Seçim ve partiler kanunu

Havada yakıt ikmali yapan uçaklarımız bile var.
Avrupa’nın en genç nüfusuna sahibiz. 76 milyonun büyük bölümü 16-24 yaş yaşları arasında.
Okumuş, yazmış oranı her geçen gün yükseliyor.
İnsanımız, eskiden girişimciliklerine imrendiğimiz Musevi vatandaşlarımız kadar müteşebbis oldu.
Dünyanın her köşesinde yatırımcılarımız var.
Tüccarlarımız var. İşçimiz, mühendisimiz, doktorumuz, öğretim üyemiz var.
Avrupa’nın sayıca en kalabalık ordusu bizde.
Silah gücümüz fena sayılmaz.
Bir şeyimiz eksik:
Birlik, beraberliğimiz ve iç sorunları çözümleyip dışa karşı yek vücut olabilme kabiliyetimiz.
Bugün siyasi partilerimiz ne yapıyor?
Bölünmüş, parçalanmış halleriyle perişan bir manzara sergiliyorlar.
Hep kavga ediyorlar. Ama her konuda. Eskiden hiç olmazsa, dış siyasette birlik beraberlik vardı. “Milli Politika” denirdi, şimdi o da yok.
Böyle bir ülke, bölgesinde lider olabilir mi, büyüklüğünü ve gücünü dışa hissettirebilir mi? Hissettiremeyeceğini yaşayarak görüyoruz.
Çare, yeni “seçim” ve “Partiler Kanunu” ile partilerin dağınıklıktan kurtarılmasında.
Meclis açılıyor. Bakalım, bu kez olacak mı?

 

ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ…
“Rüşvetçiye müebbet hapis”
Aman, hemen sevinmeyin, Çin’de

18 PKK’lı 70 metre tünel kazıp kaçtı veya kaçırıldı…
Cezaevi iyi ki ‘yüksek emniyetli’ idi!

Gül’den ders aldı. Topbaş da konuşmaya başladı.
Seçimler yaklaştı diye mi?

“Edebiyat insanı uyandırıyor.”
Öyleyse, Kılıçdaroğlu’na tavsiye ederiz.

Yıllarca, sağ-sol, sonra Türk-Kürt, şimdi de Alevi-Sünni…
Türkiye’yi bölebilmek için denenmedik ne kaldı?

TV – DİZİLER

İyi bir TV seyircisi olduğumu söylerim, 50 yıl, gazetedeki odamda TV’deki önce yabancı, sonra yerli haber kanalları hiç kapanmadı. Akşamları da evimde.
Çünkü gazeteci olabilmek için, rakip gazeteleri ve gazetecileri atlatabilmek için, TV’leri de gece gündüz dinlemek, seyretmek gerekir.
Hatta gazetelerde “TV izleme birimleri” de kurulmalı. Bunun yararları çok olacaktır, derim, hep söylerim.
***
TV’lerde, diziler de var.
Onlar da çok izleniyor.
Hem yurt içinde, hem yurt dışında.
TV dizilerinin Türkiye için en büyük yararı özellikle dışarıdaki soydaşlarımıza Türkiye Türkçesini öğretmesidir.
Bunun faydası inkar edilemez. Türkiye’de 500-600 bin yabancı çalışıyor.
Onlara sorun “Bu kadar güzel Türkçeyi memleketinizde nasıl öğrendiniz?” diye.
Cevapları “Türk TV’lerindeki dizileri seyretmekle Türkçemi bu hale getirdim” olacaktır.
Özellikle Asya’dan gelenler.
İstatistiği de yapılmış:
“76 farklı ülkeyi TV dizileri ile fethettik” deniyor.
Ortadoğu, Balkan ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri ve Pakistan’da.” Türk dizileri kapış kapış gidiyor. 2012 verilerine göre dışarıya sattığımız dizilerin yıllık geliri 100 milyon dolar.
Yani, bu TV dizilerini hem biz seyrediyoruz, hem bunlarla dışarıdakilere Türkçe öğretiyoruz.
Ayrıca gelir elde ediyoruz.
Daha ne olsun.
***
Bu diziler yurt içinde de izleniyor dedik.
Ama bunların iyisi var, daha iyisi var. Bunu seyirci ve gazetelerde bu işten anlayanlar söylüyor, yazıyor.
Yani hepsi beğenilecek değil. Reytinglere bakılıyor. Bunların pek de seyredilmeyenleri gösterimden kaldırılıyor.
Mesela, “Muhteşem Yüzyıl” dizisi çok tutuldu, beğenildi.
Ama bu mevsim Meryem Uzerli yerine, Hürrem rolüne Vahide Gördüm geldi.
Muhteşem Yüzyıl dizisini seyredilebilir yapanlardan biri de Meryem Uzerli idi.
Birçok TV yazarı ve seyirci Vahide Gördüm’ün Meryem Uzerli’nin yerini doldurmadığını ve eski Hürrem’in arandığını söylüyorlar. Ben de o görüşteyim.
Eleştirilerin birkaçını buraya da alalım:
“30 yaşındaki Meryem Uzerli, ‘Muhteşem Yüzyıl’daki ‘Hürrem’ rolünü bırakınca yerine 48 yaşındaki Vahide Gördüm geldi. İzleyici ‘Yeni Hürrem’i, Kanuni’yi oynayan 43 yaşındaki Halit Ergenç’e göre yaşlı buldu ve beğenmedi.
‘Hürrem’in rolü eskiye göre azaltılacak ve taht kavgası ön plana çıkartılacak. Diziye katılan genç oyuncuların rolleri artacak.”
***
“Vatandaş eski Hürrem’i istiyor. ‘Siz bize eski Hürrem’i verin’ diyorlar. Meryem Uzerli’nin ne dediği çok da anlaşılmayan konuşmasını, gıcık halini, delici bakışlarını istiyor seyirci.”
***
Evet, dışarıda ve içeride dizilerimiz izleniyor. Tabii bu kadar çok dizinin hepsi de çok beğenilecek değil. Unutulmasın ki yapımcılar en iyiyi, en beğenileni yapmak için çalışmak zorundalar.

DIŞ İŞÇİ
Bu zorluk niye?

“Yabancı dadı çalıştıran aileler köşeye sıkıştırıldı. ‘Yakalarsam bakıcıyı sınır dışı ederim, aileye de 7 bin 325 lira ceza keserim’ restinden korkan, ‘Yabancılar Dairesi’ne koşuyor,
Kayıt dışında ısrar edenlere 1 yılda 19 milyon lira ceza kesildi.”
Bunları Prof. Dr. Cem Kılıç, geçende anlatıyordu.
Bana sorarsanız bu konu kangren oldu.
Kesin ve kolay çözüm lazım. Hükümet bu insanların Türkiye’de çalışmasına göz yumuyorsa, onların çalışmasına da kolaylık getirmeli.
Onları ve onları çalıştıranları tedirginlikten kurtarmalı.
Çok zor ve karışık olan resmi muameleleri çok kolaylaştırmalı, bürokratik engellerden kurtarmalı.
İşlemde makulü hakim kılmalı. Kayıt içine alma herkesin kolayca yapabileceği şekle sokulmalı. Bu konuda kolaylık sağlanmazsa, çalıştıran hüsnüniyetli de olsa ceza görür. Birçok aile tedirgin olmaya devam eder. Ve muamelenin çokluğu ve zorluğu kaçak çalışmayı ve çalıştırmayı teşvik eder.
Kaçak kalmasın istiyorsak, bu işi kolaylaştırın.

 

Bir önceki yazımız olan Erdoğan Necip Fazıl'ı övüyor ama... başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *