O Hayat Benim’in Bahar’ı Ezgi Asaroğlu anlattı

O Hayat Benim” dizisinin “Bahar”ı Ezgi Asaroğlu dizinin bu kadar sevilmesini, bütün ekibin işi sahiplenmesine bağladı. Ezgi Asaroğlu, yüksek reytinglerin kendini rahatlatmadığını sadece sorumluluk duygusunu arttırdığını söyledi.

Yüksek bir reyting grafiğiyle geçen sezonu kapattınız. Bu sezonda başarılı bir şekilde başladınız, neler hissediyorsunuz?

Her hafta karne alıyor gibiyiz. Sonuçların böyle olması bizim için büyük mutluluk. Ama tabii ki bu sonuçlara kapılmadan işimizi daha da özverili bir şekilde yapıyoruz. Her pazar iki saatini bize ayıran seyircilerimize çok teşekkür ediyoruz. Aldığımız bu reyting karnesi bizim için güzel bir motivasyon oluyor. Aslında reytingden bağımsız bir şekilde en başından beri uyumlu ve yaptığı işi seven bir ekip olduk. Bu işi sahiplendik ve hep beraber büyütüyoruz.

Her hafta diziyi merakla bekleyen kemikleşmiş bir izleyici var. Bu durum reytingler açısından sizde bir güven yaratıyor mu?

Orası sırtımızı dayayabileceğimiz bir yer değil. Hep daha iyisini yapmak zorundayız. Kemikleşmiş ve bir sonraki bölümü bekleyen izleyicilerin var olduğunu bilmek sadece sorumluluk duygusunu arttırıyor. Biz bu kadar insanı iki saat ekran başında tutuyorsak, buna değer bir şeyler yapmamız lazım diye düşünüyoruz. Bu işler asla belli olmaz. O yüzden hiç bir olumlu sonuca ve şarta güvenmemek lazım.

“Bahar”ın durumuna ne diyorsunuz?

Dizi bir sürü sıra dışı olaylar etrafında dönüyor. İnsanların başına olmadık şeyler geliyor. Herkes kendine göre uç bir nokta saydığı bir karakteri oynamak ister. Bence iyi bir senaryoda sıradan bir karakteri oynaması da ilgi çekici olabilir. Burada da biraz öyle bir durum var. Senaryoda olaylar o kadar hızlı akıp, gelişiyor ki “Bahar”ın tarafı seyirciyi dinlendiren taraf oluyor. Çünkü “Bahar” kendi halinde, hiçbir şeyden haberi olmaması bir yana, sadece okuluna gidip gelen, sorumluluk duygusu olan, paylaşımı seven ama bir şekilde de içe kapanık yaşayan bir kız ve hepimizden biri. Böyle bir karakterinde lazım olduğunu düşünüyorum. Bundan dolayı mutluyum. İzlerken biraz sıradanlık iyi geliyor.

Seyirci “Bahar”ın yaşanan olaylar karşısında bir tepki vermesini bekliyor. Bu duruma ne diyeceksiniz?

İlk bölümden beri “Bahar”ın yaşadığı birçok şeyi sünger gibi çektiğini görüyorum. “Bahar”ın iniş ve çıkışlarının seyirciyi tatmin etmemesinin sebebi, seyircinin büyük bir sır biliyor olması. Unutulmaması gereken bir şey var ki; olaylar hızla gelişirken ve seyirci her şeyi biliyorken “Bahar” için aynı şey geçerli değil. O her şeyden bir haber sıradan hayatına devam ediyor. O yüzden bazen senaryoda kendi olmadığım sahneleri hızlı geçiyorum. Çünkü benimde olaylardan haberim olmaması işime yarıyor. “Bahar”ın o basit hayatını oturtmamda yardımcı oluyor. Seyircinin sabırsızlandığını görüyorum. Ama seyircinin tepkisine göre hareket etmeye başlamak riskli bir iş.

Duygusal açıdan sahnelerde zorlandığınız oluyor mu?

“Beynin gözü yoktur” diye bir laf vardır. Beyin biz ne söylersek onu alıyor ve gerçek sanıyor. Bir oyuncu için çok durağan görünen bir sahnede bile iç aksiyon çok farklı olabiliyor. Bu oyuncu için hem tatmin edici hem yorucu bir şey. Çok yoğun tempoda çalıştığımız için beyine sürekli ağlama, üzülme sinyali gönderiyorum. Ve beyin bunun oyun olduğunu bilmediği için bunları fiziksel olarak gerçekten yaşıyorum. O yüzden spor yapmışçasına tatlı bir yorgunluğum oluyor.

“Bahar” ve “Ateş” arasındaki ilişki ne yönde ilerleyecek?

“Bahar”ın yaşantısı, beklentileri ve mutlu olacağı şeyler o kadar sade, az ve öz ki en sevdiğim tarafları bunlar. “Ateş”e duyduğu aşk normalde taşıdığı yüklerden çok daha büyük. “Bahar” kabul etse de etmese de şartlar ne olursa olsun “Ateş”e aşık. Ama “Ateş”in kendisine ihanet ettiğini düşünüyor. O noktada “Bahar”a katılıyorum, ihanet güven kırıcı ve mazereti olmayacak bir nokta. “Bahar”da hem aşkı hem gururu arasında bir süre böyle gidip gelecek gibi duruyor.

Siz bir ihanetle karşılaşsanız tutumunuz ne olur?

Olaylara daha basit bakıyorum. İhanet varsa bir şeyler bitmiş demektir. O insanı etrafımda ve hayatımda daha fazla tutmam.

‘Oyunculuğu çok sevdim başka bir iş düşünmedim’

Oyuncu olmasaydınız şu an ne yapıyor olurdunuz hiç düşündünüz mü?

Farkında olmadan bu mesleğin içine düştüm. Ama oyunculuk bir tutku. Çünkü yeni şeyler öğrenmeyi çok seviyorum. Oyunculuk insanın ufkunu açan, hiç bitmeyen, öğrenme dinamiği olan bir meslek. Dolayısıyla bu mesleğin bana çok uygun olduğunu düşünüyorum. Aslında çok fazla göz önünde olmayı seven biri değilim. Bu işin parıltılı kısmı pek bana uymuyor. Ama bu işi yaparken heyecan duyuyorum ve seviyorum. Başka ne yapabilirim diye hiç düşünmedim. Çünkü insan mutlu olduğu bir işte başka alternatif aramıyor.

Oyunculuk sizce şizofrenik bir şey mi?

O tarafa kaymaması farkındalıkla alakalı bir şey. Denge hayatımda önemli bir noktada. Ben de bu dengeyi her zaman korudum. Kayıt sırasında canlandırdığım karakterim. Ama kayıt bittiğinde Ezgi’yim bu çok net bir ayırım. Bunu nasıl başardım bilmiyorum ama bu konuda hayatımda oturmuş bir denge var. O konuda hiç şizofrenik bir boyuta gelmedim.

Hayata karşı tavrınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Hayat çok kısa. Bu hep söylendiği için biraz klişe gelebilir ama çok doğru klişelerden biri. Ne kadar süreceğini bilmediğimiz bir ömür var. Bu yüzden anı yaşamayı seven biriyim. Tek bir şansımız var; çok şey yaşamaya çalışıyoruz. Aslında bu anlamda oyunculuğun insana farklı hayatları yaşayabilme şansı tanıdığını ve bu yüzden bir tık daha sakinleştirdiğini düşünüyorum. İnsanın merak duygusunu biraz daha verimli bir boyuta çekiyor. Olmadığım hayatlar içinde olup, tanımadığım insanları canlandırmak tatmin edici şeyler.

Özgürlük sınırlarınız var mıdır?

Duygularımla hareket eden biriyim. Ama bunu mantığımla dengelemeyi öğrendim. Annemin bir lafı vardır; “Bedelini ödemeyi göze aldığın sürece istediğin her şeyi yapabilirsin” der. Annemin söyledi bu söz benim için güzel bir özgürlük sınırı. Bir şey yaparken eğer bedelini ödeyebileceğimi düşünüyorsam o yolda devam ediyorum.

Bir önceki yazımız olan Osmantan Erkır'ın Gözüm Üstünde'si nasıl bir program? başlıklı makalemizde Gözüm Üstünde, Osmantan Erkır ve star tv hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *