Paketten çıkan, bir başörtüsüdür

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 Eylül’de, arkasına medyasının müthiş tezahüratını da alarak ala-yı vala ile açtığı “paket”inden çıkan en anlamlı ve en somut adım, kamuda başörtüsü yasağının kaldırılmasıdır.
Başbakan’ın paketi, esasen ve öncelikle kendi muhafazakar ve İslamcı tabanını memnun etmeye yöneliktir ve bunda fevkalade başarılı olmuştur.
Mamafih, İslamcı olmadığım halde kamuda başörtüsü yasağının kalkmış olmasından ben de memnunum.
Evvela, bu yasağın zaten kaldırılması gerekiyordu. Bir defa Türkiye kadınların çoğunluğunun inancı veya çevre baskısı nedeniyle İslami tesettüre uygun ya da geleneksel biçimde başını örttüğü bir ülkedir. Buna ilaveten ülkenin son yıllarda geçirdiği siyasi, kültürel ve sosyal değişim dikkate alındığında, kamuda başı açık olma zorunluluğunun sürdürülemez bir durum arz etmeye başladığı da teslim edilmelidir.
Başı açık olma zorunluluğu ya da başörtüsü yasağı, toplumu sekülerleştirme gayesi gütmüş olan eski cumhuriyetin normu idi. Eski cumhuriyetin “otoriter laiklik” anlayışının bir gereği olarak uygulanıyor ve bu nedenle İslamcılar ve liberaller tarafından eleştiriliyordu.
Bu başörtüsü yasağı bu ülkede objektif bir hak ve özgürlük ihlaliydi ve bu nedenle gerçek bir mağduriyet kaynağıydı. İslamcılar bu mağduriyeti siyaseten gayet verimli biçimde kullandılar.
Şimdi Başbakan, kamu görevindeki kadınların başı açık olma zorunluluğunu kaldırdığı için, bir mağduriyet sömürüsü kaynağı kurumuş oluyor.
Ve Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor.
Artık madalyonun öbür yüzüne bakacağız.
Bakalım şimdi Türkiye’nin kamusunda başörtüsü bu İslamcı iktidar tarafından “yeni norm” haline getirilecek mi?
Kamudaki işe alımlarda ve taltiflerde başörtülülere mi öncelik verilecek?
Kamudaki başı açık kadınlar, başörtülülerin kayırıldığı yeni bir ayrımcılık ve dışlamanın mağduru mu olacaklar?
Totaliter siyasi kültür ve zihniyetle mücehhez iktidar kadrolarının icraat ve tercihleriyle birinin özgürlüğünü diğerinin cehennemine dönüştürme potansiyeli malumdur. Dolayısıyla, yakın geleceğe dair bütün bu kuvvetli ihtimallere şimdiden dikkat çekmek ve bir farkındalık yaratmak gerekiyor.
Eski dışlayıcı normların yerine yeni dışlayıcı normlar getirmek suretiyle varılacak nokta, artık Sayın Başbakan’a da bir faydası olmayan, dahası istikrarsızlık yaratmaya başlamış bulunan laik/dindar ayrışmasıyla laikçi/İslamcı kutuplaşmasının sürüp gitmesidir.
“Gezi”, bu iktidara muhafazakar toplum mühendisliğinin de çıkmaz bir yol olduğunu öğretmemişse, herkesin daha çekeceği vardır.
Türkiye, sorunlarını, normu demokrasi, çoğulculuk, kapsayıcılık ve varoluşlara karşılıklı saygı olan bir iç denge yaratarak çözemediği sürece, enerjisini nafile tüketmeye devam edecek.
Bir de paketin bigane kalamayacağımız, “nefret suçları” ve “yaşam tarzına saygı” maddeleri var…
Başbakan Erdoğan, “nefret saikiyle işlenen suçlar”ın cezalarını artırıp “yaşam tarzına saygı”yı TCK kapsamına aldığını söylerken, bu adımlarını inanç ve ibadet özgürlüğü ekseninde gerekçelendirdi.
Başbakan, her iki hususta suç tanımını yaparken neredeyse aynı cümle kalıbını kullandı: “Kişinin inancının gereğini yerine getirmesini önlemek”…
Böyle yaparak Sayın Başbakan paketin bu iki maddesini kendi mahallesine hediye etmekle kalmış olmuyor… Bu din eksenli takdim, uygulamadaki öncelik ve takdir kıstaslarını tayin etmek bakımından yargıya şimdiden gönderilmiş bir mesaj niteliğindedir.
Halbuki, Gezi isyanının nedenleri arasında laik kesimin kendisine karşı en üst mertebeden devamlı surette işlenen nefret suçuna duyduğu tepki ile sürdüre geldiği yaşam tarzının iktidarın tehdidi altında olduğunu algılaması da bulunuyordu.
Bu mağduriyet de göz önüne alınmalı, küçük bir selam onlardan esirgenmemeliydi.
Neticede, kamuda başı açık olma zorunluluğunun kaldırılmış olması iyidir. Başörtülüler için özgürlük başı açıklar için cehennem haline getirilirse, bu kez laikler de tıpkı muhafazakarlar gibi hakları için demokrasi mücadelesi vermekten başka bir çarelerinin kalmadığını görecekler ve bu da demokrasi umudumuzu artıracaktır.

Kadri Gürsel

Bir önceki yazımız olan Tebrikler Türkiye! Turna’yı bitirdin başlıklı makalemizde dağ turnasının nesli, Doğa Derneği ve Dünya Turna Vakfı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *