Ortadoğu politikasında sıkılanlar – Sami Kohen – 13 Ağustos 2013

12 August 2013 Monday, 19:35
Sami Kohen - Milliyet

Sami Kohen – Milliyet

İki Türk pilotunun Lübnan’da kaçırılması, Ankara’nın Ortadoğu politikasında son zamanlarda karşılaştığı sıkıntılar zincirinin son halkasını oluşturuyor.
Bu olayı, Suriye’den Mısır’a, Irak’tan Somali’ye kadar yaşanan sorunlardan soyutlamak mümkün değil. İki THY pilotuna karşı Beyrut’ta girişilen saldırı, hükümetin izlediği bölge politikasının yansıttığı karanlık tablonun bir parçası…
Bütün işaretler, iki pilotun kaçırılması olayının arkasında, Türkiye’yi 9 Lübnanlı Şii’nin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından kaçırılmasından sorumlu tutan güçlerin bulunduğunu gösteriyor. Bu güçlerin de Şam destekli Hizbullah’ın bir kolu olduğu söyleniyor.
İki pilotu kaçıranlar -daha önce bir Türk işadamının kaçırılması olayı gibi- bu işi Türkiye’yi 9 Şii rehine konusunda ÖSO’yu sıkıştırması için de yapmış olabilirler, Ankara’yı Suriye politikası nedeniyle zor duruma düşürmek veya cezalandırmak için de… Sonuçta, Türkiye Suriye krizine bulaşmasının bir yan etkisi olarak, şimdi Lübnan’da sıkıntılı bir duruma düşmüş bulunuyor.

Yanlış hesap

Hükümetin Suriye politikasının yarattığı başka sıkıntılar gün geçtikçe ortaya çıkıyor. Türkiye, Esad’a karşı aldığı “ilkesel tavır’da yalnız kalmış durumda. Başbakan’ın ve Dışişlerin Bakanı’nın tüm çabalarına rağmen, Rusya ve İran, Esad’ı ayakta tutma politikasını sürdürüyor. ABD ve Avrupa -ve de Arap dünyası- bu işe bulaşmamayı tercih ediyor.
Suriye krizi artık Kuzey Suriye sorunu ile Türkiye’yi direkt olarak etkiliyor. Ankara, burada yeni bir Kürt realitesi ile karşı karşıya. PYD ile El Nusra arasındaki savaş da Ankara için bir ikilem yaratıyor.
Neresinden bakılırsa bakılsın, Esad rejiminin kısa sürede devrileceği ve Ankara’ya sempatisi olan bir rejimin iktidara geleceği tahminine dayalı hesapların yanlış çıktığı artık açıkça görülüyor.

Zayıflayan rol

Mısır politikasında da benzer aksamalar ve sıkıntılar yaşanıyor. Hükümetin Mursi rejimine karşı darbeyle ilgili “ilkesel tutumu”nu sert demeçler ve davranışlarla sürdürmesi, pratikte Türkiye’yi bu krizde de bir “taraf” durumuna getirdi. Başkaları “arabulucu” olarak devreye girerken, Türkiye’nin çağrıları yankı bulmadı.
Türkiye’nin tutumu bölünmüş olan Mısır toplumunun sadece bir kesimini memnun ederken, Amr Musa, Baradey gibi isimlerin başını çektiği diğer kesimi rahatsız etti. Kısacası, Türk diplomasisi bu işte umduğu etkinliği gösteremedi…
Bu arada Filistin-İsrail müzakere sürecinin başlamasında da Türkiye’nin varlığı ve rolü hissedilemedi. Ayrıca Filistin davasında iddialı olan Başbakan’ın Gazze ziyareti de -sınır kapısını kapalı tutan Mısır’daki gelişmeler nedeniyle- askıya alındı…

Karanlık tablo
Nihayet bütün bunlara, Ankara’nın Maliki yönetimine karşı tutumu nedeniyle Irak’la da ilişkilerinin bozuk çalmasını da eklersek, bölgesel politikayla ilgili gerçekten karanlık bir tablo ortaya çıkıyor.
Komşularla “sıfır sorun” anlayışıyla çıkılan yolda, ne yazık ki bugün, yakın uzak, çoğu bölge ülkeleriyle ciddi sorunlar ve sıkıntılar yaşanıyor.
Yarın bunun nedenlerini irdeleyeceğiz.

Bir önceki yazımız olan Kongre öncesi Kürtlerin nabzı - Ortadoğu için Kürt sorunu çözülmeli - Mithat Sancar başlıklı makalemizde 13 Ağustos 2013, bdp ve cemil bayık hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz