Pek Yakında film eleştirisi

Cem Yılmaz’ın yeni filmi Pek Yakında’nın film eleştirisini Arka Pencere yazarı Burak Göral Yazdı. Göral, Cem Yılmaz’ın eski filmleriyle yeni filmlerini de karşılaştırdı. Cem Yılmaz’ın Pek Yakında filmi izlenir mi diye soranlar için detaylı bir film eleştirisi…

Türk Sineması’nın anaakım filmleri ya da gişeye oynayan filmlerinin çoğu bazen düzeysiz, bazen güçsüz, bazen de ucuz komedi filmlerine teslim olmuşken Cem Yılmaz’ın acı-tatlı karışımlı komedilerini, biraz da Sadri Alışık melankolisi penceresinden bakarak seviyoruz aslında. Sevdiğimiz filmlerinde küçük adamın küçük hikayesinden yola çıkıyor Yılmaz.

CEM YILMAZ’IN DİĞER FİLMLERİ VE PEK YAKINDA

“Her Şey Çok Güzel Olacak”da arası bozuk karısıyla yeniden düzelmek isteyen, maddi sıkıntılarını da yasa dışı bir yöntemle çözmeye çalışan iyi niyetli Altan’dı, “Hokkabaz”da da babası tarafından hiç takdir edilmemiş bir sihirbaz olan İskenderdi…

Yılmaz’ın sinema sevgisi ve samimiyeti en çok da bu filmlerde gerçek yerini buluyordu. Oysa küçük adamın ‘büyük’ maceralarını anlattığı filmleri de kitlerleri çok çekiyordu perdeye… Nitekim “G.O.R.A.” , “A.R.O.G” ve “Yahşi Batı” gibi daha ‘az incelikli’ ya da ‘daha kaba’ komedileri Yılmaz’ın uzun metraj senaryolarında seyirciden daha çok rağbet gören filmleri oldular.

Küçük adamın küçük maceralarını konu aldığı filmleri biz eleştirmenler daha çok sevdik hep. Aslında her zaman Sadri Alışık’a olan sevgisinden bahseden Yılmaz, onun perdede temsil ettiği karakterlere en çok da bu filmlerle yaklaştı. Nitekim yeni filmi “Pek Yakında”nın bir sahnesinde de, bu sefer bizzat ‘onun yerinin hiç doldurulamayacağını’ söylüyor ve ona olan saygı sevgisini de böylece dile getiriyor.

Yılmaz aslında bu yeni filminde Türk sinemasının tarihine dair çok şey söylüyor ve sevgilerini sunuyor. Gerçi genelde tüm göndermelerini Yeşilçam üzerinden yapıyor. Ya da daha doğrusu seyircinin rağbet gösterdiği popüler sinemadan yürüyor. “Eşkıya”dan açıyor mesela filmini… Son yılların Türk sinemasındaki en güzel başlangıcını yapıyor onunla.

pek yakında kamera arkası

PEK YAKINDA FİLMİNİN KARAKTERLERİ

“Eşkıya”nın final sahnesindeki polislerden birini oynayan Zafer, biraz daha fazla görünmek için arkadaşı Muharrem’in (Ozan Güven) tavsiyesini dinleyip doğaçlama yapınca oyunculuk kariyerini sona erdiriyor! Ama sinemadan hiç kopmayan Zafer, kariyerini bundan sonra korsan CD’ci olarak sürdürüyor. Yılmaz, hikayesinin özünde korsancılık yapan ve sinema sevgisiyle dolu olan bir adamın film yapımcılığına soyunmasını anlatıyor. Ancak Yılmaz’a bu parlak fikir yetmiyor. Çünkü Türk seyircisinin kızlı erkekli salonları doldurması için başka eklentiler gerekiyor. Bunun üzerine hikayeye aranın düzeltilmeye çalışıldığı bir eş (belki de Arzu Film’e bir gönderme olan Arzu) ve hatta 8 yaşındaki küçük oğlu giriyor…

Cem Yılmaz, Altan’ı oynarken de karısını kazanmaya çalışıyordu. “Av Mevsimi”ndeki İdris’i oynarken de… Çünkü bu seyirciye sadece hayallerinin peşinde koşan bir adamın hikayesi yetmiyor. Mağdur olacak, pişman olacak, kendisini hikayesi bu klişelerle kestikçe eskiyor durduk yere. Oysa Zafer’in etrafında rengarenk ve derinleştirmeye çok müsait bir dolu başka karakter var. Mesela eski filmlerin sey malzemelerini de saklayan bir eskici / arşivci var, büyük olasılıkla adını Yadigar Ejder’den almış: Ejder (Özkan Uğur).

Kafasında tam olmamış bir perukla Andy Warhol gibi dolaşan eski yönetmen Ahben (Zafer Algöz), normalde alkolik, küfürbaz ve artık pis bir kadına dönüşmüş ama kamera çalıştığı anda yeniden ‘diva’laşan eski aktris Meral (Zerrin Tekindor), korsan film işinde bir bölge müdürü gibi çalışan İzzettin (Emin Gürsoy) ve tabii ki Zafer’in bizzat kendisi çok renkli ve üzerinde çalışılmayı hakeden karakterler. Ama film, artık gözden düşmüş bu ekibin hayal ettikleri filmi bitirebilmesine değil Zafer’in karısıyla (Tülin Özen) barışabilmesine odaklanıyor, dramını buradan çıkarmaya gayret ediyor en çok.

Cem Yılmaz Pek Yakında film

PEK YAKINDA ESPRİLERİ

“Pek Yakında”nın senaryosunda çok ince esprilere, Türk sinemasının pek çok filmine ve dönemine zekice göndermelere yer vermiş Yılmaz. “Eşkıya” , “Turist Ömer” , “Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni”, “Hababam Sınıfı”, “Süt Kardeşler” ve daha nice film, yönetmen ve oyuncu ismi geçiyor. Biraz yüzeyde ve klişe kalan karakterlerine rağmen eğlenceli bir olay örgüsüyle ilerleyen film onca ünlü misafir oyuncularına, birbirinden lezzetli sinemasal esprilerine rağmen dramını yükseltmek adına uzatıldıkça tökezliyor. Zira nereye ve nerelerden giderek varacağı da açıkça belli olan bir hikayenin 130 dakika sürmesi bizim gişe filmlerimizin aslında neredeyse ortak kusurlarından biri oldu… Bu şişkinlik, en çok Zafer’in pek de inandırıcı olmayan, ‘yapımcı kimliğini karısından gizleme gayretleri’nden  ve filmin ortasından itibaren hikayenin ana kötü adamına dönüşen Suat (Cengiz Bozkurt) karakterine yer açılmasından kaynaklanıyor.

PEK YAKINDA FİLMİ İZLENİR Mİ?

İlk kez kendi senaryosunun tek başına yönetmenliğini yapan Cem Yılmaz, filmi bu anlamda falsosuz tamamlıyor.  Güçlü isimlerden oluşan kadrodan maksimum verim alıyor.

Sonunda film boyunca çekilmeye çalışılan “Şahikalar: Kötünün Sonu”nun fragmanı da şahane bir nokta koyuyor. İnsan o filmi de merak etmiyor değil doğrusu…

Bir de sinemamızın ‘ürün yerleştirme’yi keşfettiğinden beri dozaj kaçırma hali var. Cem Yılmaz, filminde elinden geldiğince ürün yerleştirmelerini oksimoron esprilerle kamufle etmeye çalışsa da sonuçta o ürünler sahnelerde parlatıldıkça izleyiciyi hikayeden koparıyor.

+ Nurgül Yeşilçay’lı ve Mazhar Alanson’lu “Her Şey Çok Güzel Olacak” göndermesi…

Çok da faydalılarmış gibi ikide bir gözüken gazlı içecekler…

Bir önceki yazımız olan Serenay Sarıkaya ve Çağatay Ulusoy öpüştü - VİDEO başlıklı makalemizde Çağatay Ulusoy, çağatay ulusoy serenay sarıkaya öpüşme ve öpüşme sahnesi hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *