Sigara ile kalp hastalıkları arasındaki ilişki

Kalp hastalıklarında genetik ve çevresel faktörlere dikkat çeken Prof. Tuzcu, “Genetik yapınızda kalp  varsa, sigara içip, egzersiz yapmazsanız kriz geçirme riski yükselir. Sağlıklı yaşamda ise bu risk azalır” dedi

Kalp hastalığında genetiğin rolü nedir?

Genetiği bir anahtar gibi düşünün. Bazı kapılar bir anahtarla açılıyor. Mesela Angelina Jolie’nin meme kanseri. Ama birçok hastalık var ki binlerce anahtarı var ve bir tarafı açtığınız zaman diğerinin kilidi değişiyor. Damar sertliği bu ikinci grupta…

Yani ailede kalp hastalığı olan birinin yaptırabileceği genetik bir test yok!

Hayır. Çünkü damar sertliğinin oluşumunda rol oynayan birçok mekanizma var. Bunu tek bir gen testiyle tespit etmek mümkün değil. Ayrıca çevresel etkenler de çok önemli. Bir baba 42 yaşında kalp krizi geçirmiş, tabii ki çocuğun çok endişelenmesi lazım ama bir yandan da şunu düşünmesi gerekir: Baba acaba sigara içiyor muydu, kilolu muydu, egzersiz yapıyor muydu, acaba tansiyonu kaçtı, kolesterolüne zamanında bakıldı mı?

Çevresel etkenler mi genler mi daha etkili?

Ben genetiği şuna benzetiyorum: Mozaiklerle bezeli bir bina düşünün. Güneş bir yandan vurursa renkler başka türlü yansıyor, diğer taraftan vurursa başka türlü. Sizin bir genetik yapınız var, kalp hastalığına zemin hazırlıyor. Siz bunun üzerine sigara içip, egzersiz yapmayıp kilo alırsanız belki de 40 yaşında kalp krizi geçireceksiniz. Ama eğer sağlıklı bir hayat yaşıyorsanız o zaman kalp hastası olma riskiniz çok azalmış olacak.

Ama kalp krizi geçirmeyeceğiniz de garanti değil

Hiçbir şey garanti değil. Ama yapılan çalışmalar bize açıkça şunu gösteriyor ki, damar sertliğine bağlı kalp ve damar hastalıklarının yüzde 80-90’ı çevresel etkenlere bağlı, yani kader değil. Elbette ne yaparsa yapsın kurtuluşu olmayan insanlar var. Ama Churchill gibiler de var. Purosuz zamanı geçmez, şişman, hareketliliği yok, stres derseniz hayatta daha stresli bir hayat yaşamış biri yok, ama 90’ına kadar yaşamış.

Babası 50 yaşlarında kalp krizinden ölmüş biri kontrole ne zaman başlasın?

Bu insanlar 20 yaşında doktora görünmeli. Her yıl gitmelerine gerek yok ama gençken sağlık bilinci edinmeli, tansiyon, kan şekeri, kolesterol… Bunların ne olduğunu öğrenmeli. Ben inanıyorum ki testiyi kırmadan önlem alıp bunları hastalık aşamasına getirmemek mümkün. Ama düzenli ve sağlıklı bir yaşamı çok önceden benimsemek gerekiyor.

20 yaşından sonra ne sıklıkla gitmeli?

Riski yüksek gençler için 5 senede bir check-up doğru olur. Ama çok ayrıntılı kan tahlillerine ve görüntüleme testlerine ihtiyaç yok. Kan şekeri, kolesterol değerleri, kilo, bel çevresi kalınlığı gibi ölçümlerin takip edilmesi yeterli. Bunlar aile hekimlerinin de takip edebileceği şeyler.

Karın bölgesindeki şişmanlık neden önemli?

Karın çevresindeki fazla ya vücut içindeki organ çevresi yağıyla paralel olduğu görüşü var. Ve bu yağın metabolik olarak çok aktif olduğunu, olumsuzluk yaratmak açısından çok azgın olduğunu biliyoruz.

Kalp krizi geçirme riski nasıl hesaplanıyor?

Bunun matematiksel formülleri var. En yaygın kullanılanı Flamingham risk skoru. Sigara içme, yaş, kolesterol ve tansiyon gibi bazı değerler bir araya getirilerek hesaplanıyor. Bir sene içinde yüzde 2’lik bir kalp krizi geçirme riski varsa bu çok yüksek sayılıyor. Riski bu düzeyde olan her 5 kişiden birinin 10 yıl içinde kalp krizi geçireceğini düşünürsek yüksek risk değerlendirmesi doğru.

Sağlıklı insanlar da kalp krizinden ölebiliyor!

Bu insanların gerçekten sağlıklı olup olmadığına ayrıntısıyla bakmak lazım. 1970’li yıllarda koşmayı popüler hale getiren Jim Fixx, 52 yaşında kalp krizinden öldüğünde bütün dünyayı şaşırtmıştı. Günde 15 kilometre koşan bu adamın tıbbi dosyası sonradan incelendiğinde kan yağı metabolizmasında ciddi genetik anormallikler ve başka risk faktörleri olduğu açığa çıktı.
Ayrıca ölmeden önceki iki hafta boyunca karısına göğsünde baskı olduğunu söylediği belirlendi. Bazı ani ölümler hepimizi şaşırtsa da çoğunda, bakan bir gözün görebileceği birçok hazırlayıcı neden var. Türkiye’de genç insanlardaki birçok kalp krizinin nedeni boş değil. Göbeği kemerinin üzerine taşmış kişileri bir düşünün…

Riski yüksek bir kişiye ilk müdahale nedir?

Hayat tarzını kökten değiştirmek.

Sadece sigarayı bırakıp, yürüyüşe başlamak yeterli mi?

Evet. Bunları yapacak ama aynı zamanda daha aktif olacak. Arabasını uzağa park edip varacağı yere yürüyecek, Akdeniz diyetiyle beslenecek. Bu önlemlerle riski yüzde 3’ten yüzde 1’e inebilir. Damar sertliğinin ilerlemesi durdurulabilir. Ama bunlar hep risk taşıyan ancak ortaya çıkmış bir hastalığı henüz olmayanlar için.

DİPNOT: Birinci derece akrabada 55 yaşın altında bir kadın ya da 45-50 yaşın altında bir erkek kalpten öldüyse bu risk faktörü sayılır.

İçki kalbe yararlı mı, zararlı mı?

İçki göbeği farklı bir şey mi?

Hayır. O da karın çevresindeki yağ sayılıyor. Sonuçta içki de karbonhidrat. İçki oraya gidiyor değil. Birayı içiyor, fazla kaloriler yağa dönüştürülüp karın çevresinde depolanıyor. Tabii bu da kalp krizi riskini artırıyor.

İçkinin kilo dışında kalbe zararı var mı?

Fazla içkinin genel olarak sağlığa çok olumsuz etkisi var ama kalp krizi bunlardan biri değil. Bazı durumlarda kalp kasında zayıflamaya neden olabiliyor. Bir başka etkisi tansiyonu yükseltmesi.

Az miktarda içkinin faydası olduğu doğru mu?

Alkolü bir kadeh içenlerde kalp krizinin daha az olduğu biliniyor. Ama alkol ilaç olarak sınanmış bir madde değil. Çünkü alkolizme meyilli bir kişide çok olumsuz etkileri olabilir. Bu nedenle illa içki için demiyoruz. Ama 30 senedir her akşam bir kadeh rakı içen hastam geldiğinde ona bunu kesmesini de söylemiyorum. Tabii 3 kadeh içene bu kadarının zararlı olduğunu söylüyorum.

Stent taktırmak ömrü uzatır mı

Kalp kriziyle mücadelede ne kadar yol aldık?

Bundan 30-40 yıl önce kalp krizi geçiren üç insandan biri hastanede ölüyordu. Şimdi hastaneye gelen 100 hastadan iki ya da üçü ölüyor. Çünkü artık kalp krizine müdahale edebiliyoruz. Hem Türkiye’de hem Amerika’da çok iyi uygulanan tıkanmış damarları açma yöntemlerimiz var. Ayrıca kalp krizi nedeniyle ölen insanların yeniden canlandırılması için birçok yeni ilaç geliştirildi. Bunlar kalp krizinin etkilerini bir ölçü de olsa azaltıyor.

Bu hastalar tamamen iyileşiyor mu?

Tam olarak değil. Artık kalp krizinden sonra hayatta kalan daha çok hasta olduğu için kalp yetersizliği sorunu ortaya çıktı. Dünyanın en hızlı büyüyen hastalık gruplarından biri… Mevcut bilgiyle tamamen ölmüş kalp dokusunun geri gelmesi söz konusu. Kök hücre tedavisiyle canlı doku yeşertebilir miyiz? Bunun yanıtını arıyoruz. Bu büyük bir ümit kaynağı ve bazı başarılar da elde edildi ama henüz uzun vadeli bir çözüm ortaya koyup da uygulayabileceğimiz bir yöntem bulunmuş değil.

Ne kadar zamanda hastaneye yetişilmeli?

20-30 dakikadan sonra kalp hücreleri ölmeye başlıyor. Çok erken gelen hastalarda kalp krizini tümüyle önlemek yani sıfır hasar mümkün olabiliyor.

Bu nasıl mümkün oldu?

Eskiden ABD’de hastaneye ulaştıktan sonra damar açılana kadar geçen süre çok uzundu. Sonra 90 dakika hedefi kondu. Buna uygun nöbet sistemleri geliştirildi. Şimdi hemen herkes 90, hatta 60 dakikanın altında müdahale edebiliyor. Ama bu çabalar hastaneye ulaşan hastalar için geçerli, yoksa evde ağrısının geçmesi için saatlerce bekleyenler için değil.

Hasta evde kalp krizi geçirdiğini anladı. Ne yapmalı?

Bu şüphe oluştuğu anda ambulans çağırmalı. Özel araçla gitmeye kalkmamalı. Çünkü enfarktüsün ilk sıralarında öldürücü çarpıntılar meydana geliyor. Arabada buna karşı yapabileceğiniz bir şey yok ama ambulansta müdahale edebiliyor.

Ambulans imkânı yoksa?

Evdekiler bir aspirin verecek ve en kısa yoldan en yakın hastaneye götürecek.

Kalp krizinden sonra ömür ne kadar uzadı?

Kalp krizinden sonra sağ kalım şansını 10 kat artırdık. 1960’larda yüzde 30 olan ölüm oranı bugün yüzde 3 civarında. Hastanede müdahale olmadan kalbin üçte biri hasar görürken şimdi bunu yüzde 5-10’a indirmeyi başardık.

Türkiye’de bypass ameliyatının hastaya 10 yıl kazandırdığı inancı var. Bu doğru mu?

Hayır. By pass ameliyatı ve stentlerin esas amacı şikâyetlerin giderilmesi. Bypass yalnızca üç ya da daha fazla damarda tıkanıklık varsa ya da kalp zayıfsa hayatı uzatır. Ama bunun dışında hayat uzatmak çok zor bir şey. Stentte de aynı şekilde. Hasta kalp krizine yakınsa elbette hayat uzatıyor. Ancak kalbinde darlık var diye şikâyeti olmayan, kalbine yeterli kan giden bir adama stent takmanın böyle bir etkisi yok.

Hastalarda böyle bir izlenim var ama?

Evet, buradaki araştırmalarda hastaların stent takılmasının ömrü uzattığına inandığını gösteriyor. Kalp krizi veya kalp krizine yakın bir durumda stentin hayat kurtarıcı olduğu doğru ama bunun dışında ağrıyı sıkıntıyı geçiriyor ama ömrü uzatmıyor. Hastanın göğsü ağrıyor, ilaç da almak istemiyorsa tabii ki takılacak ama bunu yaparken doktor hayat kurtarıyor algısı yaratmamalı. Hayat tarzı değişikliği, sigarayı bırakmak stentten de bypass ameliyatından da daha etkili.

Bir önceki yazımız olan Kurban Bayramı tatili kaç gün olacak? başlıklı makalemizde bülent arınç, hükümet sözcüsü ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *