Mustafa Ceceli ve La­ra Fa­bi­an Al Gö­tür Be­ni­ için biraraya geldi

Mü­zi­kal bir uyum ya­ka­la­dık­la­rı­nı söy­le­yen La­ra Fa­bi­an ile Mus­ta­fa Ce­ce­li, ‘Al Gö­tür Be­ni­’ şar­kı­sı için bir ara­ya gel­di. İki­li, “Bir­lik­te pro­je­le­ri­miz de­vam ede­ce­k” di­yor.

‘Je T’­ai­me­’ şar­kı­sı ile dün­ya­da bü­yük bir hay­ran kit­le­si­ne ula­şan La­ra Fa­bi­an, Mus­ta­fa Ce­ce­li­’yi ‘E­s’ şar­kı­sıy­la keş­fet­ti­ği­ni söy­lü­yor. Bir­lik­te bir pro­je yap­ma fik­ri de Fa­bi­an’­dan gel­miş.
İki­li, söz­le­ri Se­zen Ak­su­’ya, dü­zen­le­me­si Mus­ta­fa Ce­ce­li­’ye ait olan ‘Al Gö­tür Be­ni-Ma­ke Me Yo­urs To­nigh­t’ şar­kı­sın­da dü­et ya­pı­yor. Bel­çi­ka­lı şar­kı­cı, “İ­ki­miz de mü­zik için ya­şı­yo­ru­z” di­yor.

Bir ara­ya gel­me­ni­zin    hi­ka­ye­siy­le baş­la­ya­lım…

Mus­ta­fa Ce­ce­li: Bu bu­luş­ma, La­ra Fa­bi­an’­ın be­nim ‘E­s’ şar­kı­mı din­le­me­si ve “Biz bu ses ren­giy­le uyu­şu­ru­z” de­me­si üze­ri­ne ger­çek­leş­ti. Ses ren­gi, tı­nı­sı ve tar­zı­mı­zın ben­zer­li­ği­nin bi­zi bir ara­ya ge­tir­di­ği­ni dü­şü­nü­yo­rum ama bu sa­de­ce iki se­sin bu­luş­ma­sı de­ğil; ay­nı za­man­da iki ru­hun, iki kül­tü­rün bu­luş­ma­sı… Al­tı­nı bi­raz deş­ti­ği­miz za­man gör­dük ki, ha­yat­ta pek çok şe­yi­miz or­tak. Bir ke­re ina­nıl­maz mü­te­va­zı bir in­san­la kar­şı­laş­tım; hiç 20 mil­yon kop­ya al­büm sat­mış bi­ri gi­bi de­ğil. Ha­li, tav­rı san­ki se­ne­ler­dir ta­nış­tı­ğım bir dos­tum­la kar­şı­laş­mış gi­bi­yim. O ka­dar sı­cak kan­lı, o ka­dar iç­ten ki… O yüz­den sa­nı­yo­rum bu bu­luş­ma, bir ruh uyu­mu ve on­la­rın ke­siş­me­si.
La­ra Fa­bi­an: Mus­ta­fa­’nın de­di­ği gi­bi, san­ki ön­ce­den ta­nı­şı­yor ve tek­rar bu­luş­mu­şuz gi­bi­yiz. Mus­ta­fa, çok te­miz bir in­san. Oyun oy­na­yan bi­ri de­ğil ve mü­zi­ği çok se­vi­yor. Mü­zik için ya­şı­yor. En bü­yük or­tak nok­ta­mız da bu, ge­ri­si hep ak­se­su­var…

Aşk şar­kı­la­rı­nı yo­rum­la­ma­nız da or­tak nok­ta­la­rı­nız­dan bi­ri…

M.C.: Doğ­ru. ‘Al Gö­tür Be­ni­’ şar­kı­sı da ev­ren­sel bir aş­kın tem­si­li gi­bi ol­du. Çün­kü için­de sa­de­ce sa­mi­mi­yet ve saf­lık var. Ay­rı­ca La­ra Fa­bi­an bi­li­yor­su­nuz ‘Je T’­ai­me­’ şar­kı­sıy­la çok po­pü­ler ve bu şar­kı pek çok dü­ğü­nün dans şar­kı­sı. ‘Has­ta­lık­ta Sağ­lık­ta­’, ‘Sev­gi­li­m’ gi­bi şar­kı­la­rım da dü­ğün­le­rin dans şar­kı­la­rı ara­sın­da. Sev­gi­yi tem­sil eden iki in­sa­nın bir ara­ya gel­di­ği­ne ina­nı­yo­rum.

MUS­TA­FA­’NIN TE­MEL­LE­Rİ SAĞ­LAM

Fark­lı dil­ler­de şar­kı söy­le­mek ne his­set­ti­ri­yor?

L.F.: İn­sa­na ye­ni ufuk­lar açı­yor ben­ce…
M.C.: Çok de­ği­şik bir duy­gu. Ben öm­rüm­de ilk de­fa İn­gi­liz­ce şar­kı söy­le­dim. La­ra Fa­bi­an söy­le­di, pe­şin­den ben stüd­yo­ya gir­dim.
O ka­dar ku­sur­suz bir ka­yıt yap­tı ki, ben na­sıl söy­le­ye­ce­ğim de­dim… Fa­kat be­ni hep ce­sa­ret­len­dir­di. “Çok gü­zel söy­lü­yor­sun, ya­pa­bi­lir-      ­si­n” de­di. 5-6 de­fa stüd­yo­ya gi­rip, son ana ka­dar be­ğen­me­di­ğim yer­le­ri dü­zelt­tim.
L.F.: Mus­ta­fa, kla­sik ve mo­der­ni bir ara­ya ge­ti­ri­yor ve mü­zik­te çok sağ­lam te­mel­le­ri var. Onun­la ça­lış­mak çok ke­yif­li ve ko­lay ol­du.
M.C.:  Şar­kı­nın aran­ja­ma­nı­nı da ben yap­tı­ğım için eks­tra bir so­rum­lu­luk var­dı üze­rim­de. Bi­zim tı­nı­la­rı­mız­dan; udu, ka­nu­nu kul­lan­dım. Sa­de­ce Tür­ki­ye­’de de­ğil, dün­ya­da da çı­kan bir pro­je ol­du­ğu için, mü­zi­ği­mi­zi gös­ter­me­miz için çok iyi bir fır­sat ola­cak di­ye dü­şün­düm.

Siz Türk ez­gi­le­rin­den et­ki­le­ni­yor mu­su­nuz?

L.F.: Ke­sin­lik­le… Ve ben­ce sa­de­ce be­ni de­ğil, dün­ya­da­ki bir­çok in­sa­nı et­ki­li­yor. Türk ez­gi­le­ri­nin si­hir­li, bü­yü­lü bir ha­va­sı var.

Şar­kı­nın yurt dı­şın­da il­gi gö­re­ce­ği­ne ina­nı­yor mu­su­nuz?

M.C.: Ben çok ba­şa­rı­lı ola­ca­ğı­nı dü­şü­nü­yo­rum. Şim­di­den Fran­sa, Bel­çi­ka, Al­man­ya ve Mek­si­ka­’da gös­te­ri­li­yor. Sı­nır­la­rı­mı­zı aşa­cak bir ba­şa­rı­sı ola­ca­ğı­n­dan emi­nim.
Bu pro­je­nin be­ni de mü­zi­kal ola­rak çok da­ha yu­ka­rı ta­şı­ya­ca­ğı­na ina­nı­yo­rum.

Bu iki­li­nin baş­ka sür­priz­le­ri ola­cak mı?

M.C.: Biz şim­di­den baş­la­dık ye­ni pro­je­lere… La­ra Fa­bi­an’­ın ulus­la­ra­ra­sı plat­form­da çı­ka­cak İtal­yan­ca al­bü­mün­de bir şar­kı­nın araj­ma­nı­nı ya­pa­ca­ğım. Mü­zi­kal bir uyum ya­kan­la­mış­ken, da­ha faz­la şar­kı gün­de­me ge­le­cek di­ye dü­şü­nü­yo­rum.
L.F.: Evet, bir şar­kı         bes­te­le­dim ve ba­na yap­ma­sı­nı     is­te­ye­ce­ğim…

SE­ZEN AK­SU MiS­TiK BiR SA­NAT­ÇI

Se­zen Ak­su pro­je­ye na­sıl da­hil ol­du?

M.C.: Şar­kı­nın hem İn­gi­liz­ce hem de Türk­çe ver­si­yo­nu ola­cak­tı… Ön­ce İn­gi­liz­ce ver­si­yo­nu gel­di bi­ze. Bu ka­dar önem­li bir pro­je­de, bir dün­ya sta­rıy­la bir ara­ya ge­li­yor­sak, bu şar­kı­nın Türk­çe söz­le­ri­ni Se­zen Ak­su yaz­ma­lı de­dim. Se­zen Ha­nı­m’­la du­ru­mu pay­laş­tım ve ba­na so­rar­sa­nız son za­man­lar­da yaz­dı­ğı en gü­zel söz­ler­den bi­ri­ni yaz­dı.
L.F.: Se­zen Ak­su di­va­la­rın ara­sın­da bir di­va… Çok mis­tik bir sa­nat­çı…

PAT­LI­CAN VE TU­LUM­BA FA­VO­RiM

Bu İs­tan­bu­l’­a ikin­ci ge­li­şi­niz. Şe­hir hak­kın­da ne dü­şü­nü­yor­su­nuz?

L.F.: Bo­ğa­z’­ı çok se­vi­yo­rum. Ta­ri­he çok il­gi du­yu­yo­rum, bir baş­ka ge­li­şim­de ta­ri­hi me­kan­la­rı gez­mek is­ti­yo­rum. Ye­mek yap­ma­yı ve ye­me­yi çok se­vi­yo­rum. Türk lez­zet­le­rin­den de pat­lı­can ve tu­lum­ba fa­vo­rim. Ay­rı­ca bu kış Tür­ki­ye­’de kon­ser ver­mek is­ti­yo­rum. Bu­nun­la il­gi­li ça­lış­ma­la­rım de­vam edi­yor.

SENEM AYDIN

Bir önceki yazımız olan Aylin Nazlıaka ile samimi röportaj başlıklı makalemizde Aylin Nazlıaka, Aylin Nazlıaka röportaj ve röportaj hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *