Merkez Bankası ve iletişim

Lisede okuduğunuz “tümden gelim” metodunu hatırlar mısınız? Bir akıl yürütme şekli olarak tanımlanabilecek bu metodun nasıl işlediğini bir örnekle anlatayım:
1) Bütün meyveleri severim
2) Elma da bir meyvedir
3) O halde elmayı severim
Bu düşünce tekniği, genel bir ifadeden daha özel bir sonuç çıkarılmasını sağlıyor. Uzun zamandır düşünmediğim bu metot, geçen hafta Denizli’de konuşan Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın konuşmasını izlerken aklıma geldi. Çünkü verilen bilgiler yan yana konduğunda mantığa yatmayan bir durum var gibi görünüyor. Bu bilgileri yukarıdaki örneğe benzeterek sıralarsam:
1) Merkez Bankası para politikasını enflasyon öngörüsüne göre ayarlar
2) Kur 1.92’ye ne kadar yaklaşırsa sene sonu enflasyonu da Merkez’in tahmini olan 6.2’ye o kadar yakın olur.
(Buradan şu sonuç çıkıyor: Eğer kur 1.92’nin üzerinde olursa sene sonu enflasyon tahmini de yüzde 6.2’nin üzerinde olacaktır.)
3) (1) ve (2) numaralı ifadeleri art arda koyarsak şöyle bir sonuç çıkıyor: (1) Eğer Merkez Bankası enflasyon hedeften sapma gösterdiğinde para politikasını ayarlıyorsa ve (2) eğer mevcut kur seviyesinin sene sonu enflasyon tahmini için bir tehdit olduğu düşünülüyorsa (3) O halde Merkez Bankası para politikasını ayarlamalıdır.
Şayet Merkez mevcut kurun 2013 enflasyon hedefi olan yüzde 5’ten sapmaya sebep olacağına inanıyorsa neden kuru düşürecek daha kuvvetli önlemler almıyor ve daha agresif bir kur politikası izlemiyor?

İletişim önemli
Tekrar altını çizmek istiyorum. Ben Merkez Bankası’nın faiz silahına hemen sarılmamış olmasını doğru buluyorum. Çünkü içinde bulunduğumuz şartlarda faizlerdeki bir artışın ne kadar etkili olabileceğinden emin değilim. Merkez’in göreceli pasif bir duruş sergilemesinin sebebi de bu olabilir diye düşünüyorum. Ancak bu tür açıklamaların Merkez tarafından daha net bir şekilde verilmesi gerektiğine inanıyorum.
Geçen hafta da belirttiğim gibi iletişim çok ince ayar gerektiren ve emek isteyen bir politika aracı. Piyasalara yapılan bir açıklama bir taraftan bazı soruları cevaplarken diğer taraftan daha çok soru işaretleri yaratabiliyor kimi zaman. Bu nedenle de bir açıklamayı takiben dikkatle kaleme alınmış artçı açıklamalar gerekebiliyor. Aksi takdirde piyasalar merkez bankalarından verilen mesajı kavrayamazlarsa “sözle yönlendirme” politikaları etkisini yitirebiliyor.
Piyasaların saatli bombanın patlamasını bekler gibi Fed’in çıkışını fiyatlamaya çalıştığı gergin ortama şimdi bir de ABD bütçe sorunları eklendi. Bu günlerde Merkez’in iletişimle ilgili pürüzleri gidermek için daha fazla çalışması gerekiyor.

Antibiyotik de kullanılır
Yukarıda dile getirmeye çalıştığım kafa karışıklığının daha yoğun bir şekilde piyasa oyuncuları tarafından hissedildiğine inanıyorum. Bu da Merkez’in gereksiz yere eleştirilere maruz kalmasına ve yıpranmasına neden olmasının ötesinde para politikasının etkinliğini azaltıyor.
Denizli’deki konuşmada Başkan Başçı bir soru üzerine “24 ay sonrası enflasyon görünümünde bir bozulma görülürse faiz artırımı olabilir” dedi. Bu güzel ve rahatlatıcı bir ifade. Hatırlarsanız Merkez’in politikasında beni rahatsız eden bir ifadenin faizleri sabit tutmak olduğunu söylemiş ve bunu hastalık ilerlese de antibiyotik kullanmayacağını söyleyen doktora benzetmiştim. Başkanın bu açıklaması ile Merkez gerekirse antibiyotik de verebileceğini vurguladı. Ancak neden 2013 enflasyonu değil de 24 ay sonrası enflasyon görünümünün hedeflendiğinin izah edilmesi gerek.

Selva Demiralp

Bir önceki yazımız olan Devlet, habersizce babasının mezarını taşıdı başlıklı makalemizde devlet, İstanbul ve mezar taşımak hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *