Rüya otomobil sahibi olmak

18 August 2013 Sunday, 11:02

Varsayalım Amerika’da veya Türkiye’de yaşıyorsunuz, çok paranız var, süper otomobillere hayransınız ve bir tane aldınız. Sizi rüya gibi bir sürüşün beklediğini düşünüyorsanız, bir de karalar bağlatan bu yazıyı okuyun derim!

Sanırım 2000 yılıydı. Çünkü Ferrari 360 Modena çıkalı çok fazla olmamıştı. Onu da nereden hatırlıyorum, Amerika’da olmamıza rağmen çekilişte “bir tur atma” şansı elde ettiğimde organizasyona katılan tüm yabancı basın mensupları surat asmış, aracın fotoğraflarını çekmişlerdi.
Sanırsın ki otomobil benim ve yine sanırsın ki “hiper ünlü” bir adamım!
Mavi renkli 360 Modena’nın direksiyonuna her yerim zangırdıyarak bindiğimi hatırlıyorum. Çünkü Amerika’dayım, o zamanlar şimdikinden “en az 13 yaş” gencim ve Amerikan trafiğinde araç kullanmak pek “sık” yaşayabileceğim bir durum da değil. Sağımdaki koltuğa kurulan, Ferrari’nin Amerikalı temsilcisi uyarısını hemen yapıverdi. “Lütfen hız sınırlarına uyalım! Hızlanma imkanı bulabileceğiniz yola gelince ben size haber veririm.”
“E, tamam be abi! Şimdiden hevesimi kursakladın yani!” diye geçirdim içimden. Öyle ya, ömrü hayatımda bir Ferrari kullanacağım, onu da burnumdan getirmenin âlemi var mı?

“Çok mağdurum!”

Efendime söyleyeyim, otomobili çalıştırdım tabii. Ense kökümde beliren sarsıntı ve kulaklarımda “stereo” şekilde çınlayan motor sesiyle birlikte gösterilen düğmeye basıp vitese geçirdik elbette. Hafiften yola çıktığımızda “kalbimin devir saati” çoktan “kırmızı çizgi”yi gösteriyordu bile. Ama otomobilinkinde pek eser yoktu!
Anayola çıktığımızda sağımdaki koltuğun sahibi “Ferrari Abi”, bana 60 milin üzerine çıkmamam konusunda bir uyarı fırlattıktan sonra yine susuverdi. Dediğini yaptım ama sinirden dudaklarımı kemirdiğimi hissettim. 3. vitesten yukarı çıkamamış olmama mı bozulayım, yoksa altımda 3.6 litrelik 395 HP gücünde bir V8’a motora sahip Ferrari varken, beni “sinir” bir şekilde sollayan 200 beygirlik Ford Explorer’a mı bilemedim.
Ve düşündüm… O dönemde Amerika fiyatı ne kadardı bilemiyorum, ancak iki Explorer alınırdı kesin. Peki onca dolar sayıp 360 Modena’yla saatte 96 km/s’nin üzerine çıkamayacaksam, neden böyle bir otomobil satın alınır ki? 395 HP’yi, turşu kavanozunda saklamak için mi mesela!

Kaldırıma sürtme derdi de var
İki dünya bir araya gelse olmaz ya, hadi, benzer bir süper otomobili Türkiye’de satın alıp kullanmaya kalktım. Örneğin 550 bin lira bayılıp 520 HP’lik bir Porsche Panamera Turbo sahibi oldum ve İstanbul’dayım. Aracı bir sokak arasında parketmeye debelenirken, altını yüksek yapılmış kaldırıma sürtmenin ne gibi bir “iç kazınması” yaratacağını düşünmek bile istemiyorum.
Yine varsayalım param kabına sığmaz oldu, 3 milyon dolar bayılıp bir Pagani Zonda Revolucion sahibi oldum. Ensemde 789 beygirlik motor, 0’dan 100 km/s’ye 3 saniyenin altında çıkmaya hazır, potansiyel maksimum hızı 374 km/s ve bendeniz Mecidiyeköy‘den Üsküdar’a ulaşmak için dur-kalk trafikteyim!
Ya da bir hız tümseğini aşarken altını “cırrrttt” diye sürtmekle meşgulüm…
İşte bunlar yüzünden diyorum ki “Süper bir otomobil sahibi olmak zor iş arkadaş”. Ya gerçekten otomobil tutkunu olacaksınız, gerçek bir milyarder olacaksınız ve otomobilin “sadece bir otomobil” olduğunu düşünüp acımayacaksınız. Ya da farklı olmak, bu zevkten mahrum kalmamak adına hiçbir şeyi umursamadan binecek ve tadını almaya çalışacaksınız. Sanırım bir rüya otomobili kullanmak, bu rüyayı yaşamak için “umursamamak” en iyisi! Ve eminim ki, bu tip otomobilleri alanlar da böyle düşünüyor…

HAFTANIN GÜZELİ

Hormonlu gıdayla beslenmiş gibi
İnsan bu otomobile ilk baktığında “Hormonlu gıdayla beslendi herhalde” demeden edemiyor maalesef! Kimine göre güzel bir otomobil olsa da dünyanın en çirkin otomobilleri arasında rahatlıkla sayılabilecek bir araç. Ünlü otomobillerin “replika” yani “çakma”larını yapmakla tanınan minik Japon üreticisi Mitsuoka’nın eseri Le Seyde’den bahsetmekteyim. Tamamen Nissan motor ve yürüyen aksamıyla üretilmiş. Ve aslında ABD’li “neo-klasik” oto üreticisi Zimmer’in bir modelinin taklidi. O da Excalibur’un kopyasıydı zaten. Offff… Neyse işte! Zaten Le Seyde’den hepi topu
500 adet üretilmiş. Ve sevenleriyle arasına girmemek gerek! Allah, Le Seyde sevgilerini daim eylesin…

levent köprülü

 

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz