor.
ERT kâr ediyordu
Kanal işgal edildiğinden beri yemeden içmeden ERT’de çalışmaya devam eden Marina Demertcian ise ERT’nin kapatılmasının hükümet politikalarının mali yansımalarının görülmediğine örnek oluşturduğunu söylüyor. “Milyonlarca euro kar eden ERT’nin kapatılması o kadar çok paraya mal oldu ki! Elde edilen kar olduğu gibi devlet bütçesine gidiyordu; şimdi devlet, kanalı kapatmak için ortaya para koyuyor” diyen Demertcian, ERT kapatılmadan 1,5 ay önce çalışanların kanalla ilgili skandalları bir basın toplantısında açıkladığından ve hükümete karşı kanal içinde son yıllarda oluşturulan direnişten de bahsetti.

‘Dağdaki alıcılar zorla kapatıldı’
Yayına devam etmeye karar verdiklerinde Avrupa Yayın Birliği’nin teknik altyapı desteği verdiğini ve alıcılarını devreye soktuğunu belirten Darras, hükümetin dağdaki alıcılara polis ve savcı gönderip şiddet uygulayarak alıcıları zorla kapattırdığını açıklıyor. Bu aşamadan sonra programlar ancak internet üzerinden yayınlanmaya başlamış; yine de son iki ayda izleyici sayısı 10 milyon, tekil izleyici sayısı ise 2,5 milyon gibi yüksek rakamlara ulaşmış. Bu noktada Darras, hükümetin ERT’yi kapatma sebebi olarak kimsenin bu kanalı izlemediğini göstermesinin geçersiz kılındığını belirtiyor.

En büyük kazanım: Çalışan grev!
ERT’deki gazeteciler, çalışmaya devam ederek edindikleri en büyük kazanımın “çalışan grev” kavramını keşfetmeleri olduğunu düşünüyor. Bunun son yıllarda gerçekleşen bütün grevlerden daha farklı ve yaratıcı olduğu konusunda hemfikirler. Demertcian, eylülde grev ve protesto düzenlemeyi planlayan öğretmen, işçi ve doktorlara örnek oluşturduklarını belirtiyor. “İnsanların daha işlevsel yöntemleri deneyebileceklerini gösterdik.  Öğretmenler, öğrencileri de işin içine katarak ve onlara bu konuda danışarak, okullarda işlevsel bir işgale gitmenin yollarını tartışıyor. Ancak bu sefer kendi programlarını uygulayacaklar” diyor Demertcian gözlerinin içi gülerek…

Yunan kanalında bir Türk sanatçı
ERT’ye yaptığımız ziyaret sırasında yolumuz destek vermek için bir konser düzenlemeye kanala gelen Türk sanatçı Fide Köksal ile de rastlaşıyor. Aslen İzmirli olan Köksal, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzikal Bölümü’nde okurken bir Yunan televizyon ekibinin 2006’da düzenlediği seçmeye katılmış. Genç sanatçı, yarışmayı kazandıktan sonra Yunanistan’a gelmiş ve burada yaşamaya başlamış. Köksal, hem Türkçe hem Yunanca şarkıları repertuarında bir araya getirerek konserler veriyor. Yunanistan’dakilerin genç şarkıcıyı tanıyıp sevmesi de burada kalmasında önemli bir rol oynamış.

Bir önceki yazımız olan Femen'in kurucusu bir erkek! başlıklı makalemizde femen, feminist ve italya hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz