Süreç donmadan

09 September 2013 Monday, 22:38

Kandil patronu Cemil Bayık “çekilmenin durdurulduğunu” açıkladı.
Çözüm süreci de durdu mu?
“Durmadı” diyor.
Peki…
“Çözüm, durmanın eşiğinde mi?”
Sanmıyorum…
Böyle bir “kesinti kararı” Cemil Bayık’ı aşar.
Hatta…
Bayık’ın da dahil olduğu Kandil patronlarının -toplu- iradeleri de yetmez.

ÖCALAN VE KAMUOYU
ÇÖZÜM sürecini PKK kanadı adına başlatan Abdullah Öcalan’dır.
“Noktayı koymak” kararını da PKK adına verebilecek olan gene odur.
Öcalan’ın iradesi “çözüm ve silahlı PKK’lıların sınır ötesine çekilmesiydi”, Kandil buna karşı çıkamazdı ama işi ağırdan alabilirdi.
Zaten yapılan da buydu.
Çoğu hasta ve yaşlılardan oluşan 600 PKK’lı -ki dağlardaki sayının yüzde 20,25’idir- sınırdan çıktı.
Bu kadarının bile çekilmesi aylar sürdü.
Sanki Napolyon orduları uçsuz bucaksız Rusya coğrafyasından geri çekiliyordu(!)
Dahası…
Sürecin ilk günlerinde Başbakan Erdoğan “silahlarını bırakır çıkar giderler. Silahlarını artık mağaralara mı saklarlar, toprağa mı gömerler bilmem ama bırakıp giderler” demişti.
Herhalde Başbakan’a duyurulan bazı “güvenceler” vardı.
Ancak…
Ne sınırdan çıkarken silahlar bırakıldı, ne de tamamı çekildi.
Kandil, İmralı’ya karşı “hayır” tavrı alamazdı ama işte böyle ayak sürüyebilirdi.
“Biz zamanı yayalım aylar geçince nasıl olsa süreci tıkayacak durumlar ortaya çıkar” diye düşünmüş olmalılar.
Fakat o zaman olduğu gibi şimdi de Öcalan’ın iradesine karşı tavır koyamazlar.

TERS TEPTİ
KANDİL’DEKİ “zamana oynamak” ters tepti.
Süreçte kamuoyu barışın tadını aldı.
Cenazeler gelmiyordu artık.
Ekonomi tam olarak canlanmış değildi ama umut tomurcukları çiçek açmıştı.
Güneydoğu’da aileler, aşiretler arasında “tarla ve otlak çatışmalarının” yeniden başlaması bunun işaretidir.
“Barış sürecinde artık tarlaların işleneceği, hayvancılığın canlanacağı” psikolojisiyle toprak değerlendi.
Başka sektörlerde de bu canlanma gözlemleniyor.
Çatışmalardan beslenen kesim ve uyuşturucu sektörü marjinalleri dışında Güneydoğu’da kamuoyu artık kan istemiyor.
BDP de tabandaki bu yeni psikolojiyi görüyor olmalı.
Abdullah Öcalan’ın “taban nabzını” tutmadığını sanmak ise hiç gerçekçi olmaz.
Süreçte fay kırılması yaratmak için sosyal patlamalar yaratmak çabaları olabilirse de bunların havada kalacağını tahmin etmek iyimserlik değil.
Kandil’deki ve dağlardaki silahlı PKK’lıların boş zamanlarında neler yaptıklarını bazı BDP milletvekillerinden dinledim.
“Onların da düzdeki yaşama dönmek istediklerini düşünüyorum.”

KOMŞULARDA DURUM
AYRICA…
Türkiye sınırlarının ötesindeki şartlar da Kandil’in “çatışma günlerine dönmek” -varsa- heveslerine uygun değil.
Kuzey Irak Kürt yönetiminden verilen işaretler bunu gösteriyor.
“Suriye’ye odaklanmış” İran da Türkiye’yi karıştırmak için ek enerji harcayacak durumda değil.
Batı’nın Suriye’yi vurmasının veya en azından “terbiye sopası” göstermesinin, aslında kendisine de mesaj olduğunun farkında.
İran’ın yeni yönetimi, daha iyi ilişkiler ekseninde dış politika yapıyor.
Yani…
Kuzey Suriye’de -hala geleceği belirsiz- PYD özerk bölge çabaları, Kandil’in iştahını kabartmışsa, kilerin kapısı açık değil.

TOP ANKARA’DA
NE var ki…
Bu fotoğrafın değişmemesi için en büyük sorumluluk Ankara’da…
Diplomatik ilişkilerde olduğu kadar şiddet örgütleriyle çözüm süreçlerinde de gerekli olan “güven arttırıcı önlemler” için Ankara’nın “hız vitesine geçtiği” söylenemez.
“Demokratik çözüm paketi” içeriği, geleceği, takvimi ile belirsiz kaldıkça, beklentiler umutsuzluğa, ibre olumsuza kayabilir.
En tehlikelisi ise toplumdaki “barış psikolojisinin zehirlenmesidir.”
………………..
Son söz:
Sürecin “donmadan” bir an önce “buzdolabından çıkarılma” zamanı gelmiştir.

Bir önceki yazımız olan ‘Gizli Yüz’leri gün ışığında başlıklı makalemizde gizli yüzleri, kaygun ve kültür sanat hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz