Muhteşem Çöküş

01 September 2013 Sunday, 18:14

Prof. Dr. Tamer Timur son çalışması olan “Felsefe,Toplum Bilimleri ve Tarihçi” adlı kitabında Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminden Kanuni Sultan Süleyman zamanına gelinceye kadarki akış içinde bilime önem veren gerçek araştırıcıların varlığından söz eder. Fakat sonradan “boş kafalı insanlar”ın bunlara tavır koyarak salt taklit ile yetindiklerini ekler. Tabloyu dönemin seçkin bilim adamlarından Katip Çelebi şöyle değerlendirir: “Osmanlı ülkesinde ilim pazarına kesat gelip felsefe ve benzeri dersleri okutacak olanların kökü kurumaya yüz tuttu.” (68)

Aklın Anadolu’yu terki
Kanuni Sultan Süleyman döneminde sıkıntılı günlerin, kargaşanın egemen olmaya başlaması karşısında üst düzey bürokratlarını toplayan padişah görüş almak gereğini duyar. Olumsuzlukların nedenini o dönemdeki üniversite boyutunda eğitim veren medreselere bağlayan bürokratlar padişaha tıp, coğrafya, felsefe ve matematik gibi akılcı bilimlerin öğretildiği medreselerin ders programlarında değişiklik yapılmasının yahut kapatılmasının doğru olacağını belirtirler.
Bu kararla Osmanlı’nın o döneme kadar seçkin içerik taşıyan kültür kurumlarından biri olan medreseler karanlığın içine itilir. Doğal olarak cehaletin egemen olduğu bir toplum oluşmaya başlar. Katip Çelebi, Evliya Çelebi gibi dönemin seçkin değerleri medrese dışında kalıp karanlıktan uzaklaşırlar. Üretemeyen cahil toplumların yoğun olacağı noktada bozulmanın baş gösterdiği görülür. Bu nedenle TV ekranlarında da dizi şeklinde sunulan “Muhteşem Yüzyıl” tanımlaması bazı gerçekleri yansıtmaktan bir hayli uzaktır, tıpkı kadı Ebusuud efendinin çarpıtılarak sunulması gibi.. Diziye “muhteşem çöküş” isminin verilmesi daha doğru bir yaklaşımdır, zira bu dönem akıl unsurunun Anadolu topraklarını terk etmeye başladığının işaretini taşır.

Derebeylik sistemi gelişir
“Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi” adlı kitapta Osmanlı’ya ayrılmış bir bölüm olmamakla beraber “Osmanlı İslam Dünyası: Katip Çelebi, İlahiyat ve Tarih” başlığı altında önemli saptamalara yer verilmiştir. Bu noktada Osmanlı’da geri kalma ve çöküşün temellerinin 16. yüzyıl olduğu sonucuna varılır. Bu yüzyılda Rönesans’ın doğduğu coğrafyada “kapitalist üretim ilişkileri feodalizmi tasfiye ederken yeni sistem kendi aydınlarını da yaratıyordu. (s.43) Prof. Timur “Osmanlı toplumu da bu gelişmelerin dışında kalamazdı” diyor ve ekliyor: Bu süreç içinde ön-feodalite özellikleri taşıyan Osmanlı tımar sistemi bozuluyor, “Anadolu ve Balkanlar’da bir çeşit ‘hanedan aileleri’ görünümü altında derebeylik sistemi gelişiyordu. (s.69)

Tarikatlar güçlenmeye başlar
Yukarıda belirtildiği gibi Rönesans’ın beşiğinde feodalizmin tasfiye edilmesi sonucunda yaratılan yeni aydın tipi, Osmanlı’da tam tersine bir tabloda göze çarpmaya başlar. Üst yapı çerçevesindeki eğitim ve kültür kurumlarında başlayan bozulmayı Timur’un kaleminden dinleyelim: “Bu ilim mesleğinin memurları nadiren ilmi nedenlerle ve nadiren mesleklerinin ilmi yönü için birlikte hareket ediyorlardı. Medreselerin siyasallaşması ve ‘umur-u devlet’in bir aktörü haline gelmesi, ruhaniyet alanının bunların dışındaki tekke ve tarikatlara kaymasına, daha doğrusu mevcut tarikatların güçlenmesine yol açtı.”(s.69)
Mevcut tablonun dramatik yüzünü yansıtanlardan Katip Çelebi “boş kafalı” insanların bilim adamlarına karşı tavır takındıklarını belirtir ve felsefe ile ilgili bütün derslerin programlardan ve kitaplardan çıkarıldığını ekler.
Atatürk döneminde sinen tarikat çalışmaları ondan sonra ortaya çıkıp yaşama ve siyasal ortama egemen olmaya başlamıştır. Günümüzde tarikat şeyhlerine “dergah” açmaya çalışan valiler vardır. Osmanlı’yı geri bıraktırıp çökerten tablolar tek tek ortaya çıkarılıp uygulanıyor.
Timur’un kitabı sadece tarihçiler ve felsefeciler için değil, herkes için bir ansiklopedi niteliğinde değerlenecek saygın bir eser olarak değer bulmalıdır…
(Taner Timur. Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi. Yordam Kitap. 430 s.)

Abdullah Tekin

Bir önceki yazımız olan İstanbullu olmaktan utandım başlıklı makalemizde ASALA, atatürk ve İstanbul hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz