Sanat demokratikleşti mi?

Likide çevrilebilir yatırım aracı olarak sanatın değeri üzerine ne düşünüyorsunuz?
Sanatın başına bu tür ekonomik sıfatlar gelmesinin sanata hiçbir faydası olmadığını hatta büyük zarar verdiğini düşünüyorum. Çağdaş sanatın hiç olmadığı kadar bir yatırım aracı olarak görülmesi, öte yandan tarihsiz bir sanat aracı olarak alıcıyı da büyük yükten yani yine tarihten muaf tutması büyük cazibesini oluşturuyor. Hito Steyerl’le Urban kafede yaptığımız söyleşiyi kapatırken bana sorduğu soru tam da buydu: Neden dünyanın bütün zenginleri çağdaş sanatla bu kadar ilgileniyorlar? Ve sanırım bu soruya en güzel yanıt Christies Londra’dan Leoni’nin bir akşam yemeğinde sarf ettiği sözlerde gizli… “Yeniler oldukça çağdaş sanat çağdaş kalıyor. Eskiden olmayanlar yeni paraya kavuşanlar eskiden beri olmayan bir şeyi satın alarak kendilerini özgür ve mutlu hissediyorlar.”

Sanat demokratikleşti mi?
Sanatın demokratikleştiğini düşünmek çok iyimser olmayı beraberinde getiriyor. Sanatın demokratikleştiğini değil de, yaygınlaştığını adeta bütün dünyayı eskiden Avrupa sonra Amerika derken geri kalanı, geride kalmışı fethettiğini düşünüyorum. Bu soruyu da yanıtlarken bu hafta birlikte öğlen yemeği yediğim Frieze fuarı kurucusu Mathew’un sözleri bize ışık tutabilir. Bir moda tasarımcısıyla konuşmasını anlattı. Moda tasarımcısı şu anda çağdaş sanatı, modanın 1960’lardan sonraki dönüşümüne benzetiyordu.
Moda, 1960’larda couture’dü. Giymek zordu. Ulaşmak daha da zor. Ama on beş yıl içinde Londra’da artık her köşede moda vardı ve herkesin üzerindeydi…
Bence önemli bir anekdot. Bu demokrasi mi?

Basının çağdaş sanatın yaygınlaşmasındaki rolü nedir?
Basının bu içinde yaşadığımız söylenilen çağdaş sanat patlamasının önemli bir aktörü, tetikleyicisi olduğunu düşünmüyorum. Aksine dışlandı. Dolayısıyla içinde yaşadığımız patlamanın patlama olmadığını gösteriyor. Çünkü bu patlama olduğundan beri sanat sayfalarının arttığına şahit olmadık. Çağdaş sanat eleştirisinin yaygınlaştığını da… Aksine sanat sayfalarının son beş yıl içinde sayfaları azaltıldı. İçerikleri hafifledi. Çağdaş sanat büyük bir operasyonla kültür sayfalarından ekonomi sayfalarına teslim edildi ve orada yazılan yazılar aracılığıyla da rakamlarla anılır oldu. Bir sanatçının en iyi resmi, müzayedede en çok paraya satılan resmi oldu… Bir yandan da artık sanat eleştirisine ihtiyaç duyulmadığını düşünüyorum. Galerici, sanatçı ve müzayedeci birlikte ekonomik bir ilişki içindeyseler, bu ilişkiye gelebilecek her türlü eleştirel zarar bir tehdit gibi görülmez mi?. Bu tehdit ve baskıyı hisseden uluslararası meslektaşlarımızın istifa haberleri kışın gündemimizi oluşturmadı mı?

Önemli not: Bu sorular, Art International İstanbul fuarı kapsamında sanat danışmanı Isabella İçöz’ün moderatörlüğünü yaptığı panelde yanıtlamam için sorduğu sorulardan bazıları. Panel boyunca elbette hepsini yanıtlamaya fırsat bulamadım. O yüzden ve en çok birlikte tekrar düşünmek için sizinle paylaşmak istedim. Yanıtlarınızı da beklerim…

Bir önceki yazımız olan Paris'te kritik görüşme başlıklı makalemizde abd, cenevre ve davutoğlu hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *