Ormana gel ormana

Başbakan Erdoğan temel atma töreni için Bilkent’e giderken yol üstünde pankartlar açılmış… Başbakan konuşuyor:
“Pankart açmışlar; ‘Yol istemiyoruz orman istiyoruz’… Böyle bir pankart olur mu ya? Üniversite gençliği bu pankartı açıyor, bunu düşünebiliyor musunuz? Orman isteyenler için ormanlar bol. Gidebilirsiniz ormana. Yol medeniyettir. Yolu olmayanın, suyu olmayanın medeniyeti konuşması mümkün mü? Ormansa sizleri ormanlara gönderelim, gidin ormanlarda yaşayın…”
Aslında söylemeye gerek yok, kimse yol yapılmasın demiyor… Ama ormanları gereksiz yere tahrip etmeyin diyorlar.
Nitekim aynı saatlerde Çevre Bakanı Bayraktar, ODTÜ rektörlüğünün teklifini kabul ettiğini, ODTÜ arazisinden ağaçları kesmemek için tünel geçirileceğini açıklıyor. Demek ağaç kesmeden yol yapmak mümkünmüş… Öğrenciler de günlerce bunun için canlarını ortaya koyup direnmemişler miydi? Üçüncü köprüde binlerce ağacı kestikten sonra güzergahı yanlış saptamışız diyerek yutkunan da bunlar değil mi?
Orman isteyenler için ormanlar bol, diyor Başbakan. Ne gezer? Türkiye’nin orman alanı 201 bin kilometre kare. Türkiye ormanı yüzölçümüne kıyaslandığında dünyada 104. sırada… Öyle bol falan değil… Üstelik yolu üç günde yaparsınız… Orman onlarca yılda yetişiyor. Hem, hani siz yeşile hastaydınız…

Çarşaf da geldi

Balıkesir Ayvalık’ta bir ilkokula atanan çarşaflı öğretmenin tam sayfa resmini ve haberini yayımladı dün Sözcü gazetesi… Yeni demokkrasi paketiyle kamuda türbanın serbest bırakılacağı bildiriliyor. Türban serbest bırakılınca bu tür kıyafet özgürlüğü! de peşinden gelecektir. Fransız yazar Elizabeth Badinter demiş ki:
“Cumhuriyet okuluna giderken insanlar farklılıklarından arınmalıdırlar. Bunun sonu yok. Bugün türbana evet derseniz yarın Taliban’ın tepeden tırnağa kapalı, gözleri bile görünmeyen kızlarına ne diyeceksiniz?” (Ahmet Taner Kışlalı – Cumhuriyet-24.10.1997)
Üniversitede türbanın önünü Kemal Kılıçdaroğlu “Biz iktidara gelince sorunu çözeceğiz” diyerek açtı. Türban o hızla ilkokula kadar indi. Şimdi sıra kamuda. Orada da kıyafet, önce türban, sonra çarşaf ve burkaya kadar gider… CHP bu konularda özgürlük adına yolu açar ama doğan sonuçlara karışmaz… Dindarlık ile din sömürücülüğü arasındaki çizginin çiğnenmesinde suskundur. Bu suskunluğu “Karışırsak bize din düşmanı derler” bahanesi ve acizliği ile izah eder. Sözde bu suskunlukta dindar çevreden oy alma hesabı da vardır… O çevreden oy almak için laikliği katletmenin şart olmadığını ise pek düşünecek durumda değillerdir… Zaten Kemal Bey’e göre laiklik de pek tehlikede değildir!

BALLI

Başbakan önceki gün Bilkent Şehir Hastanesi’nin temelini attı. Bu proje tüm devlet hastanelerini bir kampüs içinde topluyor. İlk elde 15 şehir hastanesi öngörülüyor. Türk Tabipler Birliği’nin yayınladığı araştırmada ihalelerin dağılımını görebiliyoruz. 5 hastane Şentürkler – Sıla, 4 hastane ise YDA adlı bir firmaya verilmiş. Başbakan’ın temelini attığı Bilkent’le ilgili bilgiye gelince… Bu hastane 1 milyar 97 milyon liraya mal olacak… Devlet yılda 240 milyon lira kira ödeyecek. Böylece kira geliri yatırım bedelini 4,5 yılda karşılıyor. Özel sektör binaları kiralamak yanında otopark, lokanta, otel gibi tesisleri de işletiyor.

AKP‘nin 11 yıldır yineleyip durduğu “mağdur edebiyatı” nedeniyle “Yirmisekiz Şubat”
Yirmisakız Şubat oldu…
***
Erdoğan “Demokratikleşme paketiyle insanı devletin önüne çıkaracağız” diyor.
Anlaşılacağı üzerine burada “devlet” denilen şey “akrep, toma ve shortland”…
***
T.C. Ziraat Bankası’nın “285 milyon Euro kredi verdiği” şirket iflas etmiş! Bravo!
Yönetim T.C.’yi kaldırırken
yandaşlar da boş durmuyor kredileri kaldırıyor…
Akif Kökçe

HRANT

Hrant Dink davası, Yargıtay’ın ilk kararı bozması üzerine tekrar başladı…
Bu davanın bir unsuru da Hrant’ın arkadaşları…
Bu arkadaşlar cinayeti kimlerin tezgahladığını, yargıyı kimin engellediğini, kanıtları kimlerin sildiğini, ihmali olanları kimin terfi ettirdiğini görüyor… Ve göre göre cinayeti her defasında Ergenekon’a bağlıyorlar.
Nihat Genç, Odatv’de, “Hrant’ın talihsizliği arkadaşları” başlıklı bir yazı yazdı…
Ne ararsanız var içinde… “Arkadaşlar”ın cinayet ile fail arasında bağlantı kurmaktaki isteksizliği dahil…

Bir önceki yazımız olan Birkaç yıldır Bodrum’a gidemiyoruz başlıklı makalemizde Akyarlar, bodrum ve Erdal Dumanlı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *