‘MEB sözlüğü haberi paranoya’

Beni tanıyanlar ve bu köşeyi okuyanlar bilir, doğru bildiğimi okurum, hakkaniyete önem veririm, korkmam, kıvırmam.
Bir yanlış görüyorsam eleştiririm ama taraf olduğum için değil. Kendi bildiğim doğrular üzerinden giderim, takım tutmam. O yüzden de kendimi bir yere ait hissetmem. Bir gün hedefimde hükümet vardır, öteki gün muhalefet- olaylara parti üzerinden değil icraat üzerinden, tutum üzerinden bakarım.
Eleştirilerimin odağında Ak Parti varsa, bu bir kişiye olan antipatim ya da bir gruba olan güvensizliğimden değil yaptıkları ya da yapamadıkları üzerindendir.
Yeri geldiğinde yerer, yeri geldiğinde alkışlarım.
Somut bir örnekten gideyim. Geçenlerde eğitim ile ilgili bir yazı kaleme alıp kritiklerimi sıraladım. Çünkü bana göre yapboza dönen maarif sistemimiz yüzünden çocuklar mağdurdu. İki milli eğitim bakanı önce doğru yola giren ve okuma yazma oranları fırlayan bir ülkede şimdi kaos ve karışıklık vardı. Bugün çocuklara düpedüz haksızlık ediliyor.

Adı üstünde, atasözü
Bütün bunları yazmış bir insan olarak bu hafta Milli Eğitim Bakanlığı’nın çeşitli yayın organları tarafından hedef haline getirilmiş olduğunu gördüm. Bu sefer eleştirilerin kaynağı bir atasözleri kitabıydı. Medyamızda “okullara tavsiye edilen kitapta şoke eden atasözleri” başlıklı haberleri inceledim. Araştırmalarım sonucunda ironik bir şekilde MEB’in bu kitabı tavsiye etmediğini de öğrenmiş oldum. Yani her şey yanlış. Bu da bizim paranoyamızı gösteriyor.
Gelelim “şok kitaba.” Bir atasözü ve deyimler kitabını yerden yere vurmayı çok tuhaf buluyorum. 800 sayfalık bir atasözleri kitabından elbette hoşumuza gitmeyen bazı deyimler olacaktır. Ama bu deyimler bu topraklardan çıkmış, tarihimizi ve sosyolojimizi yansıtan bilgi birikimini oluşturuyor. Sosyal medyada infilak yaratan atasözüne gelecek olursam; 15 yaşında bir kızın “ya ere ya yere” gitmesini alkışlayacak değilim elbet. Ama adı üstünde, bu bir atasözü. Anonim bir kişi tarafından, kim bilir kaç yüz yıl evvel kullanılmış bir söz. Ve unutmayalım ki bu sözlük Türkiye’nin önde gelen bir dil bilimcisi, 1941-1976 yılları arasında TDK’da aktif olarak görev yapmış Ömer Asım Aksoy tarafından titizlikle hazırlanmış yegane atasözü eserimiz. Zaten merhum Ömer Asım hoca yıllar evvel kitabın bir taraflara çekileceğini sezmiş olacak ki önsözünde şunu söylemeye ihtiyaç duymuş: “Bilimde ayıp ve utanma olmaz. Bunları kitaplara geçirmemek bilimdışı davranıştır. Dil gerçeği gizlenmemelidir.” (*)

İnsanlar tarihleriyle yüzleşir
Şimdi bir atasözü kitabını “insanları savaşa, şiddete, cinsiyet eşitsizliğine” teşvik ediyor diye suçlarsanız komik duruma düşmez misiniz? Birisi kitap okuyup kadın mı doğrayacak? Onu zaten her gün yapıyorlar- atasözlerine başvurmadan! O öve öve bitiremediğiniz atalarınız tarafından sarf edilmiş sözlerden mürekkep bir kitabı yerden yere vuracağınıza o sözlerin nerden geldiğini, bugüne nasıl gelindiğini düşününüz. Ve bir zahmet dünya yüzündeki diğer atasözleri kitaplarını karıştırınız. Her ülkede böyle tuhaf deyimler vardır ama hiçbir ülkede “şu atasözü ırkçı, sansürleyelim” denilmez. İnsanlar tarihleriyle yüzleşir veyahut gülüp geçerler. Siz kitaptaki atasözlerini tıraşlamaya başlarsanız o çok eleştirdiğiniz kurumlarla aynı konumda olmaz mısınız?
Ne acı ki böyle basit bir konuda bile taraf olup dişlerimizi biliyoruz. Hıncımızı gereksiz yerlerden çıkartıyoruz. Diyeceğim o ki eleştirin eleştirmesine. Eleştiri sağlıklıdır. Ama sadece eleştirmiş olmak için değil.
(*) Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, sf.55

PELİN BATU

Bir önceki yazımız olan Başbakan Erdoğan'a Ada sakinlerinden yanıt! başlıklı makalemizde başbakan erdoğan, ertuğrul günay ve Mehveş Evin hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *