Mediciyeköy’deki likör ve kanyak fabrikası neden yıkıldı?

İstanbul’un ilk sanayi yapılarından olan Mecidiyeköy Likör ve Kanyak Fabrikası yıkıldı. Fabrika arazisini ‘dünyanın sayılı yaşam ve iş merkezlerinden biri’ne dönüştürecek yeni bir proje söz konusu…

Medyamızda çok da fazla yankı bulmadan ve dirençle karşılaşmadan gerçekleşti Mecidiyeköy Likör ve Kanyak Fabrikası’nın yıkımı. Ama bir yandan da yıllardır bu yapının kentsel, ülkesel, insanlığa dair kültür-endüstri mirasının bir parçası, mimarı ve mimarisi ile korumaya değer olduğu konusunda bizleri uyaranlar, kaybedilmemesi yolunda çaba harcayanlar var. Yapının belgelenmesi, korunarak içinde bulunduğu alanın değerlendirilmesi, yeniden işlevlendirilmesi, üzerine yayınlar, tezler yapanlar var.

Kullanıldığı süreçte türlü nedenlerle ‘korunması gerekli kültür varlığı’ olarak tescilinin sağlanamamış olması, sonra da geçirdiği değişikliklerden dolayı tescile değer görülmemesi, yapının makus talihi. Bu durum aldırmazlıkla mı, bilgisizlikle mi yoksa arsa değerine ilişkin beklentilerle mi açıklanmalı bilinmez. Ancak boşaltıldıktan ve yıkım sürecine girildikten sonra 2006 yılında endüstriyel miras kapsamına alınabiliyor yapı. Bu arada kamu mülkiyetinden çıkarılıp özelleştirilerek ihale ediliyor, arsası üzerinde yüksek emsalli projeler geliştiriliyor, komşusu Ali Sami Yen Stadyumu yıkılıyor ve sonunda fabrika da Mayıs 2012 itibariyle yıkılıyor. Başından geçenler, bir endüstri yapısının tıpkı bir insan gibi yaşlanarak, değişimler geçirerek, işlev ve uzuvlarını kaybederek 80 yıllık ömrünü geçirip tamamladığını düşündürüyor kaçınılmaz olarak. Peki ama Likör Fabrikası’nın hikayesi burada gerçekten bitti mi? Bitmemiş görünüyor. İstanbul’un ilk sanayi yapılarından olan, 1930‘ların en ileri tekniklerinin, en yetkin mimarlık, uzmanlık, yapım olanaklarının seferber edildiği bu Mallet-Stevens yapısı yıkıldı, ancak yeniden inşa edilerek yeni projenin bir parçası olarak yaşatılmak üzere yıkıldığı açıklandı.

Art deco mimarlık örneği

Rob Mallet-Stevens, 1886’da Paris’te dünyaya gelmiş, eğitimini 1910’da Ecole Speciale d’Architecture’da tamamlamış, çoğunlukla Paris’te çalışmış bir Fransız mimar. Çağdaşı modernistler gibi, mimarlığın yanı sıra ilgi alanında iç mekan tasarımı, mobilya, sanat olan, hatta iç mekan çalışmalarıyla daha fazla tanınan bir tasarımcı. Uluslararası üslup izleyicisi, ancak kübizm ve art deco etkilerini çokça taşıyan bir mimarlık üretiyor. Eğitimci yanı da var ve disiplinlerarası sergi organizasyonları gerçekleştirmesiyle biliniyor. Mallet- Stevens Konutları (1925-27), Villa Noailles (1929), Villa Cavrois (1932), önemli yapıları arasında.

Gelelim mimarın İstanbul Mecidiyeköy’deki Likör ve Kanyak Fabrikası’nın özelliklerine. Bir bodrum ve üç kattan oluşan yapı bir art deco mimarlık örneği olarak değerlendiriliyor. Mallet- Stevens’ın kendine özgü mimarlık dili, art deco öğeleri, simetrik kütlesi, doluluk boşluk oranlarıyla özel bir tasarım olan bu yapısında da izleniyor.

Yıkımından önceki durumunda, orijinal iç mekan öğe ve kaplamalarının kaybedildiği, kalanın yalnızca mekan kurgusu olduğu, uzmanlarca belirtiliyor. Ana yapıda yatay kütle etkisi, oranların yanı sıra pencere açıklıkları ve binayı çevreleyen saçakla destekleniyordu. Bu yataylığa dik olarak ön cephe ve çatı üzerinde yükselen kolonkiriş öğesi bacayı taşırken, giriş aksını ve simetri aksını da belirliyordu. Çok katlı orta blok, hazırlık ve üretim mekanlarını, ilgili ekipmanı, depoları, eskitme fıçılarını; iki yandaki simetrik uzantılar ise ambarlar ile şişe ve ambalaj odalarını barındırıyordu.

Betonarme strüktürlü orta galeri cam tuğla tonoz örtü ile kapatılmıştı.

Kurulduğunda fabrika, 48 bin metrekare toplam arazi üzerinde üretim ve yönetim yapılarıyla 1980 metrekare kapalı alana sahip. Arazinin 24 bin metrekarelik bölümü, 1960’lı yıllarda Ali Sami Yen Stadyumu ve çevre yoluna veriliyor. Bu aşamada fabrikanın giriş ve yönetim bölümlerinin yer aldığı art deco özellikler taşıyan kütle de yok ediliyor.

Yapı 2000 yılı sonuna kadar fabrika işlevini sürdürüyor. Likör ve kanyak üretiminin Bilecik’te açılan fabrikaya taşınması sonrasında korunması zorlaşıyor. Tekel tarafından yönetim binası olarak kullanılmak isteniyor ancak başlatılan proje süreci iyi yönetilemiyor, niteliksiz değişikliklerle son buluyor. İşlev değişikliğinden kaynaklanan, çevre zemin kotunda, cephe düzeninde, pencere ve çatılardaki değişiklikler, tespit edilen bozulmalar arasında.

‘70’lerin sonlarında fabrika alanını gören, bu açıklığın üzerinden çevre yoluna bakan apartmanlardan birinin 8. katında oturuyor olmamız sebebiyle, fabrika içi yaşantının tanığı olmuşumdur bir parça. Kişisel anılarımda, işbaşı ve paydos sirenleriyle ve sabah erken saatlerde (nedenini bilmediğim) cam kırılma sesleriyle yer almış ve öyle kalacak olan bir yapıdır Likör Fabrikası.

Banka yönetim binaları ile konutların, ilkokul, küçük market, kuaför, pastane vb ile bir arada, iç içe olduğu bir yerleşim. Bu doku içerisinde alabildiğine iri ve işlev olarak da farklı kalan stadyumun ve fabrikanın (tuhaf) varlığı beni o yıllarda da düşündürmüştür.

Bugün kentin en yoğun işyeri ve konut bölgelerinden, ulaşım ağının en meşgul noktalarından biri olarak tanımlanabilecek lokasyon, 1930’da bahçeler, kır kahveleri, su kaynaklarının bulunduğu kent dışı yeşil alan ve dutluk arazisidir. Çevrede çok az yapı bulunmaktadır. 1930’lar tüm ülke nüfusunun bugünkü İstanbul nüfusu kadar olduğu bir dönemdir ne de olsa.

Tepkilerle karılanıyor

Artık eski Tekel Likör ve Kanyak Fabrikası’nın yerinde TOKİ iştiraki Emlak Konut GYO ile Viatrans-Meydanbey Ortak Girişimi tarafından başlatılan yeni bir proje söz konusu. 200 milyon dolarlık bir yatırımla fabrika arazisini, ‘dünyanın sayılı yaşam ve iş merkezlerinden biri’ne dönüştürecek proje, 25 bin metrekare otel, 55 bin metrekare konut, 25 bin metrekare ofis alanı, 13-14 bin metrekare ticari alan, 54 bin metrekare otopark alanı içeriyor. 40 katlı rezidans ve otel kulelerinin ön planında, yıkılan Mallet-Stevens yapısının aslına sadık kalınarak yeniden inşa edileceği, kültür, sanat ve moda merkezi olarak işlevlendirileceği, fabrikanın önündeki mevcut yeşil alanın ise tarihi çınar ağaçları ile birlikte korunarak bir kent parkına dönüştürüleceği, basın tanıtımında açıklandı. Tasarım, yapım ve işletme süreçlerinde yabancı ve uluslararası grupların yer alacağı, Emre Arolat Mimarlık ve ARUP İnşaat adları da projeye ilişkin açıklanan bilgiler arasında.

Mecidiyeköy çevresindeki az katlı yapılaşma ve geniş yeşil alan içeren son ve tek yerin kaybediliyor olması ve fabrika yapısının yıkılarak yenilenmesi durumu tepkilerle karşılanıyor. Mevcut binanın, zemin altında üç kat otopark yapılması planlandığı için yıkıldığı, yenilenirken değiştirilebileceği endişeleri yaygın. Koruma kapsamındaki böyle bir yapının yıkılmadan sağlamlaştırılması gerektiği öne sürülüyor ancak Gülsün Tanyeli’nin verdiği bilgilerden anlaşıldığına göre (D.Yazman’la 14.06.2012 tarihli Arkitera söyleşisi), konunun başka boyutları da var: Likör Fabrikası’nın durumu 2009’da ayrıntılı olarak inceleniyor; orijinal mimariye ilişkin çok büyük kayıplar olması, strüktürün performansında sorunlar olması, sağlamlaştırma çalışmalarının özgün mekan kurgusunu ve yapı oranlarını bozacağı gerekçeleriyle yıkılarak yeniden yapımına, yani rekonstrüksiyonuna karar veriliyor.

İlgili projeler 2 No’lu kurul tarafından 7 Mart 2012 tarihinde onaylanıyor. Yeniden inşa sürecinde üniversitenin, dolayısıyla uzman denetiminin de yer alacağı, ‘60’larda yıkılmış olan Mallet-Stevens tasarımı eski giriş pavyonunun da yeniden yapılacağı anlaşılıyor.

Keşke mimarisiyle, mekanıyla, uluslararası üne sahip üstün kaliteli, doğal meyve likörleriyle, İhap Hulusi tasarımı taşbaskı etiketli kanyaklarıyla ve pek çok başka özelliğiyle kent kültürü ve tarihimizde önem ifade eden Mecidiyeköy Likör ve Kanyak Fabrikası, 80 yıldır özenle korunarak yaşatılabilseydi. Sağlamlaştırılarak bir kültür sanat yapısı olarak yeniden işlevlendirilse ve bahçesi tümüyle park olarak değerlendirilebilseydi…

Bu artık gerçekçi değil.

Yeni projenin, ‘insanca yaşanır bir kentsel çevre’ bağlamında olabildiğince az kayıpla gerçekleştirilmesini, 1930 tarihli Mallet- Stevens yapısının, bir başka boyutta da olsa yaşatılmasını umuyoruz.

İREM MARO KIRIŞ – 2012 Milliyet Sanat

Bir önceki yazımız olan BMW 218i özellikleri ve fiyatı başlıklı makalemizde 218i Active Tourer, BMW 218i ve BMW 218i fiyatı hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *