Selen Seyven ve Gökhan Alkan röportajı

Yapımcılığını Mia Yapım – Banu Akdeniz’in üstlendiği, senaryosunu Nuray Uslu ve Verda Pars’ın yazdığı “Kocamın Ailesi”nin yönetmen koltuğunda Şafak Bal oturuyor. Dizi, aile ve akrabalık ilişkileri üzerinden, eğlenceli, hüzünlü, samimi hikayesiyle FOX’ta…

Selen Seyven: Komedi oynarken eğleniyorum

Dizide canlandırdığınız karakteri biraz anlatabilir misiniz?
“Yonca” kalabalık bir ailede halası, dayısı ve amcasıyla büyümüş. Curcuna içinde büyüyüp, nefret etmiş. Aile içinde herkese yetişememek, insanların psikolojileriyle uğraşmaktan, bayramda ziyarete gidilir, büyüklerin eli öpülür gibi şeylerden bunalmış bir kadın ve hayatı boyunca “Ben çöpsüz üzüm alacağım” demiş. Kocası da yakışıklı, doktor, terbiyeli, edepli ama aynı zamanda öksüz. Tam tencere kapaklar. “Yonca” hep kariyerine odaklı, kariyer planları yapan, zirveye oynayan ve bayramlarda kocasıyla Avrupa seyahatlerine giden, ana-baba eli öpmek istemeyen, ukala, burnu havada, işine ve kocasına aşık bir kız.

Rolünüz için hazırlık yaptınız mı?
Özellikle evde topuklu ayakkabıyla yürüyorum. Hayatım boyunca özel hayatımda kullanmadım. Ama ilk bölümde anladım ki sarsılıyorum yürürken, bunun çalışmasını yapmam şarttı. Sadece mini elbiselerin içinde iyi durabilmek adına evde topukluyla geziyorum.
Sizinde gerçek hayatta böyle kalabalık bir aileniz olsaydı ne yapardınız?
Gerçekten kalabalık bir ailem var, 70 kuzeniz. Biz de her telden insan vardır. Yönetmeni, oyuncusu, balerini, operacısı, piyanisti sanatla ilgilenir herkes. Bana çok ters bir karakteri oynuyorum. Çok severim ben kalabalık aileyi ama burada karakterin burnu biraz havada.

Sizin için dram mı yoksa komedi mi?
Komedi oynarken çok eğleniyorum. Dürüst olayım daha kolayıma geliyor. “Avrupa Avrupa”dan sonra komediyi sevmeye başladım. Ama tabii bir sürü dram işinde çalıştım ve hepsi de ağır işlerdi.

Kendinizi televizyonda izler misiniz?
Hem de her gün. Bir oyuncu kendini izlemeden yetiştiremez. Her mimiğini sürekli takip edersen ekranda daha iyi durma şansın olur. Kendini takip etmezsen iyi oyunculuk yapamazsın.

Gökhan Alkan: Deneyimli herkesle oynamak istiyorum

Neden “Kocamın Ailesi”?
Her zaman insanların ne kadar plan yaparsa yapsın hisleri ve yüreğiyle işe adapte olmaları taraftarıyım. Bir menajerim var, ama burada çalışacak olan, karısına aşık olacak olan, ona dokunacak olan benim. Şansım yaver gitti hep farklı farklı karakterler oynayabildim. “Tarık” çok sıcak, çok cezb edici bir adam. Ben de gülmeyi ve hayatı seven bir adam olduğum için kendimle özdeşleştirdim bu karakteri. Biraz kolaya kaçıp bu adamı seçtim galiba.
Dizide canlandırdığınız karakteri biraz anlatabilir misiniz?
Karısı “Yonca”nın tam aksine, kimsesiz büyüdüğü için aile hayatına çok düşkün biri … Kendini eğitime vermiş, cerrah olmuş. Sevgi eksikliğiyle büyüdüğü için aşık olduğu kadına tutunmuş. Karısı da onu “Çöpsüz üzüm” olduğundan elinde tutmuş. Karısının ailesini çok sahiplenmiş. Dışarıda göremeyeceğimiz adamlardan. Sütte leke var onda yok. Her karakterin bir muadili vardır, göremesen bile okursun. Keşke hepimiz böyle olabilsek. “Yonca” ve “Tarık” birbirlerine deli gibi aşıklar, karısıyla ve onun ailesiyle çok mutlu. İçten içe kalabalık aileyi çok seviyor.

Rolünüz için hazırlık yaptınız mı?
Örneğim olmadığı için “Olsa nasıl olurdu?”yu durmadan düşünüyorum. Dedem ve anneannemin büyük bir aşkı vardır. Hâlâ hayattalar ve onların ilişkilerini irdeleyip, anlattırmaya başladım.

Siz de böyle bir aşk yaşamak ister miydiniz?
Kim istemez ki? O kadar tatlılar ki diziyi izleyince anlayacaksınız bunlar gerçekten birbirlerine aşıklar.
Çekimler başladı nasıl gidiyor?
Heyecanlı ve mutlu gidiyor. Gün yaklaştıkça seyirciyle buluşmanın heyecanını yaşıyoruz. Biz ne kadar mükemmel yaptık desek de seyirci bizim o sıcaklığımızı yüreğinde hissetmeli. Bizim mutluluğumuz onların beğenileriyle taçlanacak inşallah.

En son “Muhteşem Yüzyıl”da “Şah Tahmasb”ı oynadınız…
“Muhteşem Yüzyıl” içinde bulunmaktan heyecan duyduğum, koşa koşa gittiğim bir diziydi. Şahtım, bir hükümdardım. Ne az bulunursa ona kaşıntısı olur ya insanın. Gerçek aşk, tutkunun kaşıntısı olduğu bir dönemde gerçekten aşık olan bir adamı oynamak çok eğlenceli. Bu iş dördüncü işim ikinci başrolüm.
Dış ticaret okudunuz… Oyunculukla yollarınız nasıl kesişti?
Kocaeli Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunuyum. Otomotiv teknolojilerinde öğretmenlik, pedagojik formasyon okudum. Onu okurken bütün sınıf açık öğretimden dış ticaret pazarlama okuyordu “Ben de gireyim” dedim. Diploma açlığı diyebiliriz. Oyunculuk için Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne girdim. Bir sınav yapıldı, 350 kişi girdik sınava ve seçilen 25 şanslı kişinin arasında oldum.

İdolüm dediğiniz sanatçılar var mı?
Hayranlıkla birçok insanı izliyorum. Daha 26 yaşındayım. Çok fırın ekmek yemem lazım. Yabancı dizileri çok izliyorum. Her dizideki her karakterden bir mimik çalıyorum. Türkiye’de Ayşen Şanlıoğlı, Yıldız Kültür’ü izlerdik, “Nasıl oynuyorlar?” derdik. Ama şimdi beraber oynuyorum. Bu olay Haluk Bilginer, Şener Şen diye devam eder. Benden deneyimli herkesle oynamak istiyorum.

HAZAL YÜCE

Bir önceki yazımız olan Sibel Kekilli'den Shae ve GOT yorumu başlıklı makalemizde Duvara Karşı, Game of Thrones ve Shae hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *