Mine Tugay Kalp Hırsızı’nı anlattı

“Medcezir” dizisinden beklenmedik bir şekilde ayrılan Mine Tugay, “Kalp Hırsızı” ile sezonu açıyor. Dizide tek başına çocuğunu büyüten bir sanat tarihçisini oynayan Tugay: “Ne tuhaf ki hep güçlü kadınları oynadım oyunculuk hayatım boyunca. Ben de ne istediğini bilen biriyim aslında”

Başarılı giden bir dizinin önemli karakterlerinden biri pat diye ayrılırsa bunun sebebi merak edilir elbette. Mine Tugay’ın sezon sonunda “Medcezir”e neden veda ettiği de merak konularımızdan biriydi. Ama baktık ki Tugay bu konuyu çoktan geride bırakıp
yeni projelere çevirmiş yüzünü. Bugünden itibaren pazar akşamları “Kalp Hırsızı” adlı romantik komediyle atv ekranlarında olacak. Tugay’a “Kalp Hırsızı”yla, oyunculuğa bakışıyla ve gelecek hayalleriyle ilgili sorular yönelttik…

Dizideki karakterinizden biraz söz eder misiniz?

Çocuğunu yalnız büyütmüş bir kadın. Gençlik yıllarını muhtemelen çok özgürlükçü yaşamış, yurt dışında üniversitede kocasıyla tanışmış, evlenmiş ama hamile kalınca terk edilmiş bir kadın. Ailesini bu evlilik fikri ortaya çıkınca karşısına almak zorunda kalmış, oğlu Bora büyürken onların desteğini yeniden kazanmış güçlü bir kadın Defne. Sanat tarihi okumuş ve koleksiyonerlere danışmanlık yaparak hayatını kazanıyor.

“Oyunculukla ilgili bir planlama yapmadım”

Role hazırlanmak için sanat tarihi çalıştınız mı?

Evet. Zaten ilgim vardı, okuduğum kitaplar çoğaldı bu konuyla ilgili. Bir de antika eserlere danışmanlık yapanlarla görüştüm.

Gene bir anne rolü. Daha önce anneyi oynamayı sevdiğinizi söylemiştiniz…

Anne oynamayı seviyorum diye bir durum yok. Çocuk oyuncularla çalışmaktan hoşlanıyor olabilirim belki. O saf ruhlarla devinmek, beraber bir şey yaratmak çok zevkli. Çocukları çok sevmemin etkisi büyük yani. Bir de aile üzerine dertler anlatıyorsak daha da mutlu oluyorum bir projede.

“Medcezir” ve “Öyle Bir Geçer Zaman ki”de de şefkatli ama ne istediğini bilen, kararlı bir kadın vardı. Mine Tugay bu anlamda nasıl biridir?

Kararlıyımdır, evet. Ne tuhaf ki hep güçlü kadınları oynadım oyunculuk hayatım boyunca. Ne istediğini bilen biriyim ben de. Kararsız da kaldığım olur zaman zaman, o vakitlerde de fikir alırım, severim bunu.

Özellikle ülkemizde kadın oyuncuların belli bir yaştan sonra başrol oynama şansı kalmıyor pek. Bu anlamda endişeleriniz var mı geleceğe dair?

Oyunculukla ilgili bir strateji planlaması yapmadım hiç. Bir de benim başrol ya da yan rol gibi bir derdim olmuyor. İnandığım bir hikayeyse bu, katkım ne olur diye bakıyor ve çalışıyorum.

“Ceylan’ın filminde oynamayı çok isterim”

Oyunculuk kararını nasıl verdiniz?

İyi bir tiyatro seyircisiydim gençken. Şehir Tiyatroları’nın, Devlet Tiyatroları’nın bütün oyunlarını takip etmeye çalışırdım. Bir gün oyun izlerken, “Moliere
ya da Kara Komplo”ydu oyunun adı, Ayla Algan’la sahnede karşılıklı oynamak istediğimi hissettim ve bu duygunun peşine düştüm. Sonra konservatuvar sınavlarına girdim.

10 yıl sonra kendinizi nerede görmek istiyorsunuz?

Bilmem. Dünyanın 10 yıl sonraki durumu beni daha çok ilgilendiriyor. Bu kadar savaşın, kanın, ötekileştirmenin, adaletsizliğin, doğa katliamının
ve acının olduğu bir dünya istemiyorum mesela. 10 yıl sonra daha eşit ve daha gelişmiş insanlarla yaşamak istiyorum.

Beyazperdeye dair hayalleriniz nedir?

Çalışmak istediğim yönetmenler var. En başta Nuri Bilge Ceylan. Sinema dilini, ritmini ve anlattığı dertleri kıymetli buluyorum.

“Hiç sevmediğim bir rolde oynamadım” demişsiniz, yine de çok oynamayı hayal ettiğiniz bir hikaye, bir kadın var mı?

Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” romanı senaryolaştırılıp film yapılırsa çok
oynamak isterim.

“Bu yaz kite surf’e merak saldım”

Instagram’daki fotoğraflarınızdan birinde dans dersinden söz etmişsiniz. Dans mı ediyorsunuz?

Evet, Burcu Yüce’yle çalışıyoruz. Çok zevk alıyorum yaptığımız koreografilerden. Hem eğleniyorum hem de spor yapıyorum.

Bunun dışında meraklarınız var mı? Kimsenin bilmediği hobileriniz, ilgi alanlarınız?

Bu yaz kite surf’e merak saldım. Önümüzdeki yaz için sabırsızlanıyorum. Uzun bir zamanımı bu spor için ayıracağım. Rüzgarla dans etmek, doğayı hissetmek ve yeni teknikler öğrenmek için iştahlandığım müthiş zevkli bir spor.

“Evlilik, çocuk yapma kararları olacaksa temelinde aşk olsun”

Size sık sık aile kurmak, çocuk sahibi olmakla ilgili sorular geliyor. Bu doğrultuda planlarınız var mı?

Bir planım yok. Zaten plansız gelir ya aşk, evlilik, çocuk yapma kararları sanki. Olacaksa temelinde aşk olsun hepsinin.

Aşka bakışınız nasıl?

Nasıl bir aşk sizi mutlu eder? Ayaklarınızı yerden kesip her şeyi unutturacak bir aşk mı? Yoksa ayakları yere basan bir ilişki mi?
Arzular aşkın doğuşu için ilk aşama olabilir belki ama aklınızı ve benliğinizi kaybedeceğiniz bir hal saplantılı noktalara da çekebilir insanı. Sonra hayıflandığınız hataları getirebilir bence beraberinde…
O yüzden sanırım ikincisi.

ASU MARO

Bir önceki yazımız olan Volkan Demirel'in olayları başlıklı makalemizde fenerbahçe, galatasaray ve melo hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *