‘Marmara depremi önceden belirlenecek’

Deprem İstanbul’un gerçeği. Tarihi konusunda ise atış serbest.1999 depremi sonrasındaki 30 yıllık öngörünün 14 yılı geçti. Bu arada 2014 ya da 2016 gibi nokta atışı yapanlar da oldu. En sonuncusu da 2045 olarak geçenlerde geldi…
Verilen tarihlerin dayanağı istatistikler ve olsa olsa yöntemi. Çünkü hâlâ depremi önceden belirleme konusu tartışmalı. “Asla”cılara göre bu kesinlikle mümkün değil. İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç.Oğuz Gündoğdu ise aksi iddiada ve “Marmara Depremi’nin yeri, büyüklüğü önceden belirlenecek” görüşünde. Hem de
5-10 saniye değil, 5-6 saat
hatta 3- 4 gün öncesinden…
İstanbul’u ve Marmara’yı tehdit eden fay çevresine yerleştirilen sismik cihazlarla her türlü hareketliliğin yakından izlendiğini belirten Gündoğdu, 5’ten büyük bir- çok depremi önceden bildiklerini söylüyor. Deprem önceden belirlenemez sözünün bilim dışı olduğunu savunan Gündoğdu, “1999 depremi de günler, haftalar öncesinden belirti verdi ama biz o zaman farkında değildik” diyor. Ve bugün gelinen noktayı “Japonya’dan bile iyi” olarak tanımlıyor.

‘Tahmin değil net bilgi’
Gündoğdu’nun sözünü ettiği sismik cihazlardan oluşan sistemin adı Deprem Öncü İşaretleri İzleme Ağı. Sistem özellikle büyük depremler öncesi doğadaki ve parametrelerdeki değişiklikleri izliyor. Bölge olarak da depremin yeri ve büyüklüğünü saptıyor. Sistem kapsamında şu anda Tuzla’dan Tekirdağ’a kadar fay hattında kurulan 18 istasyon faaliyette. Depremi önceden belirleme oranı ise yüzde 65. 2014 sonu hedefi ise 35 istasyon ve yüzde 85’lik isabet. Bayramın hemen ertesi 22 Ekim tarihinde de Başbakanlığa bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı(AFAD) ile veri paylaşımı konusunda anlaşma var.
Elde edilen verilerin deprem tahmini değil net bilgi olduğunu vurgulayan Gündoğdu’nun, bu konuda verdiği örnek şöyle:
“Üç dört gün öncesinden diyeceğiz ki; Bakırköy-Silivri arasında deprem bekliyoruz. Büyüklüğü de 7 olacak.”
Sonra… Gündoğdu’ya göre; bundan sonraki karar AFAD’ın. Ya vatandaş uyarılacak bölge boşaltılacak ya da düşüncesi bile riskli ikinci şık uygulanacak.
Peki ya üçüncü şık olan veriler yanıltıp boşa panik yaşanırsa? Gündoğdu bu soruyu dünyadan örneklerle yanıtlıyor:
“Çin doğadaki değişikliği farketti, uyardı, çok az can kaybıyla atladıldı. İtalya ciddiye almadı, 300 kişi hayatını kaybetti. Uyarıyı dikkate almayanları yargıladılar ve hepsine üçer yıl hapis verdiler.”

Kentsel dönüşüm şart
Bir başka İstanbul gerçeği de önceden bilelim ya da bilmeyelim depreme hazır olup olmadığımız. Biliyorsunuz, bu konuda çok sayıda senaryo var. Maalesef güncellenen sonuncusu bile felaket. On binlerce ölü, yüz binlerce yıkık ve hasarlı bina… Nedeni hâlâ yüzde 70’i ruhsatsız ve kaçak olan yapı stoğumuz. Açıkcası insanlar konut değil tabutlarda oturuyor. Örnek vermek gerekirse bugün 500 bin kişinin yaşadığı ve kentsel dönüşümün laboratuvarı olarak nitelendirilen Esenler’de 26 bin 527 bina var. Bunların 4 bin 624’ü ruhsatlı, gerisi kaçak…
O nedenle sözün bittiği yerdeyiz. Yapılması gereken tek şey, binalarımızı hızla güvenli hale getirmek. Çünkü bu konuda depremi önceden belirleyeceğini söyleyen de, “olmaz” diye karşı çıkan da aynı görüşte…

Tunca Bengin

Bir önceki yazımız olan Başörtüsü, laisizm ve sekülerizm başlıklı makalemizde başörtü yasağı, başörtüsü ve laisizm hakkında bilgiler verilmektedir.

netgazetesi

http://www.netgazetesi.net

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *