Mütevazi bir aile işletmesi – Vedat Milör

29 August 2013 Thursday, 00:47

Bir dahaki sefere özellikle kahvaltı için gitmek isteyeceğim, kusurları ve sevaplarıyla olduğu gibi kabul edilmesi gereken bir köy lokantası Deniz Restaurant

Sokkan küçük bir balık. Zeytinyağında tava edileni iyi. Deniz börülcesi zeytinyağı, sarımsak ve limonla ayrı bir lezzet.

Selimiye’ye yakın, Turgut köyünde kendi halinde, sevimli ve mütevazı bir aile işletmesi Deniz Restaurant – Mehmet’in Yeri… Bu yöreler ülkemizin Akdeniz’de hâlâ en doğal kalmış bölgelerinden.
Ama daha ne kadar? Çok yakında Angel Residence ya da Angel’s Residence kurulmuş. İslami turizmin öncülerinden ve çok lüks olduğu söyleniyor. Kadınlarla, erkeklerin denize girdiği koylar ayrılmış. Devlet büyüklerimizin ve dostlarının sık sık burada tatillerini geçirdiği söyleniyor.
Angel Residence’ı oldukça yakından görüyorum, çünkü Mehmet’le buranın yakınındaki tarlada deniz börülcesi toplamaya geliyoruz. Tesisin önünde güvenlik var ama bizi rahat bırakıyorlar. İnşallah bu arsalara da bina dikilmez de böylesine lezzetli doğal deniz börülceleri bulmaya devam ederiz.

Keçi sütü tereyağlı ekmek tek başına öğle yemeği olabilir
Deniz börülcesi denizde değil, sahilde deniz kıyısında çıkıyor. Böylesine doğalını bulunca temizleyin, kaynatın, bol zeytinyağı, sarımsak ve limonla yiyin. Yanında rakıyla bu, 10/10 bir lezzet.
Mehmet’in zeytini de çok iyi. Terbiyeli.
Gerçek közde doğal patlıcan salatası da ağzınıza layık. Belki daha da özel ve İstanbul’da bulunmayanı, odun fırınında ve doğal ekşi mayadan bazlama ekmek. Üzerine de gerçek keçi sütü tereyağı sürün ve keyfinize bakın.
Mehmet bir de bu ekmeği ısıtıyor, üzerinde biraz sarımsak gezdiriyor, sonra da sıcak sıcak tereyağ. Hemen eriyor tabii tereyağ. Biraz da deniz tuzu ve kekik. Tek başına öğle yemeği olabilir. İtalya’nın en iyi
focacio’ları ayarında. Çoban salatayı da güzel yapıyorlar. Buraya kadar bence kusursuz. Kahvaltı için gelinse ve sadece bunları yeseniz, unutmazsınız bir daha o kahvaltıyı.

Balık değil kalamar tava
İşin balık kısmına gelince… Ne de olsa balıkçı bir kültür değiliz. İşin o kısmını Akdenizliler kadar başaramıyoruz.
Lagos yumurta geliyor önce. Çok pişmiş, kurumuş, yiyemiyorum. Bir kez daha deniyorlar. Bu sefer daha iyi ama dolapta çok kaldığından lezzetini kaybetmiş.
Turna balığını da iyi ızgara edememişler, kurumuş.
Yöresel bir balık geliyor önüme. Sokkan. Küçük bir balık. Yumurtası içinde. Zeytinyağında tava edileni iyi,
üzerine maydanoz ve limonlu zeytinyağı döküp yerseniz daha da lezzetli oluyor. Izgarasını ise üzerine ne dökerseniz dökün lezzetlendirmek mümkün değil. Balıklar, sokkan tava hariç tavsiye edilmez ama yerli
kalamar tavayı tavsiye ederim. Porsiyonu da bol. 20 TL’nin karşılığını alıyorsunuz.
Bir dahaki sefere özellikle kahvaltı için gitmek isteyeceğim deniz kenarında kusurları ve sevaplarıyla olduğu gibi kabul edilmesi gereken bir köy lokantası.

 

Bir önceki yazımız olan Bilişim çağı ve okul tartışması başlıklı makalemizde bilginin üretimi, Bilişim çağı ve okul tartışması ve düşünenlerin düşüncesi hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz