Osmanlıca Kursları – Murat Bardakçı – 12 Ağustos 2013

12 August 2013 Monday, 09:45
Murat Bardakçı - Habertürk

Murat Bardakçı – Habertürk

 

SULTAN Uçar’ın bugün bizim gazetedeki haberinde anlatılıyor: Türkiye çapında geçen yıl başlatılan
Osmanlıca kurslarına katılanların sayısı 150 bin kişiyi bulmuş.
Senelerden buyana hep söylerim: Bu memlekette batı dillerini mükemmelden de öte şekilde bilin ve
batı kültürünün en derin mevzularına batılılardan bile kat kat fazla âşina olun, eski yazıyı okuyamıyor
iseniz entellektüel falan değil, cahilsiniz demektir! Zira, büyükbabasının büyükannesine yazdığı bir
mektubu okumaktan âciz olup da “Dedem ne demiş?” diye kapı kapı dolaştıranlara “entelektüel”
falan değil, sadece “cahil” denir!
Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Hayrat Vakfı’nın açtığı Osmanlıca
kurslarına 150 bin kişinin katılması, beni bu yüzden memnun etti…
Ama, bu işin uygulamasında aklıma takılan iki nokta var: Biri şu mâlûm “Osmanlıca” tabiri, öteki de
uygulanan öğretim metodu…
HABSBURGÇA VAR MI?
Avusturya’da, Almanya’da, Fransa’da, İtalya’da, İngiltere’de, Hollanda’da yahut Mısır’da konuşulan
dillere ve kullanılan yazılara o memleketleri imparatorluk ve krallık devirlerinde idare etmiş olan ve bir
kısmı hâla iktidarda bulunan hanedanların isimlerinden hareketle nasıl “Habsburgça”,
“Hohenzollerzce”, “Burbonca”, “Savoyca”, “Oranjca”, “Windsorca” yahut “Kavalalıca” değil de ilk
ikisine “Almanca”, diğerlerine “Fransızca”, “İtalyanca”, “İngilizce”, “Felemenkçe” ve “Arapça” deniyor
ise; Osmanlı İmparatorluğu’nun diline “Osmanlıca” değil sadece “Türkçe”; yazısına da “eski harfler”
yahut bizde galat olmuş şekli ile “Eski Türkçe” denmesi gerekir. Bir memleketin dilini o memleketin
ismi ve halkı ile değil, hanedanın adı ile özdeşileştirmek gibisinden bu şekildeki garabet, sadece bize
mahsustur.
Eski harflere merak salan kursiyerler haftada on saatten toplam 288 saat ders görüyor, “kolay
okunan metinler”, “imlâ”, “Arapça ve Farsça Kurallar” ve nihayet “arşiv ve edebi metinler”
öğretiliyormuş…
Bilirsiniz… Okullarımızdaki yabancı dil derslerinin programları askerî tâlimnâme şeklinde hazırlandığı
ve gramer kuralları ile doldurulduğu için öğrenci bu dersleri seneler boyu görmüş olsa bile okuduğunu
maalesef anlamaz ve o lisanı bir türlü konuşamaz! Zira, yabancı dil derslerinde pratik yapılmamış ve
sadece gereksiz kurallar ezberletilmiştir.
Kursların programı, aynı mantığın Eski Türkçe öğretiminde de uygulandığını gösteriyor…
LÜZUMSUZ KURALLAR
Eski harfleri öğrenmenin ve unutmamanın tek yolu vardır: Bol bol okumak ve içinden çıkamadığınız
kelimeleri işin erbâbına sormak! Her gün en az bir saat okuduğunuz ve bilmediğiniz eski kelimelerin
karşılıklarını sözlüklerden bulup ezberlediğiniz takdirde yazamazsınız ama zamanla yazıya da, eski
dile de hâkim olursunuz. Ama kurslarda heveslilerin eski harfleri serî şekilde okumalarını sağlayıp
kelime dağarcıklarını arttırmak yerine “fail-mef’ûl, efâil-tefâil, sülâsî-rubâî mastar, mâzî-müstakbel,
iftiâl-müfteil, istif’âl-müstefîl, elif-i memdûhe ve maksûre, aksâm-ı seb’a” yahut “muzaâf, sâlim, ecvef
ve lefîf kelimeler” gibisinden gereksiz ve eski neslin bile pek bilmediği kuralların öğretilmesine
kalkışıldığı takdirde öğrencinin hevesi daha işin başında katledilir! Eski harflerle yazmayı öğretmek ise
daha da lüzumsuzdur, zira Eski Türkçe’yi yazma devri artık hem bitmiştir, hem de hatasız yazabilmek
bundan sonra imkânsız gibidir!
Bütün bunlara rağmen daha şimdiden 150 bin kişinin eski harfleri öğrenmek için kurslara
başvurmaları, yani cehaletten kurtulma yolunda ilk adımı atmış olmaları artık yerlerde sürünmeye
başlamış olan kültürümüz için son derece önemlidir, hayırlı olsun!

Bir önceki yazımız olan Orta Doğu’da 3 ayrı kavga var - Aslı Aydıntaşbaş - 12 Ağustos 2013 başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz