Sadece El Kaide mi?

Birkaç ay önce Türkiye’de bazı gençlerin cihat amacıyla Suriye’ye gittiğini yazdığımda, bu teori herkese çok uçuk gelmişti.
Oysa olay, teori değil gerçekti. Özellikle son bir yıldır Türkiye’den Suriye’ye giden genç İslamcıların varlığı biliniyor. Suriye meselesini yakın takip edenler, son bir yıldır Suriye’ye savaşmaya gidip birkaç ay sonra ”Suriye’de şehit oldu” diye cenazesi gelenlerin varlığının çoktan farkındaydı.
Neyse ki Radikal’den İdris Emen’in geçen hafta Adıyaman’da ailelerle yaptığı röportajlarla, kamuoyu konunun ciddiyetini biraz daha kavradı.
Bu gençler, şu ya da bu şekilde cihat amacıyla sınırı geçip, ille de El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi ve Irak ve Şam İslam Devleti değil, Özgür Suriye Ordusu içinde de farklı İslamcı fraksiyonlara da katılabiliyor.

Şaşırtıcı değil
Sayıca çok olmasalar bile, büyük resmin bir parçasını oluşturduklarına şüphe yok.
Siyasi çatışmalar din üzerinden tanımlanınca, ister istemez bu dinamik oluşuyor. Geçmişte Bosna, Çeçenistan ve Afganistan’da savaşmaya giden Türk vatandaşları da oldu; çoğu bugün hayatta değil. Dibimizdeki Suriye meselesinin radikal İslamcı gençler arasında benzer bir etki yaratmış olmasına, ne sosyolojik ne de siyasi açıdan şaşırmıyorum. Üzücü ancak şaşırtıcı değil.
Fakat “Sınırdan neden bu kadar kolay geçiliyor?” sorusunu bir kenara bırakırsanız, burada faturayı tümüyle Ankara’ya kesmek doğru değil. Nedeni basit. Evet, Türkiye’den Suriye’ye cihat için gidenler var ancak Avrupa ve ABD’den gelenler de var. Hem de tek tük değil, sayıca daha fazla.

Batı’dan geliyorlar
Halihazırda Suriye’de El Kaide ve türevi cihadist örgütler bünyesinde 2 bin civarında Avrupa Birliği ve ABD vatandaşı olduğu sanılıyor. Elinde Alman, Fransız, İngiliz pasaportu olan 2 bin kişiden söz ediyoruz! Ya bizim sınırdan ya da Ürdün ve Irak’tan geçerek Suriye’de Beşar Esad rejimine karşı silahlı mücadele içindeler. Bunlar arasında 50-60 tanesinin ABD vatandaşı ya da yeşil kartlı Müslümanlar olduğu sanılıyor. Bunlardan 10 tanesinin ismi, güvenlik güçleri tarafından biliniyor. Bazıları kadın; bir tanesi Kuseyr savaşında öldü.
AB ve ABD dışında Irak, Ürdün, Tunus, Yemen ve Libya vatandaşlarının olduğu da biliniyor.
Ben bile geçen yıl sınırdan Suriye’ye geçerken, ağaçların altında bekleşen uzun boylu, sırım gibi Boşnakları gözlerimle görmüş, orada röportaj yaptığım muhaliflerden aralarına yeni katılan Çeçen ve Libyalıların bomba yapımında ne kadar tecrübeli olduğu hikâyelerini dinlemiştim.
İslam dünyasının tarihindeki en geniş mezhep savaşını yaşadığı, bu savaşın Ortadoğu’yu jeopolitik olarak bir bıçak gibi Sünni-Şii eksenlerine böldüğü zaten ortada. Sünni cephesi karşısında doğrudan alanda savaşın içinde olan Hizbullah ve son 4 aydır birçok kritik muharebeyi yöneten İranlı Devrim Muhafızları da var. Tablo bu.

Karşıtlar da var
Unutmayın, Türkiye halkı uzaydan değil, bu coğrafyadan çıktı. Bu yüzden Suriye’deki istikrarsızlığın Türkiye açısından bir numaralı ‘ulusal güvenlik riski’ olduğunu söylerken de sadece sınırdan seken kurşunlar ve aldığımız mülteciler değil, bizzat Türkiye içinde tetiklediği fay hatlarından söz ediyoruz.
Bu da beni madalyonun diğer yüzünü çevirmeye mecbur bırakıyor. Evet, Adıyaman’dan, Adana’dan, İstanbul’dan çıkıp Suriye’de muhaliflere katılanlar var ancak, aynı şekilde Türk vatandaşları arasında Esad rejiminin milis gücü olan Şebbiha ve PYD’nin silahlı kolu YPG saflarında savaşanlar da var.

3 cephede mücadele
Esad rejimini korumak amacıyla mücadele eden ve Suriye’de en az El Kaide kadar insan hakları ihlalleriyle anılıyor. YPG ise büyük çoğunlukla Suriyelilerden oluşsa da askeri yapılanma sürecinde ara kadrolarda Kandil’den gelen Türkiye vatandaşı Kürtlerin de önemli rol oynadığı söyleniyor.
Kısacası, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, sadece El Kaide değil, Suriye meselesinin her 3 cephesinde de silahlı mücadele içindeler.
Bu yüzden de Suriye’deki savaşın uzaması bizi çok yoruyor, yıpratıyor. O savaş zaten bizdeki bütün etnik ve mezhepsel fay hatlarını tetikledi. Bari içeride biraz toparlanma, kucaklaşma iradesi gösteren birileri çıksa da dışarıda esen bu fırtınanın evin içini bu kadar dağıtmasına izin vermesek…

Bir önceki yazımız olan Tebrikler Türkiye! Turna’yı bitirdin başlıklı makalemizde dağ turnasının nesli, Doğa Derneği ve Dünya Turna Vakfı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *