Numan Kurtulmuş’tan demokratikleşme paketi yorumu

Prof. Dr. Numan Kurtulmuş… Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı. ‘Milli görüş’ün zamanında en genç liderlerinden. İyi bir akademisyen olmanın ötesinde siyaset dünyasına sağduyu ve soğukkanlı bir duruş getiren bir isim. Sorunlardan çok çözümleri konuşan ve sürekli çalışan bir siyasetçi. Meselelere humanist bakışı nedeniyle olsa gerek, siyasetten ayrı olarak gönüllerin oyunu alan bir isim. Bizi Malta Köşkü’nün salonunda bir kahvaltı sofrasında misafir eden Prof. Kurtulmuş’a üzerinde bizzat çalıştığı demokratikleşme paketi, güncel gelişmeler ile ilgili merak edilenleri sorduk.

‘Büyük bir titizlikle çalışıldı’

Demokratikleşme paketini değerlendirir misiniz? Sizi en çok ne zorladı?
Bu paketin hazırlanmasında katkı sunan birisi olarak öncelikle şunu söylemek isterim ki hakikaten çok büyük bir titizlikle çalışıldı. Her kelimenin üstünde durularak, getirisi götürüsü ne olur bunlar hesap edilerek yapılan bir çalışma oldu. Bütün konuların kendine göre zorluğu var, şu zordu şu kolaydı demek istemem. Ama sevindirici olan şu: Türkiye’de bu konularla ilgili olarak şimdiye kadar ne konuşulmuşsa hangi proje ortaya konulmuşsa hepsi masanın üzerindeydi ve objektif bir şekilde değerlendirildi.
Türkiye bir zihniyet değişiminde hızla ilerliyor.. Sayın Başbakanımızın da ifade ettiği gibi, bu bir ilk adım değil. Son adım da olmayacak. Mesela şimdi bundan çok değil, 10 sene evvel 15 sene evvel vatandaş kendi çocuğuna istediği ismi koyamazken, şimdi eğer istiyorsa yerleşim birimlerinin isminin değiştirilmesinin olağan karşılandığı bir zihniyet değişimine doğru gidiliyor. Yine 10-15 sene evvel öğrenci kızlarımıza üniversitede başörtüsüne izin verilmezken bugün devlet memurlarımızın başörtüsüyle rahatlıkla dolaşabilecekleri bir zihniyet değişimine doğru gidiliyor. Efendim eski Türkiye’nin, Soğuk Savaş’ın her sabah çocukları bir kalıba dökmek için andımızla başlayan ortamının artık gerekli olmadığını, ülke sevgisinin onlara Çanakkale ruhunu vermekle mümkün olabileceğini düşünen bir devlet zihniyet değişimine doğru gidiyor. Bu paketin bence esas önemli olan kısmı bu.

‘Paket bir sihirli değnek değil’

Bir de bardağın boş tarafını değerlendirmenizi isteyeceğim. Size göre paketin eksikleri neler; ve bu eksiklikler çekincelerden mi, zaman darlığından mı, önceliklerden mi tamamlanamadı?
Daha iyisi yapılabilir miydi? Yapılabilirdi. E şimdi tabii ki bu paket bir sihirli değnek değil. Türkiye’nin bu kadar yıldır, hatta ta Tanzimat’tan bu yana birikmiş olan sorunlarını bir paketle çözmeye kimsenin gücü yetmez. Bu bence bir irade beyanıdır. Niyet beyanıdır. Mesela Alevi yurttaşlarımızın haklarıyla ilgili alanlar, yerellik prensibiyle ilgili gelişmeler, diğer gayrimüslim vatandaşların haklarıyla ilgili gelişmeler. Hatta dindar çoğunluğun beklentilerine ilişkin ilave adımlar. Bunların hepsi tabii ki önümüzdeki dönemde atılacak. Ve şundan da emin olun ki, bundan sonra bu paketi anlamlı kılacak daha ileri adımlar nasıl atılabilir, bunlar üzerinde çalışılıyor.

Kürt vatandaşların ‘devlet okulunda değil de özel okulda Kürtçe eğitim’ serbestisini ‘Paran varsa kürtçe öğren’ algısı için ne söylersiniz?
Yok hayır o yanlış algılanıyor. Çünkü şu anda bütün öğrencilerimiz için, Kürt evlatlarımız için, dileyenler için Kürtçe öğrenebilecekleri seçmeli ders imkanı var devlet okullarında.

Ama çocuk İngilizce ve Kürtçe’den birisini seçmek zorunda kalırsa o zaman daha beynelmilel bir dil olan İngilizce’den vazgeçmek zorunda kalacak kaygısını dile getiriyorlar..
A yok canım İngilizce zaten okuyor çocuklar. Zaten sorun biz çocuklarımıza bu kadar yabancı dil okutuyoruz ama bunlara ne kadar öğretiyoruz İngilizce’yi? Dolayısıyla bu bir niyet meselesidir. Unutmayın ki Türkiye, Kürtçe türkü kasetlerinin satılamadığı bir ülkeydi.

‘Ekonomide reformlar korkmadan sürecek’

Dış politika ekonomi ve sosyal politikalar çerçevesinde Ak Parti kadroları Türkiye’yi 2023’e en ideale taşıyacak durumda mıdır?
Geçtiğimiz 10 yıllık süre, Türkiye’de iki alanda at başı giden reformlar Türkiye’nin önünü açtı: Ekonomi ve siyaset alanındaki reformlar. Zaten Türkiye’nin bunlardan birisini tehir ederek diğerini gerçekleştirme şansı yok. Ak Parti doğru bir tercihte bulunarak eş zamanlı yürüttü bu reformları. Ama önümüzdeki on yıl, 2013-2023 artık bu değişimlerin sistematik bir hale getirildiği, sistemi değiştiren ve kalıcı hale getiren bir büyük dönüşüm süreci olmalı. Yani ekonomide bu artık makro başarıları makro istikamette mikro başarılara çevirecek, Türkiye’de üretimi, istihdamı, ihracatı artıracak güçlü bir Türkiye ekonomisi.

‘Çözüm sürecine karşı çıkan kaybeder’

Çözüm sürecine ne oldu? Hükümetten ve Kürt tarafından karşılıklı açıklamalara bakacak olursak, durmuş gibi görünüyor.
Şurası bir gerçek ki, süreci halkımızın büyük çoğunluğu destekliyor. Çünkü millet çözümsüzlükten bıktı. En başta da Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki halkımız bıktı. Dolayısıyla çözüm sürecini sona erdirecek, baltalayacak olan her söz, eylem ve niyet halkımız tarafından görülüyor. Kim bu sürece karşı çıkarsa siyaseten kaybeder. 28 yıl boyunca 32 bin insanımız öldü. Bir canın karşılığı dünyadaki bütün servetlerle bile ödenemez. Fevkalade ağır bir insani sorunla karşı karşıyayız. Terörün ülkeye maliyeti üzerine çalışmalar yaptık. Bunu inşallah önümüzdeki günlerde bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşacağız.

Bir önceki yazımız olan Tenor Saks başlıklı makalemizde çetin altan, tenor saks ve tenor saksafon hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *