Mehmet Akif Alakurt hakkında her şey

“Fatih” dizisi yayına girmeden setteki huzursuzluk iddialarıyla yansıdı basına. Başrol oyuncusu Mehmet Akif Alakurt’un bir yardımcı oyuncuyu dövdüğü haberiyle de ayyuka çıktı söylentiler. Tam sular durulmuşken yönetmenin onu sebep göstererek ayrılmasıyla yine gündeme gelen Alakurt’un “Best Model”likten Fatih Sultan Mehmet’liğe uzanan hikayesi…

Hiçbir dizi yayımlanmadan önce bu kadar konuşulmamıştı herhalde. Gün geçmedi ki, “Fatih” dizisinin setinden bir huzursuzluk haberi dışarı sızmasın. Haberlerin odağında ise hep aynı kişi vardı: Fatih rolünü oynayan Mehmet Akif Alakurt. Bir gün yapım asistanlarının üzerine kılıçla yürüdüğünü, bir gün reji ekibini azarladığını duyduk, en nihayet bir yardımcı oyuncuyu dövdüğü haberiyle set tatil oldu. Ve birkaç gün sonra Med Yapım’dan bir basın açıklaması geldi: “Fatih dizisinin setinde kimi talihsiz olaylar yaşanmıştır. Büyük ölçüde yapılan işin gerginliğinden ve stresinden kaynaklandığına inandığımız bu olaylar sonucu çekimlere birkaç gün ara verilmiştir. Bu süre içinde herkes yaşananları değerlendirme imkanı bulmuş ve bu olayda kusuru olan taraflar, bu tarz olayların bir daha yaşanmaması için gerekli önlemleri alma imkanına kavuşmuşlardır.”
Ama “Türk televizyon tarihinin en büyük bütçeli dizisi” diye adlandırılan “Fatih”, reytinglerde de çok aradığını bulamayınca, gözler yeniden başrol oyuncusu Mehmet Akif Alakurt’a döndü. Sosyal medya “Fetih 1453”ün Fatih’i Devrim Evin ile Alakurt kıyaslamalarıyla doluyken bir de yönetmen ayrılığı geldi. Yönetmen Merve Girgin, “Fatih” dizisini neden bıraktığını şöyle açıklıyordu Twitter’dan: “Med Yapım’la yollarımızı ayırdık. Sebebi M. A. Alakurt’tur. Şiddet uygulayan bir adamla kendimi ya da ekibimi çalıştırmam. Kamuoyuna duyurulur.” Gerçi bu “duyuru” kısa bir süre sonra silindi ama gören görmüştü.
Ve bu, Mehmet Akif Alakurt’un ilk vukuatı değildi.

Fatih Sultan Mehmet’e duyduğu hayranlık çocukluğundan kalma
Ordu, Fatsalı bir ailenin, 23 Temmuz 1979 İstanbul doğumlu en küçük çocuğu Alakurt. Üç ablası, iki abisi var. “Tam anlamıyla Türk örf ve geleneklerine bağlı” diye tanımlıyor ailesini. Çocukluğu Kadırga’da geçmiş. Anlattıklarından biraz haşarı bir çocuk olduğu anlaşılıyor, “Karakola torpil atıp kaçardık” diyor, “Polisler çıkıp bizi kovalardı.”
Bir yandan da “evimin bahçesi gibiydi” dediği Topkapı Sarayı’na gidip gelirmiş ama. Fatih Sultan Mehmet hayranlığı çocukluktan kalma. İlerleyen yaşlarda evine Fatih tablosu asacak kadar… Sık sık gider Fatih’in kılıcına bakar, üzerinde ne yazdığını merak edermiş, 20 yaşında öğrenmiş ki “Kılıcın keskin olsun, tufana karşı bileğin kuvvetli olsun” yazarmış.
Oyuncu olmak da çocukluk hayali… Bir gün büyüyüp Fatih’i oynamak, hayal bile edemeyeceği bir şans. Ama ondan önce modellik serüveni var ki ona da bir gün televizyonda Best Model of Turkey yarışmasını izlerken karar veriyor. Yıl 1997. Podyumda hayal ediyor kendisini, birinci olacağına inanıyor içinden. Böylece liseden sonra okumuyor ve annesinin önayak olmasıyla Neşe Erberk’in ajansına yazılıyor. Daha yolun başında “Gelecek Vaat Eden” ve “Türkiye Prensi” gibi iki unvana sahip oluyor. Fakat o sıra ona destek olan Erkan Özerman’ın itirazlarına rağmen askere giderek ara veriyor kariyerine. Gaziantep’teki askerliğini “hayal gücünün düşüşe geçtiği dönem” olarak görüyor. Biraz daha “ayakları yere basan” biri olarak dönüyor geri ve
18 yaşındaki hedefine çeviriyor gözünü.
Ve o hayal ettiği kurdeleyi takıyor üzerine: 2001 Best Model of Turkey. Best Model of the World’de ise ikinci oluyor.
Ondan sonra önemli firmaların katalog çekimleriyle geçen iki yıllık modellik kariyeri başlıyor. Hatta Lacoste’un çalıştığı ilk Türk model olmak gibi de bir özelliği var.
Ve buradan gelen şöhret, onu asıl hayaline, oyunculuğa ulaştırıyor. 2003 yılında Şerif Gören’in çektiği “Kırık Ayna” dizisinde Ali Kirman adlı karakteri oynarken karşısında da kan davalısı rolünde hemşerisi Kadir İnanır var. Kafasında ve dilinde ise hep bir sinema filminde oynama isteği…
Bir sonraki dikkat çeken rolü, “Hacı”daki Ahmet. Tuncel Kurtiz’in oynadığı Hacı’nın radikal İslamcı oğlu. Memnun kalıyor “Hacı”daki performansından. “Aslında Ahmet karakteri o kadar etkin bir karakter değildi, orada bizim oyunculuk yeteneğimizle öne çıktı. Zaten onun üzerine beş tane teklif aldım” diyor bir röportajında.
İhtimal bu beş tekliften biri olan “Sıla”, kariyerinin bir başka dönüm noktası oluyor. Cansu Dere ile karşılıklı
üç sezon Boran Ağa’yı oynadığı dizi bir fenomene dönüşüyor. Mehmet Akif Alakurt dizinin kostüm sorumlusu Özlem Çakır tarafından mahkemeye veriliyor. Kendisini darp ve tehdit ettiği iddiasıyla… Ve mahkeme tarafından para cezasına çarptırılıyor.

Özel hayatından söz etmiyor, gece kulüplerinde pek görünmüyor
Ardından geliyor “Adanalı” ve Maraz Ali. Ekranda “ağır abi” rollerini oynarken röportajlarda da kendisine genç yaşına rağmen ağır, oturaklı görünmek gibi bir derdi olup olmadığı soruluyor sıkça. Bir yandan “Bakmayın sert durduğuma, duygusalım, ağlarım, her sabah Sünger Bob izlerim” gibi şeyler söylese de genelde az konuşuyor, özel hayatından hiç söz etmiyor, gece kulüplerinde pek görünmüyor, “dıştan değil içten dans ederim” gibi cümleler kuruyor çünkü. “Biraz ağır bir insan olduğumu düşünüyorum ama çok da değil” diyor: “Her şey dozajında. İyi bir proje ise karakter adına her şeyi yaparım. Komedi de oynayabilirim ama sinemada. Diziler genelde çok basite indirgenen, kısa zamanda çok geri dönüş istenen projeler. Bu yüzden bu projelerde kendimi gösterebileceğime inanmıyorum. Ama daha uzun zamanlı, daha titiz çalışmalarda yapabileceklerim konusunda kendime çok güveniyorum.”

Eski zamanların erkeklerinin daha “erkek” olduğunu düşünüyor
Gelgelelim beklediği sinema filmi yerine dizilerde devam ediyor şansı.
İlk kez kendi memleketlisini, bir Karadenizliyi canlandırdığı “Reis” kısa ömürlü bir proje oluyor. Sonrasında da iki sene kadar sesi soluğu çıkmıyor.
Ve geliyor meşhur “Fatih” rolü… Artık kendisini seslendireceğini açıklamış olmasına rağmen, birinci bölümde Bora Sivri, ikincisinde de yine Umut Tabak konuşuyor Alakurt’u. Polat Alemdar’ın da sesi hani…
Mehmet Akif Alakurt ise Fatih Sultan Mehmet olarak röportajlar vermekte. Kendisini o döneme daha yakın bulduğunu söylüyor, ceza sisteminin daha ağır olduğu o düzeni şimdikinden daha adil buluyor, o zamanın erkeklerinin daha “erkek” olduğunu düşünüyor. “Sırf göğüs göğüse, elinde kılıçla savaşabilmek cesareti için bile hayran olabilirsin onlara” diyor. Fatih’in kadınları devlet idaresine sokmamasını beğeniyor sonra. Kelebek’ten Gülbahar Karakuş’a konuşurken, “Kadının yeri erkeğin yanında da değil, arkasındadır durumu var. Bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu, Osmanlı’nın ilerleyen dönemlerinde kadınların siyasete karıştığında işlerin nasıl karıştığını görüyorsunuz” diyor. Neyse ki çağımız demokrasi çağı olduğu için kimin beyni çalışıyorsa onun lafının geçtiğini ekliyor, artık kadınların da politikaya atılmasında sıkıntı yokmuş…
Adalete önem vermesiyle, kimsenin hakkını yedirmemesiyle hayran Fatih’e. “Ben de özel hayatımda adalet sistemine önem veriyorum” diye bir ortaklık kuruyor kendisiyle. Hakan Gence’nin “Günümüzde çok eşlilik güzel olur muydu?” sorusuna yanıtı: “Olmaz mı? Bunlar herkesin söyleyip isteyip söyleyemediği şeyler.” Peki bütün bunların sonunda da o dönemde yaşamak ister miymiş? Kesinlikle istermiş…
Ne diyelim, kendisine en azından dizi karakteri olarak o dönemde uzun ömürler diliyoruz… Kılıcın büyüsüne fazla kapılmamasını temenni ederek…

“Fatih”setinde ne yaşandı?

Anlatılanlara göre, “Fatih” dizisinde Mehmet Akif Alakurt, önce kılıç çalışırken kendisine selam vermeyen prodüksiyon asistanlarının üzerine yürüdü. Elinde kılıç olduğu için haliyle onunla birlikte… Bir başka sefer reji ekibini ciddi şekilde azarladığı, son olarak da kendisine küfürlü mesaj attığı söylenen bir yardımcı oyuncuyu dövdüğü iddia ediliyor. Sete ambulans çağrıldığı, oyuncunun mahkemeye başvurması halinde ifade vermeyi önerenler olduğu da söylenenler arasında. Birkaç gün sonra Med Yapım’ın patronu, oyuncuları
toplayarak bir daha böyle bir şey yaşanmayacağını söyledi. Görünüşe
göre şu anda ortalık sütliman, yardımcı oyuncu ise sessizce ortadan kayboldu.
Mehmet Akif Alakurt’un Hakan Gence’ye anlattığına göre ise olay şöyle: “Saçmalığın önde gideni. Bunlar beni konuşturmak için yapılan şeyler. Yoksa ortada abartıldığı gibi bir durum yok. Her sette olabilecek ufak bir tartışmamız oldu. Sonuçta stresli bir iş yapıyor, uzun saatler çalışıyoruz. Yoksa setimizde bir uyumsuzluk yok.”

“Sıla”daki kriz

Mehmet Akif Alakurt “Sıla” dizisinin setinde kostüm sorumlusu Özlem Çakır ile mahkemelik olmuştu. Çakır, Alakurt’un kendisini darp ve tehdit ettiğini ileri sürerken, Alakurt Hürriyet’ten Sema Eren’e verdiği röportajda olayı şöyle anlatmıştı: “O zaten sorunlu kişiliğe sahip bir arkadaştı. Ayakkabılarım çamurlu geliyordu, kostümler ütüsüz geliyordu. Çok yoğun çalıştığımız bir gündü. Aynı mekanda üç kostüm değiştirerek çalışmam gerekiyordu. İlk kostümle sahneleri çektik. Sonra apar topar üstümü değiştirip tekrar çekim yapılan yere gittim. Yönetmen ‘Mehmet o üzerin ne öyle?’ dedi. Baktım gömleğim buruş buruş. Kızı yukarı çağırdım, gelmedi, yanına gittim ve ‘Bunu neden ütülemiyorsun?’ dedim. ‘Tamam, ütüleriz’ diye bir celallendi. ‘Derdin ne, sorun mu çıkarmak istiyorsun?’ diye sordum. Kız antidepresan kullanıyormuş meğer. Bir hışımla elimden gömleği aldı, ütülemeye başladı. Ondan sonra ben ‘Bu işi doğru düzgün yapmayacaksan çalışmayacaksın, bu son olacak’ deyince bir anda bana saldırdı. Ne olduğunu anlamadan bana tokat salladı. Şoke oldum ve hemen oradan ayrıldım. Bir hafta sonra dava açtı.”
Bakırköy 3. Sulh Ceza Mahkemesi ise Mehmet Akif Alakurt’un üzerine atılı suçu işlediği kanaatiyle, Alakurt’u eylemine uyan TCK’nın 86’ncı maddesi uyarınca 3 bin 500 lira para cezasına çarptırdı.

Bir önceki yazımız olan Burak Kut yeni albümünü anlattı başlıklı makalemizde Burak Kut, Burak Kut röportajı ve Burak Kut'un son albümü hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *