Nasuh Mahruki 17 Ağustos’u anlattı

Nasuh Mahruki “15 yılda en çok arama-kurtarmada geliştik” diyor: “99’da 60-70 bin enkaz için 220 kişiydik. Van depreminde 4800 kurtarmacı vardı. Bu konuda artık gayet donanımlı bir ülkeyiz”
Akut Başkanı Nasuh Mahruki 17 Ağustos depreminin simge isimlerinden biriydi. Mahruki’ye 15 senede arama kurtarma alanında nelerin değiştiğini sorduk. Mahruki bu alanda büyük ilerleme kaydettiğimizi ama çok geride kaldığımız başka şeyler olduğunu söylüyor.

15 yılda en çok yol katettiğimiz alan arama kurtarma alanı oldu. 17 Ağustos 1999’da 60-70 bin enkaz vardı. Türkiye’nin
o günkü enkaz arama ve kurtarma kapasitesi 220 kişiydi. En son yaşanan Van Depremi’ne 4 bin 800’ün üzerinde kurtarmacı, 1800’ün üzerinde sağlık personeli gitti. Bu gelişmeye AKUT öncülük etti. Şimdi yaklaşık 10 bin
arama kurtarmacı vardır.

“Viyadükler, köprüler güçlendirildi ama konutlar hâlâ problemli”

Afet mücadelesi; önlemler, hazırlık, müdahale ve iyileştirme olarak dört bölümden oluşur. Önlemler ve hazırlık safhaları toplumdaki her katmanı her türlü hazırlığı yapmış şekilde afete hazır hale getirmeyi içeriyor. 15 yılda ne yazık ki bu kısımda ilerleyemedik. Müdahale safhası; arama kurtarma ekiplerinin devreye girip hayat kurtarması sürecini içeriyor. Son safha da iyileştirme evresi; hayatı tekrar normale taşımak… Bu son safha çok maliyetli bir süreç. Afet başımıza gelmeden önce önlemler ve hazırlık aşamasında harcadığımız bir birim para, iyileştirme aşamasında harcayacağımız 36 birim paradan kurtarıyor bizi. Yani asıl
yapılması gerekenler önlemler ve hazırlık safhasındakiler. Ama Türkiye’de kentsel dönüşüm adı altında yapılan şey tamamen bir arazi rantı paylaşımı… İstanbul’a son yıllarda ne kadar yeni ve büyük bina yapıldığını düşünün. Ama yıkıcı bir depremde yıkılma riski bulunan binalar hâlâ duruyor yerinde.

“Herkesin oturduğu binanın depreme dayanıklı olup olmadığını bilmesi lazım”

Dış yardımlarla okullar, hastaneler, viyadükler, köprüler, tüneller gibi stratejik olarak ayakta kalması gereken yerlerin önemli bir kısmı güçlendirildi. Ama konutlarda hâlâ önemli problemimiz var. Büyükşehir Belediyesi’nin yabancılarla yaptığı çalışmalarda olası bir depremde
50 bin binanın yıkılacağından söz ediliyor.
O zaman bu 50 bin binanın şu an boşaltılması lazım ama yıllardır hiçbir şey yapılmıyor.

AKUT’la iki kere Türkiye’nin tamamını dolaştık ve bireysel olarak neler yapılabileceğine dair eğitimler verdik; evdeki eşyaların sabitlenmesi, bir deprem planı yapılması… Bu eğitimlerin sürekli tekrar edilmesi gerekir ki davranış değişikliğine
yol açsın, reflekse dönüşsün. Bir de bu eğitimleri sadece AKUT’un ya da STK’ların yapması da yetmez, eğitim kurumlarının bu eğitim kampanyalarını sürdürmesi gerekir.

Depremde oluşan yapısal hasarlar konusunda yapacak fazla bir şey yok. Bu tür binaların boşaltılması veya güçlendirilmesi lazım. Bunun uzmanları, şirketleri var. Biraz maliyetli bir şey bu ama herkes oturduğu binanın depreme dayanıklı olup olmadığını bilmeli.

“Yat-kapan-tutun yöntemi uygulanmalı”

Depremde evdeki eşyalar sağa sola fırlıyor. O süreçte zarar görmemek için evdeki eşyaların sabitlenmesi gerek.
Bir de yat-kapan-tutun yöntemini bilmek gerekiyor. Herkes bir deprem planı yapmalı. Depremin geçmesini nerede bekleyeceksiniz, bittikten sonra nereye gideceksiniz, nasıl gideceksiniz gibi şeyler önceden belirlenmeli. Bir acil durum çantası hazırlamalı; içine önemli evraklar, para, ilaç, belki bir şişe su, biraz yiyecek, pilli radyo, düdük gibi şeyler koymak gerekli.

“Enkazda kaldıysanız sinyalimizi bekleyin, yardım mutlaka gelecektir”

Enkazda kalan kişinin bilmesi gereken şu; Türkiye artık arama kurtarma konusunda gayet donanımlı bir ülke. Yardım kendisine mutlaka ulaşacaktır. Bu inancını kaybetmemeli, sabırla beklemeli. Dışarıda kurtarma ekiplerinin araçlarının gürültüsü olacağından bağırmak mantıklı değil. Kurtarmacılar ellerindeki demiri betona üç kere vurarak bir sinyal yollarlar. Aşağıdaki kişi refleks olarak aynı şekilde cevap verir. Bu sinyali bekleyin, o sinyali aldıktan sonra ses çıkarın. Uzun süre orada aç ve susuz kalabileceğinizi hesap ederek enerjinizi verimli kullanın ve yaşam inancını asla kaybetmeyin. Daha detaylı bilgi ve eğitim almak isteyenler AKUT’a başvurabilirler.

“İlk günlerde yöneticiler afet bölgesine gitmemeli”

Afet durumunda iletişim ve ulaşım araçlarına en çok kurtarmacıların ihtiyacı olacağı düşünülmeli. Arama kurtarma faaliyetlerine katılıp yardım edebilecek olanlar afet öncesi AKUT ve onun gibi ekiplerle irtibata geçmeliler. Afet durumunda hiçbir kurtarma ekibi tanımadığı birini yanına almaz. 17 Ağustos’ta bunu yapmak zorunda kaldık ama bu artık böyle olmaz. Bir de şu var; afet durumunda yöneticilerin bütün o protokolleriyle bölgeye gitmesi arama kurtarma çalışmalarını aksatıyor. İlk günlerde kesinlikle gitmemeleri lazım.

Bir önceki yazımız olan Cem Yılmaz sevgilisiyle Cennet Koyu'nda başlıklı makalemizde cem yılmaz, cem yılmaz sevgilisi ve cem yılmaz sevgilisi 2014 hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *