Mısır’daki ölümler Obama’yı harekete geçirdi

15 August 2013 Thursday, 11:33
ABD Başkanı Barrack Obama - 2013

ABD Başkanı Barrack Obama – 2013


Mısır’da askerin Muhammed Mursi’yi devirmesin ardından devam eden şiddet olaylarında iki gün içinde en az 525 kişinin ölmesi Amerikan yönetimini sonunda harekete geçirdi.

Şimdiye kadar gelişmelere sessiz kaldığı gerekçesiyle eleştirilen ABD Başkanı Barack Obama, şiddet olaylarını kınayarak “Sokaklarda siviller öldürülürken ve haklar sınırlanırken Mısır’la geleneksel işbirliğimiz eskisi gibi devam edemez” dedi.
Obama, Mısır’la 1981’den beri iki yılda bir düzenlenen ve önümüzdeki ay tekrarlanması planlanan askeri tatbikatı da iptal ettiklerini açıkladı. Obama ayrıca olağanüstü hal durumunun kaldırılması gerektiğini, güvenliğin bireysel haklardan daha önemli olduğu varsayımının kabul edilemez olduğunu söyledi.
Yardımı kesmedi
Ancak ABD Başkanı’nın konuşması herkesi tatmin etmedi. Obama, ABD’nin Mısır’a yaptığı 1.3 milyar dolarlık yardımı kesip kesmeyeceklerine dair bir şey söylemedi. Ancak “Ulusal güvenlik ekibimden gelişmelere başka nasıl tepki vermemizi gerektiğini incelemesini istedim” sözleri bir sonraki adımın yardımın kesilmesi olabileceğine işaret etti. ABD’nin Mısır’daki gelişmeleri darbe olarak nitelendirmemesi bu yardımı kesme konusundaki isteksizliğine bağlanıyordu. ABD’nin İsrail’den sonra en yüklü yardımı yaptığı ülke olan Mısır, bölgede Washington’ın çıkarlarını koruma açısından kilit önemde görülüyor. Obama, dünkü konuşmasında da askerin Mürsi’yi devirmesini darbe olarak nitelememeye özen gösterdi.
ABD Başkanı Obama, tatilini yarım keserek yaptığı açıklamada “Mısır halkı iki yıl önce sokaklara döküldüğünde hepimize ilham verdi. Ama o zaman değişimin hızlı ya da kolay olmayacağını söylemiştik” dedi. ABD’nin en başından itibaren kendisi şiddetten uzak, insan haklarına saygı duyan, ekonomik ve politik reformlar yapan bir Mısır’dan yana pozisyonlandırdığını söyleyen Obama, bu nedenle son gelişmelerden çok rahatsız olduklarını kaydetti. Mısır’da durumun ne kadar komplike olduğunun farkında olduklarını söyleyen ABD Başkanı, Mürsi’nin seçimle iktidara gelmesine rağmen demokratik sürece saygı göstermediğini hatırlattı.
Obama “Politik farklılıkları çözmenin yolunun güç olmadığını düşünmekle birlikte, ordunun birkaç hafta önce yaptığı müdahalenin ardından demokratik bir yol izlemek için hala imkan vardı. Bunu yerine daha tehlikeli bir yol seçildiğini gördük” dedi.
‘Kimseyi tutmuyoruz’
ABD Başkanı Obama, geçisi hükümet ve askeri güvenlik güçleri tarafından işlenen şiddet olaylarının kabul edilmez olduğunu, ABD’nin bunu kınadığını söyledi. İnsan hakları ve insan onurunun korunması gerektiğini hatırlatan Obama, azınlıkların ve kadınların haklarına özellikle dikkat çekti.
Obama, ölenlerin ailelerine de başsağlığı diledi. Obama konuşmasının sonunda Amerikalı yetkililerin sık sık dile getirdiği sözleri yineleyerek ”Mısır’da gelişmelerden Amerika’yı sorumlu tutmanın davetkar olduğunun farkındayım. Ancak biz hiçbir grubun ya da politik figürün yanında değiliz” dedi. Mısır’ın hak ettiği geleceği ancak Mısırlıların kurabileceğini söyleyen Obama, bu süreçte Mısır halkının yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti.

Daha önce askeri övmüşlerdi
Mısır’da ordunun 3 Temmuz’da Muhammed Mürsi’yi devirmesinin ardından Obama gelişmeleri “darbe” olarak nitelememiş, yalnızca “derin endişe duyduklarını” söylemişti. Obama, Mısır’da istikrar için laik, dindar, sivil ve askeri tüm tarafların sürece dahil olması gerektiğini ifade ederek askerden tüm Mısırlıların haklarını korumasını istemişti. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ise, “Ülkenin kaos ve şiddete teslim olmasından korkan milyonlarca insan askerden müdahale etmesini istedi. Ve bizim anladığımız kadarıyla ordu yönetime el koymadı. Ülkeyi sivil bir hükmet yönetiyor. Aslında demokrasiyi geri getiriyorlar” demişti.

‘Arabuluculukta en uygun ülke Türkiye’
Financial Times: Mısır’da çarpışan tarafları müzakere masasına getirme çabaları başarısızlıkla sonuçlandı. ABD ve AB’nin çabaları da kan dökülmesini önleyemedi. Şiddet duruncaya ve taraflar masaya oturmaya razı oluncaya kadar bu yapılabilir. Mursi’nin serbest bırakılması da masada olmalı. Ama Müslüman Kardeşler’e de baskı uygulanmalı. Mısırlı İslamcılar nezdinde girişimde bulunabilecek en uygun ülke Türkiye ya da Katar’dır. Erdoğan daha önce darbeyi kınamıştı. Fakat bu, Erdoğan’ın arabuluculuktan dışlanması için bir neden olmamalı.
Guardian (Ian Black): İki taraf için de kaçınılmaz bir şekilde çıkarılacak ders, Mısır’ın problemlerini çözmek için zalimce bir güce değil karşılıklı politik anlaşmaya ihtiyacı olduğudur.

Wall Street Journal: Mısır protestolara ölümcül bir son verdi.

Kommersant: Polis, İslamcıları meydanlardan çıkarttıktan sonra Mısır’da gösteri ve miting yapmayı yasakladı. Artık ülkede her türlü miting ve gösteri yasadışı sayılıyor.

Foreign Policy: (Ortadoğu uzmanı Marc Lynch): Artık yeter. Washington’ın Mısır’ın ipinin kesmesinin zamanı geldi. Mısır’ın sokaklarında kan varken ve olağanüstü hal geri getirilmişken Washington’ın artık varsaymayı bırakması lazım. Mısır ordusuyla iletişim kanallarını açık tutuma, krize sessizce arabuluculuk yapma ve yeni bir demokratik sürecin zeminini hazırlama yolunda çabaları tamamen başarısız oldu. Mısır’ın yeni askeri rejimi sahip olduğu büyük halk desteğiyle “Bizi rahat bırakın” diyor. Bu sefer Washington onlara bütün istediklerini vermeli. Obama yönetimi bütün yardımı askıya almalı, Kahire büyükelçiliği kapatılmalı ve askeri rejime meşru hükümet muamelesi yapmaktan vazgeçmeli.

WASHINGTON POST: ‘Obama yönetimi Mısır’da suç ortağı’
The Washington Post’un başyazısında, “Mısır’daki 3 Temmuz darbesi öncesinde Obama yönetiminin, ordunun seçilmiş bir hükümeti görevden uzaklaştırmada “belirleyici rol” oynadığı herhangi bir ülkeye yardımların kesilmesini gerektiren ABD yasasına işaret ederek, Mısır ordusunu Muhammed Mursi iktidarını devirmemesi yönünde özel olarak uyardığı” belirtilerek özetle şöyle denildi:
“Buna rağmen generaller ABD’nin uyarılarını görmezden geldiğinde, Beyaz Saray yasayı hiçe saymayı seçti. Uzayan ve utanç verici bir gecikmeden sonra, ABD Dışişleri Bakanlığı bir darbenin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair bir karar vermemeyi seçtiğini duyurdu ve Dışişleri Bakanı John Kerry, Mısır ordusunun ‘demokrasiyi yeniden inşa etmekte olduğunu’ ilan etti. Bu kararlar yüzünden Obama yönetimi, Kahire’deki iki meydanda kamp kuran on binlerce protestocuya karşı fiili (de facto) rejim tarafından girişilen yeni ve korkunç kanlı baskında suç ortağı.
‘Kendi kendini baltalıyor’
Obama yönetimi daha önce orduyu göstericilere karşı güç kullanmama ve Mursi ile diğer siyasi tutukluları salıvermeye çağırması gibi, son baskına da beklendiği gibi tepki gösterdi. Ordunun bu çağrılara aldırış etmemesi mantıklı ve öngörülebilirdi. Washington zaten uyarılarının inandırıcı olmadığını göstermişti. Gerçekten de, polis hala Kahire caddelerinde silahsız sivillere ateş açarken, bir Beyaz Saray sözcüsü gazetecilere, ABD yönetiminin, (Mısır’da) darbe olup olmadığına dair bir yargıda bulunmama kararını yineliyordu. İnsan haklarının büyük çapta ihlaline karşı katı bir duruş sergilemeyi reddetmesi, ABD açısından kendi kendini baltalayıcı olduğu kadar vicdansızca da. ABD’nin Mısır ordusuna devam eden desteği, ülkenin, yeniden inşa edilmiş bir demokrasi yerine, yeni bir diktatörlüğe sürüklenmesine katkı sağlıyor. Darbe lideri General Abdulfettah es-Sisi, kendisini giderek artan şekilde, Cemal Abdülnasır gibi eski diktatörler tarzında bir ulusal kurtarıcı olarak biçimlendiriyor. Dış güçler de olayların trajik akışını artık değiştiremeyebilir. Ancak ABD, 40 yıldır yakın müttefiki olan bir ülkeyi etkileme yolunda biraz şansa sahip olmayı diliyorsa, orduya karşı politikasını derhal değiştirmelidir.”

INDEPENDENT: ‘Ülkenin ulusal birliği bozuldu’
İngiliz Independent gazetesinin deneyimli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, Mısır’da yaşananların ülkede iyileşmesi yıllar alacak bölünme yarattığını yazdı. “Kahire katliamı: Bugünden sonra herhangi bir Müslüman seçim sandığına yeniden güvenebilir mi?” başlıklı yazısında Fisk, Mısır’da yaşananların trajik bir dönüm noktası olduğunu ve ülkenin yaralarını sarmasının yıllar alacağını belirtti. Mısır’ın ulusal birliğinin, Müslüman Kardeşler’i bastırmaya yönelik yapılan katliam sonucu bozulduğunu vurgulayan Fisk, “Milyonlarca Mısırlı için demokrasi yolunun yıkıldığını ve dinine dayalı bir devlet isteyen bir Müslümanın bir daha seçim sandığına güvenmeyeceğini” kaydetti.

Avrupa ülkeleri elçilerini çekti
Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere Mısır’daki katlima tepki olarak Kahire büyükelçilerini çağırdı. Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri ise Mısır’daki askeri yönetimin müdahalesini destekleyen açıklamalar yaptı.

Mısır’da yaşanan katliama dair dünyanın dört bir yanından tepki gelmeye devam ediyor. Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere Kahire büyükelçilerini çağırdı. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande iç savaşın önlenmesi için bütün önlemlerin alınması gerektiğini belirterek yaşanan “kanlı şiddeti en güçlü şekilde kınadığını” açıkladı.
İngiltere’den kınama
Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, büyükelçinin “akan kanın hemen sona erdirilmesi için” çağrıldığını dile getirdi. İngiltere de yaşananları kınadıklarını ve büyük endişe duyduklarını aktardı. İtalya Dışişleri Bakanı Emma Bonino, büyükelçiyi yaşanan “ciddi gelişmelerden” ve “dramatik” şiddetten ötürü büyükelçiyi çağırdıklarını söyledi. İtalya aynı zamanda vatandaşlarına Mısır’a seyahat etmemeleri konusunda uyarıda bulundu.
Rusya’dan uyarı
Mısır’a seyahat edilmesini uygun bulmayan diğer ülkelerden biri de Rusya. Rusya Turizm Kurulu, şu an ülkeye ziyarette bulunan yaklaşık 60 bin Rusya vatandaşının olduğunu açıkladı. Vatandaşlarının büyük şehirlerden uzak durması gerektiğini ve gösterilere katılmasının uygun olmadığını belirtti.
Yardım durduruldu
İspanya da yaşanan şiddeti kınarken kamu binalarına ve kiliselere yapılan saldırılar konusunda da uyarıda bulundu. Danimarka, Dünya Bankası ve Uluslararası Çalışma Örgütü aracılığıyla Mısır’a ulaşması planlanan 5.3 milyon dolar değerinde yardımı durdurdu. Norveç ise Mısır’a gönderilecek askeri mühimmat için oluşturulan ihracat lisanslarını dondurdu. Tunus’un İslamcı iktidar partisi Ennahda ise yaşananların “anayasal düzenin devrilmesinden kaynaklanan bir felaket olduğunu” ve Mısırlıların diktatörlüğü yeneceğini açıkladı.
Bahreyn’den tam destek
Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri ise yönetimin müdahalesini destekleyen ülkeler olarak öne çıkıyor. Bahreyn’den yapılan açıklamada müdahalenin “güvenlik, istikrar ve kamu düzeninin sağlanması” için gerekli olduğu vurgulandı. Birleşik Arap Emirlikleri, örgütlerin şiddette ısrarcı olduğunu” açıkladı.

Bir önceki yazımız olan 'Dünya demokrasiyi sorguluyor' başlıklı makalemizde başbakan, demokrasi ve dünyad hakkında bilgiler verilmektedir.

Yorum yazın...

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz