Morissey hakkında birçok şey

The Smiths ile ortalığı kasıp kavuran Morrissey, 2012’deki yılki Caz Festivali’nin ağır toplarındandı. ‘Mozza’, solo kariyerinin hit’lerini Açıkhava Sahnesi’nde söylemişti.

2012 yılında Türkiye’ye gelen Morissey, hakkında birçok bilgiyi bu yazıdan öğrenebilirsiniz…

Geçen ayki Madonna konseri, basını ve müzikseverleri epeyce meşgul etti. Belirli bir konuda uzmanlaşma fakiri köşe yazarlarımız, her konuda olduğu gibi Madonna konusundaki ‘uzmanlıkları’nı da konuşturup sayısız hoş ve boş yazı kaleme aldı.

Bu ay da bir o kadar, hatta belli bir kesim için çok daha önemli bir konser söz konusu. Çağımızın en önemli ozan/şarkıcılarından (Steven Patrick) Morrissey, İstanbul’daki ikinci konserini altı yıl sonra 19. İstanbul Caz Festivali kapsamında Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde verecek.

19 Temmuz’da festivalin kapanışını yapacak olan Morrissey’in performansının, ayın, hatta yılın en önemli konserlerinden biri olduğunu söylemeye gerek yok. Bu konser sonrasında da Morrissey’i yıllardır dinliyormuşçasına ahkam kesecek köşe yazarları mutlaka çıkacaktır, ancak bunu hiç yapmamaları, herkesin hayrına olur!

Yazıya Madonna ile girince “Ne alaka?” demiş olabilirsiniz. Alaka, Morrissey’in Madonna’yı her fırsatta ‘yapaylık’ ve ‘boş kafalılık’la suçlaması. Madonna’yla isminin baş harfi dışında hiçbir ortak yanı bulunmayan Morrissey’in şarkıcı için ettiği bir sözü de ekleyelim. Kürk düşkünü ünlülerden biri olan Madonna’nın evlat edindiği oğlu David Banda’yı ‘aksesuvar’ gibi taşıdığını söyleyen Morrissey, “Madonna bu çocuğu palto yapıp giyseydi hiç şaşırmazdım. Onu on beş dakika sonra çıkarıp atardı,” diye dalga geçmişti şarkıcıyla.

Morissey kimdir?

The Smiths’den ‘Mozza’ya

‘80’lerin o yapay ışıltısı içinde pıtırak gibi çıkan müzik gruplarından iz bırakanlar oldukça az. Duran Duran, Spandau Ballet, A-ha gibi birkaç isim dışında çoğu hatırlanmıyor bile. Ancak o dönem ana akım popla zaten işi olmayan ve bağımsız poprock gruplarına önderlik eden bir grup var ki hâlâ sevilerek dinleniyor: Morrissey’in kurduğu The Smiths.

Ortalık çiçek böcek şarkılarla dolup taşarken gerçeklik ve ironi yüklü şarkılarıyla binlerce hayran edinen The Smiths, parçalarında Thatcher dönemi İngilteresi’ndeki hayat özelinde evrensel sorunları tüm çıplaklığıyla yansıttı.

O zamanlar konserlerindeki atmosferle bile fark yaratan grup, albüm kapaklarında B sınıfı film ve dizilerde oynamış oyuncuların fotoğraflarını kullandı. Bunlar arasındaki belki de tek ünlü oyuncu, “The Queen Is Dead”in kapağındaki ‘ölü’ Alain Delon idi. Grubun genç ve bir o kadar karizmatik lideri Steven Patrick Morrissey ise kot pantolonunun arka cebine sokuşturduğu glayöllerle çağımızda nahifliğin kaybına gönderme yapar gibiydi.

The Smiths, ne yazık ki yalnızca beş yıl müzik yapabildi ve ardlarında “How Soon Is Now”, “Big Mouth Strikes Again” ve “There Is A Light That Never Goes Out” gibi unutulmaz şarkılar bıraktılar. O dönem The Smiths hayranı olan gençlerden bazıları, yıllar sonra Suede, Pulp, Blur, Oasis gibi gruplar kurdu. Dolayısıyla The Smiths ve Morrissey’in Brit-pop’un doğumundaki etkisi büyüktür.

Çok sevilen bir grup dağılıp da grup elemanları solo albümlere yönelince, sonuç genelde hüsran olur ve grup iki kuruş daha kazanabilmek adına yeniden bir araya gelmek zorunda kalır. Morrissey ise The Smiths’den ayrıldıktan sonra sağlam bir solo kariyer edindi. Keza gitarist Johnny Marr da öyle. Grubun hayranları bile tek başına neler yapabileceğinden şüpheliyken, Morrissey, basmakalıp sözlerden kaçınıp insan olmanın hallerini ustaca gözlemlerle çözümlediği şarkı sözlerine imza attı. Böylece, İngiliz popunun temel taşlarından biri olmayı başardı. Yazının başında onun için ‘ozan’ tabirini kullandık çünkü şarkıları müzikten bağımsız da okunabilecek derinlikli şiirler aynı zamanda.

İlk solo albümü “Viva Hate”teki “Every Day Is Like Sunday” (“Hiçbir günün Pazar’dan farkı yok / Her gün sessiz ve gri”) ve “Suedehead” ile büyük başarı kazanan Morrissey, sonrasında sekiz solo albüm daha yayınladı ve hiçbirinde alışılmış kalitesinin altına düşmedi. The Smiths döneminden kalma karamsarlık ve ironi, şarkılarının vazgeçilmez öğesi oldu hep. Zaman zaman The Smiths’in yeniden bir araya geleceğine dair söylentiler çıksa da Morrissey, bunları her seferinde yalanladı.

Antipopüler arkıcı

Morrissey, bildiğiniz ‘ünlü’ imgesiyle hiç ilgisi olmayan, hatta bundan özellikle uzak durmaya çalışan bir müzisyen. Medyanın da plak şirketlerinin de ona mesafeli durduğunu düşünüyor. Düşüncelerini böylesine açık ifade eden biri için de bu durum normal sayılır: “Sözleri iyi yazılmış bir pop şarkısı duymak çok zor. Her şeyi dinliyorum ama çoğu attırık. Müzik basınında çalışanlar, sürekli kanka oldukları müzisyenleri göklere çıkarıyorlar. Müzik piyasası, gitgide aptallığa ve anlamsızlığa teslim oluyor. Sistem, tamamen ödüllendirilmeye dayalı hale geldi. Ödüllendirilenler ise müziğe düşünce bazında hiçbir katkısı olmayanlar.” Bugün 53 yaşında olan ve yaşlanmayı, aynı süreçten geçen herkes gibi sinir bozucu bulduğunu söyleyen Morrissey “Hâlâ konser verdiğime kendim bile inanamıyorum,” diyor. Aslında 55 yaşına geldiğinde canlı performansları sona erer diye düşünüyormuş. Eh, geriye iki yıl kaldı demek ki. Şarkıcı ise “O zamana kadar Suriye hükümeti hepimizi ortadan kaldırmış olur zaten,” diyerek dalga geçiyor durumla.

Çevre sorunları ve hayvan hakları konusundaki aktivistliğiyle de tanınan Morrissey, bu yorumdan anlaşılabileceği gibi dünyadaki sıcak olayları yakından takip ediyor. Yakın zamanda verdiği bir söyleşide “Herkes gibi ben de Suriye’deki durum ve Birleşmiş Milletler’in ne kadar işe yaramaz bir kurum olduğu konusuna kafa yoruyorum,” diyor ve ekliyor: “BM’nin ülkeleri birleştirdiği falan yok.

Suriye’deki Esad ile İngiltere’deki kraliyet ailesinin birbirlerinden bir farkları yok aslında.

Onlar da dünyadaki tüm yönetimler gibi diktatörlükten ibaretler. Ortadoğu’da görüldüğü üzere, meşruiyetleri sorgulandığı anda tankların namlularını halklarına çevirmekten kaçınmıyorlar.”

Otobiyografisi de yolda

19 Temmuz’daki konseri heyecanla bekleyen Morrissey hayranlarına bir iyi haberimiz daha var. Müzisyenin otobiyografisi, bu yılın Aralık ayında çıkacak. Billboard dergisine verdiği demeçte otobiyografisinin “Moby Dick kadar uzun,” olduğunu söyledi Morrissey. Öte yandan hâlâ her şeyi bitmiş olan albümünü yayınlayacak bir plak şirketi arayışında. Öyle ki kitap çıktığında albüm hâlâ çıkmamış bile olabilir! Sıkı bir vejetaryen olan şarkıcının 2006 Haziranı’ndaki ilk İstanbul konseri, etraftaki tezgâhlardan yükselen pişmiş et kokuları arasında başlamıştı ne yazık ki.

Umarız bu seferki organizasyonda yine aynı durum yaşanmaz. (Gerçi yakın zamanda verdiği bir başka konserde gelenlerin çantaları aranmış ve konsere kesinlikle et ürünü sokulmamış.) İstanbul konseri ayrıca, Morrissey’in Zeki Müren’e saygılarını sunmasıyla başlamıştı. Bakalım Mozza, sahneye yine bir sürprizle çıkacak mı? Şarkıcıyı sahnede ilk kez izleyecek olanlar, son derece zarif, bir o kadar da güçlü bir performansa hazır olsunlar.

“I Will See You in Far-Off Places” (“ABD bombalamazsa eğer, seni güvenli bir yerlerde göreceğim,”) ve “Let Me Kiss You” (“Seni öpmeme izin ver, gözlerini kapa ve hayran olduğun birini düşün,”) gibi iki ‘yakıcı’ şarkı bile yeter bu konsere gitmek için.

ASLI ONAT – Milliyet Sanat – 2012

Bir önceki yazımız olan BMW 218i özellikleri ve fiyatı başlıklı makalemizde 218i Active Tourer, BMW 218i ve BMW 218i fiyatı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *