Ruh eşi romantik bir illüzyon – Alain de Botton

31 August 2013 Saturday, 13:19

Gündelik hayatı, mutluluğu, çalışmayı, tembelliği, güzelliği ve basit zevkleri ustaca bir yalınlıkla anlatan modern filozof Alain de Botton’la 21’inci yüzyılda aşkı konuştuk

Sizce romantik aşk hâlâ yaşıyor mu? Eğer buna inanıyorsanız, teknolojinin, modern hayatın getirdiklerinin aşkı öldürebileceğini düşünüyor musunuz? Romantizm hayatta kalabilecek mi?Sanırım, sonunda bir gün, tüm ihtiyaçlarımızı karşılayacak tek bir insan bulma inancının bir illüzyon olduğunu anlayacağız. Tehlikeli bir illüzyon üstelik. Bu modern hayatın bıraktığı yalnızlıktan, post-dinsel çağın getirdiği ruhani boşluktan kaynaklanıyor. Modern şehir hayatının gerçeklerinin romantizm üzerinde önemli bir etkisi var. Şehrin, yalnız kanyonları arasında aşktan daha onur duyulan ve yüceltilen bir duygu yok. Ama bu dinlerin bahsettiği aşk değil. Kapsayıcı değil. İnsanlığın evrensel kardeşliğiyle ilintili değil. Daha kıskanç, kısıtlı ve özünde kötü huylu bir şey. Bir insanın ömür boyu, tamamlayıcı bir birlikteliği aramasına yol açan manyakça serüvene ilham veren bir romantizm. Bizi diğer insanlara ihtiyaç duymaktan kurtaracak birini arıyoruz. Böyle bir ruh eşiyle birleşip, çekirdek aileler kurma peşindeyiz. Bu ailenin de rutinleri bizi dışarıya karşı defansif bir hale getirip iyice içimize kapatıyor. Dış dünyadan iyice yabancılaşıyoruz. Bu vizyonu geliştirmemize sebep olan şey de büyük ihtimalle, mutsuz evliliklerin sayısının artması. Atalarımızın yaşadığı anlamda bir mutsuzluk değil bu. Romantizmin beslediği beklentilerden kaynaklanan bir mutsuzluk. Mükemmel eşin geleceğine inanmak oldukça tüketici bir his.


Sizce bir cinsel devrime ihtiyacımız var mı? Cinsel olarak aklımızı özgürleştirmeyi başarabilecek miyiz? Bunu başardığımız varsayarsak, bizi nasıl etkileyecek?

Bağlılık arzusuyla, cinsel özgürlük ve zevk arasındaki tansiyonun her zaman rahatsız edici olacağını kabul etmemiz gerek. Bu durumda mükemmeliyet imkansız. Biz de dünyada cenneti bulabileceğimizi düşünerek kendimizi çok mutsuz ediyoruz. Teknolojinin de bu mutsuzlukta etkisi var. Pornografinin kolay ulaşılır olması, gerçek hayatımıza yalnızca fantezilerde olabilecek beklentiler taşımamıza yol açıyor.

Çokeşliliği nasıl görüyorsunuz? Sizce bu artık bir gereklilik mi yoksa sadece geçici bir trend mi?

Ben çokeşlilik konusunda yükselen bir trend olduğunu henüz gözlemlemedim. Ama cevap bu değil. Benim ütopik teorim, 10 yıl süren evliliklerin olması ve bu süre sonunda yeniden bir anlaşmaya varılması yönünde. Yani devlet sözleşmeleri gibi.

Sizce sadakat duygusu nasıl bir değişim gösteriyor? Geleceğin hangi unsurları iki kişi arasındaki bağa etki eder?

Birini sevmek, ona sahip olunamayacağını anlamak demek. Bu da onlara sadakatsiz olma imkanını vermek anlamına geliyor. Ama bu da eğer gerçekten aşıksanız kabul etmesi imkansız bir şey. Bunun net bir cevabı yok, yalnızca krizlere insani çözümler bulmak diyebilirim…

Evliliğin geleceğinde ne yatıyor? Şimdiye kadar evlilik algımızda ne değişti, bundan sonra ne olacak?

İnsanlar, bunun karşıtı bir sürü neden olmasına rağmen evlenmeye devam edecek. Çünkü sonsuza kadar süreceğine inanmak aşkın semptomlarından biri.

Bir önceki yazımız olan Geleceği parlak olan şehirler başlıklı makalemizde Bursa, eskişehir ve Gaziantep hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz