Rusya’dan Türkiye’ye büyük iyilik

Geçen perşembe günkü Hürriyet’te yayımlanan kısa haberde okumuştum; eylülün ilk haftasında Başbakanlık’ta yapılan bir toplantıda, ülke genelindeki 24 hastanenin, Suriye’den Türkiye’ye kimyasal saldırı düzenlendiği takdirde bundan etkilenecek olanların tedavisi için malzeme ve eğitimli personel ile teçhiz edilmesi kararlaştırılmış… Ayrıca 81 ildeki tüm okulların bu hususta alınacak önlemler hakkında uyarılması ve öğrencilerin bilgilendirilmesi istenmiş.
Bu haberin ülke güvenliğiyle ilgili kritik anlamı şuydu: Baas rejimini yıkıp yerine İhvani olanını koymak maksadıyla sürdüre geldikleri aşırıcı ve keyfe keder politikadan vazgeçmeyen yöneticilerimiz, 21 Ağustos’taki kimyasal silah saldırısının akabinde rejimin yıkılacak biçimde cezalandırılmasını her fırsatta isteyip, bir de kendilerini müdahale koalisyonlarının gönüllü azası ilan ettiklerinden, Türkiye’yi ™am’ın misillemesinin hedefi haline getirmişlerdi. Bizim hükümet de ülkenin yüz yüze bırakıldığı kimyasal silah saldırısı riskinin farkında olmalıydı ki hastanelerde tedbir alıyordu.
Oysa kendisini halkının güvenliğinden gerçekten de sorumlu hisseden bir hükümet, önce iki türlü tedbiri düşünürdü:
Komşudaki rejimi illa tehdit edecekse, bunu gerekli askeri kapasiteye ve caydırıcılığa sahip olmadan yapmazdı. Türkiye’nin ise bir ulusal anti-balistik füze savunma sistemi yoktur. Bu açığı telafi etsin diye NATO’dan sağlanan 6 tanecik Patriot bataryasıyla savunulan mıntıka, Suriye’nin elindeki menzili uzatılmış SCUD füzelerinin tehdit ettiği alanla kıyaslandığında devede kulak kalır.
Sorumlu ve ciddi addolunan bir hükümetten mantık gereği beklenen ikinci tedbir, komşudan gelecek tehdidi önleme kapasitesi yetersizse oradaki rejimi yıkmakla tehdit etmemek olurdu.
Neyse, son günlerde güzel şeyler oldu da hastane ve okullardaki tedbirlere gerek kalmadı.
Bizim hükümetin değil, Rusya’nın icraatından söz ediyorum.
Rusya’nın ustalıklı diplomatik girişimi sayesinde Baas rejimi kimyasal silahlarının uluslararası gözetim altında imhasını kabul etti ve 14 Eylül’de Cenevre’de Rus Dışişleri Bakanı Lavrov ile Amerikalı muadili Kerry bu hususta uzlaştılar.
Bu, Türkiye’nin güvenliğinin sağlanması açısından çok olumlu bir haberdi çünkü uzlaşma kuvveden fiile geçirildiğinde ülkeye Suriye’den yönelen kimyasal silah tehdidi tamamen ortadan kalkacaktı.
Lakin Türkiye’yi yönetenlerdeki ideolojik kilitlenme o kadar vahim ki söz konusu Rusya-ABD uzlaşması onlarda sevinç yerine hayal kırıklığı ve tatminsizliğe neden oldu. Çünkü Baas rejimi cezalandırılmaktan paçayı sıyırmıştı.
AKP liderliğinin uzlaşmadan duyduğu memnuniyetsizliğin diğer çok önemli nedenleri ise şunlardı:
İki yıldır yıkmak için Suriye’ye düzenli ordu sokmak dışında her yolu denedikleri Baas rejimi, uzlaşmanın dolaylı tarafı haline geliyor ve bekasını kimyasal silahların imha edilme süreci boyunca güvence altına alıyordu. Bu da en azından bir yıl demekti.
Rejimin çökmesi durumunda ABD ve İsrail’in kimyasal silahların El Kaide ve cihadistlerin eline geçmemesi için Suriye’ye asker sokmaya mecbur kalmasını önleyecek yegane güvence, bu silahların imhasını kabul etmiş bir Baas rejiminin şimdi çökmemesiydi.
Ve Beşar Esad da kendisini “siyasi çözüm”ün muhatabı yapmıştı.
Bu sonuçların, Suriye’de rejim değişikliğini önce askeri yollardan zorlayıp başaramamış, sonra Esad’sız siyasi çözüme gönül indirmiş, kimyasal silah saldırısından sonra yine askeri çözüm hevesi kabarmış bir heyeti memnun etmemesi normaldir.
Tam tersine, Rusya ve ABD arasında küresel güvenlik çıkarları ekseninde varılan bu uzlaşmanın Türkiye halkını, hükümetinin kışkırttığı bir kimyasal silah tehdidinden bertaraf edecek olması nedeniyle sadece memnuniyet duyulabilir.
Bir durum için daha memnun olmak gerekir: Bu uzlaşma AKP hükümetinin hayalci ve mezhepçi Suriye politikasını tamamen marjinalize etmiştir. Bu sayede belki hükümet her şeyi yeni baştan ele alıp istikrarsızlık kaynağı olmayan bir Suriye politikası geliştirebilir.

KADRİ GÜRSEL

Bir önceki yazımız olan Başbakan Erdoğan'a Ada sakinlerinden yanıt! başlıklı makalemizde başbakan erdoğan, ertuğrul günay ve Mehveş Evin hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *