Mısır’da katliam – Taha Akyol

MISIR’da korkulan oldu, darbeci ordu kitleleri dağıtmak için vahşet uyguladı…
Bundan sonra neler olabileceğine daha büyük bir kaygıyla bakılıyor. Herhalde bundan alınacak ilk
iki ders olsa gerek: Biri, seçilmiş iktidarı silah zoruyla devirmenin ne korkunç bir hata olduğudur…
İkincisi iletişimin bu kadar geliştiği bir çağda büyük kitleleri silah zoruyla dağıtmanın ne korkunç
sonuçlar doğurabileceğidir.
Mısır ordusu bu iki korkunç hatayı da yaptı: Hem seçilmiş bir iktidarı silah gücüyle devirdi, hem
kendi halkının kanını döktü. Mursi’nin iktidarı devam etseydi, üç yıl sonra seçimler yapılacaktı,
halbuki şimdi ucu içsavaşa kadar uzanabilecek kanlı bir mecraya girildi.

MURSİ’NİN HATALARI!

İçinde bulunulan konjonktürde “Mursi’nin hataları” kavramı ancak akademik bir ilgi konusu olabilir.
Siyasi bakımdan üzerinde durulması ve ön plana çıkarılması gereken konu, “darbe”dir. Kan döken
ve Mısır’ın geleceğini tehlikeye atan, darbedir çünkü.
Darbe, demokratik süreci silahlı müdahaleyle kesti. Ülkede krizlerin demokratik usullerle
çözülmesi kültürünün gelişmesini sabote etti. Demokrasiye yeni geçen Mısır’da iktidarın da
muhalefetin de demokratik yöntemlere alışmasını engelledi.
Ve darbe, “kaçınılmaz” olarak
katliam yaptı. “Kaçınılmaz” diyorum çünkü içinde bulunduğumuz iletişim çağında toplumlar artık
Nâsır gibi diktatörlere hayran olacak ya da Mübarek gibi diktatörlere boyun eğecek köylü
(Mısır’da fellah) yığınları değildir. Darbeciler alkışçı kitleler bulsalar bile, direnen, verdiği oylara
sahip çıkan kitlelerle de karşılaşacaktır… Katliam yapmadan dağıtamayacaklardır.

MURSİ DEVAM ETSEYDİ

Mursi’nin “diktatörlüğe yöneldiği” iddiası tamamen zırvadır. Mısır’da darbenin demokrasi yolunu
açtığı iddiası da tamamen zırvadır.
Müslüman Kardeşler’in yürürlüğe koyduğu Mısır Anayasası’nın 132-154. maddelerinde
cumhurbaşkanına verilen yetkiler, Fransız cumhurbaşkanının yetkilerinden azdır, fazla değildir.
İhvan iktidarı “şeriatı getiriyordu” iddiası da zırvadır. Asıl şeriatı isteyenler, Mursi’ye karşı darbeyi
destekleyen Selefiler’di… “Şeriat ülkesi” Suudi Arabistan kimin yanında?!
Halbuki, darbe olmayıp da Mursi devam etseydi, üç yıl sonra seçimlere gidilecekti, bunda
kimsenin kuşkusu yoktu. Bu süreçte Mursi ekonomi ve dış politika sorunlarıyla uğraşarak ‘dünya’
ile daha çok tanışacaktı…
Bu yolu kesen, darbecilerdir. Şimdi ufukta gözüken dehşet, Suriye ve 1990’lardaki Cezayir gibi
bir içsavaş ihtimalidir. İşte darbenin eseri!

İKİYÜZLÜ BATI

Aslında “ülke yönetmek” gibi seküler bir deneyim sürecine girmiş bulunan Mursi’nin şeriat
getireceği falan gibi zırvalara bir de “İsrail’in güvenliği” saplantısı eklenince, Batı, utanmaz bir
ikiyüzlülükle, darbeyi destekledi. Katliamlar karşısında sadece “üzüntü” bildirdi! Darbeciler dünkü
katliam için de bundan cüret aldılar.
Osmanlı Mebusan Meclisi Reisi Ahmet Rıza Bey, yüz yıl önce “Batı’nın Doğu Politikasının
Ahlaken İflası” adlı kitabında, Avrupa’nın Osmanlı’ya nasıl ikiyüzlü davrandığını anlatmıştı.
Meşrutiyet’in kanlı bir yıkımla sonuçlanmasının ahlaki sorumluluğu Avrupa’ya aitti…
Bugün de Arap topraklarına demokrasinin gelmesi konusunda ikiyüzlü davranan Batı yine aynı
ahlaki sorumluluk altındadır, Washington ve Brüksel, birlikte tabii!
Süratle demokrasiye dönülmesi için darbecilere ağır baskı uygulanmasından başka bir yol
gözükmüyor.

Bir önceki yazımız olan Ah başlıklı makalemizde Pelin Batu hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *