Pek Yakında nasıl bir film?

Cem Yılmaz’ın komedi ile dram arasında duran yeni filmi ‘Pek Yakında’nın basın gösterimi dün yapıldı. Yılmaz’ın başrolünü ve yönetmenliğini üstlendiği filmi eleştirmenler ‘seyirciye saygılı’ buldu.

Cem Yılmaz’ın başrolünü ve yönetmenliğini üstlendiği ‘Pek Yakında’, yarın gösterime giriyor. Filmin dün yapılan basın gösteriminin öncesinde salonda kısa bir konuşma yapan Cem Yılmaz, basın mensuplarına filme gösterdikleri ilgi için teşekkürlerini sundu.
‘Pek Yakında’da, korsan DVD’ci Zafer (Cem Yılmaz), oyuncu eşi Arzu (Tülin Özen) ile ayrılmak üzere. Korsan DVD’ciliği bırakan Zafer, arkadaşı Yeşilçam oyuncusu ve koleksiyoner Ejder’in (Özkan Uğur) dükkanında, komşusu olan elinde ‘Şahikalar’ adlı 1970’lerde yazdığı bir senaryo bulunan yönetmenle (Zafer Algöz) tanışıyor. Zafer, ‘Şahikalar’a yapımcı olup, Arzu’yu başrole yerleştirmeyi ve böylece ayrılmak istemediği eşinin sevgisini kazanmayı hedefliyor.

‘Pek Yakında’, ardı ardına sıralanan esprilerin hüzünlü dramatik anlara da yer açtığı yapısıyla, diğer bir deyişle komedi ile dram arasında durmasıyla Cem Yılmaz filmleri arasında ‘Hokkabaz’a yakın duran bir film. Filmin sinemaseverleri memnun edecek yönleri çok. Filmin kendisinin yapım şartlarının profesyonelliği bir yana, ‘Pek Yakında’, Michael Haneke’den Güney Kore filmlerine, sinemaya referanslarla dolu bir film. Ama sinema takipçilerini gülümsetecek referanslarda kral koltuğu bu yıl 100. yılını kutlayan Türk sinemasına ayrılmış durumda. ‘Eşkıya’dan, Yeşilçam dönemine, ‘Hababam Sınıfı’ndan  kostümlü avantür sinemasına Cem Yılmaz, Türkiye sinemasına saygı duruşunda bulunuyor. Zaten film içinde film mantığıyla çekilen ‘Şahikalar’ın da başlı başına Yeşilçam dönemine sempati ve ilgi duyan birinin elinden çıktığı her halinden belli. Cem Yılmaz, kendi filmografisini de referans dünyasında ihmal etmemiş ve ‘Pek Yakında’da müzikleri de bulunan Mazhar Alanson’un küçük bir rolle görüldüğü ‘Her Şey Çok Güzel Olacak’ referansı akıllardan çıkacak gibi değil.

‘Kaliteli ticari yapım’
Cem Yılmaz, ‘Pek Yakında’da filmleri vizyona girdiğinde salonları dolduran izleyicisine saygı duyan bir sinemacı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Filmin kurgusu, yönetmenliği, özenli dekorları da başta olmak üzere sanat yönetimi, ‘Pek Yakında’nın kaliteli bir ticari yapım hedeflenerek çekildiğini kanıtlıyor. Bu hedef, başarılıyor üstelik. Film, 130 dakikalık süresini arada hissettirse de, bütünlük duygusu zedeleyici bir aksaklıktan söz edemeyiz. Cem Yılmaz, Zafer Algöz, Ozan Güven, Özkan Uğur’un da aralarında olduğu ve genellikle birlikte çalıştığı oyuncularla bu sık tekrarlanan işbirliğinin faydasını görüyor. Belli ki birlikte rahat çalışan ekip arasında hissedilen uyum, filmin iç ısıtan ruhuna yansıyor.

‘Alper Turgut beğenirse tamamdır’

Cem Yılmaz, filmin gösterimi öncesi yaptığı kısa konuşmada kendisi için önemli olanın gazeteci Alper Turgut’un filmi beğenmesi olduğunu söyleyerek espri yaptı.

Atilla Dorsay: Kendi adıma hiç sevemedim, gülemedim, ağlayamadım da ama tabii Cem Yılmaz’ın öyle bir kemik seyircisi var ki ilgi görebilir. Oyunculuklar kötü hepsi birer karikatür gibi. Onlar hoş sonundaki Yeşilçam karikatürü olan küçük film sözüm ona o hoş ama asıl filmin kendisi benim için büyük düş kırıklığı.

Serdar Akbıyık: Cem Yılmaz’ın sinematografisini aslında ikiye ayırmak lazım. Hokkabaz ve Arog’la Gora. Bu Hokkabaz’a daha yakın draması daha güçlü, trajikomik bir film. Beni asıl sevindiren şey; hep ‘100’uncü yıl’ diyoruz… İşte bu 100’üncü yılda Türk Sineması’nı kutsayan bir film olmuş. Daha önce böyle bir film yapılmadı. Ben bu filmin eksiğinden bahsediyordum. Filmin renklerinde Ferzan Özpetek’in etkilerini hissettim. Kesinlikle Cem Yılmaz belirli şeylerde aşama kaydediyor. Gittikçe iyiye gidiyor. Belki komedisi biraz daha fazla olabilirdi ama göndermeleri çok güzeldi. İzleyici tarafından bir Gora veya Arog kadar ilgi görür mü, bilmiyorum. Sinemasal anlamında çok daha kaliteli bir iş.

Alper Turgut: Aslında beğendim. Güzel bir taşlama olmuş. Günümüz sanat çevresiyle gişe sinemasıyla, sanat sinemasıyla ilgili göndermeler var. Gişe sineması sadece komedi ve korku filmine odaklanmış durumda. Sanat filmleri de minimalist bir anlayışla az diyaloglarla gündeme geliyor. Bizlerin düşündüğü şey gişe sineması ve sanat sinemasını bir karıştırabilsek. Hareketli ve sanatsal yönü olan filmler çekebilsek. İzleyiciyi tekrar barıştıra bilsek. Tam onlarla ilgili bir film olduğunu düşünüyorum. Ötesinde süresi biraz kısa olsaymış daha iyi olurmuş. En iyi oyuncularla çalışılmış sanat filmlerinde ünlenmiş aktör ve aktiristlerde bu filmde yer alıyor. Bu tür filmler çekmeye devam etsin. Bizim seyircimiz Recep İvedik’e daha çok gülüyor bari güldükleri şey daha kaliteli olsun. Cem Yılmaz’ın gişede bir seyircisi var. Patlayacak bir şey çıkmaya bilir ama milyonu rahat rahat aşar.

İstanbul’dan sonra Adana galası var

‘Pek Yakında’nın ana sponsoru Pepsi, filmin İstanbul’dan sonraki galasının yapılacağı şehri, keyifli bir yarışmayla belirledi. Şehirler arasındaki heyecanlı rekabet sonucunda Adanalılar galayı şehirlerine taşımayı başardılar. Cem Yılmaz, filmin oyuncularıyla Adana’ya gelerek, özel galada ev sahipliği yapacak.

NİL KURAL

Bir önceki yazımız olan Pink Floyd Anisina şarkısını Türkçe söyleyecek başlıklı makalemizde anisina, Pink Floyd ve pink floyd anisina hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *